Okula bahçesine gelip de Aleyna'nın oturduğu yere doğru bakınca, gözlerini kısarak izlemeye başladı Gamze. Bak bak, nasıl da iyi kız rolü yapıp gülerek muhabbet ediyordu. Arkadaşları hiç mi onun gerçek yüzünü görmüyorlardı acaba? Böyle biriyle kim arkadaşlık etmek isterdi ki? Aklını mı yitirmişti bunlar?
Biraz daha baktı sinirle o yöne doğru, Kafasını başka tarafa çevirmeden önce. Onun yüzünden tüm gün koca kütüphaneyi temizlemiş ve yorgunluktan öldüğü için ertesi gün okula gidememişti. Hem de sınavı varken. Öldürecekti o kızı.
Aleyna ona bakıp gülünce, sinirle yumruğunu sıktı. Gidip, o yumruğu onun gözüne indirmek vardı ama, yine zararlı çıkan kendisi olacaktı bu konuda. Hem durup dururken bulaşmak da istemiyordu bir yandan. Başında yeterince dert vardı zaten. Bir de bunu ekleyemezdi durup dururken. Zamanı gelince elbet alacaktı intikamını.
Aleyna okula girmek üzereyken, Gamze'nin yanına gelip "Nasıl gitti temizlik?" diye sordu alay edercesine. "Parlattın mı her yeri?"
"Yürü git kızım. Beni kendine bulaştırma." dedi Gamze elinin tersiyle işaret ederek, gözlerini devirip.
"Haspam! Bulaşırsan ne olurmuş?"
Tam o sırada bir çocuk Aleyna'nın yanında durarak kolundan tuttu. Onu gören Gamze, Aleyna'ya cevap verme tenezzülüne girmemişti. Kalkıp sınıfa gidecekti ki, merakı ağır bastı. Bir süre daha durdu orda, olan biteni dinlemek için. Çocuk zarar verirse karışır mı diye düşünürken buldu kendini bir an durup dururken. Sonra ağzını burnunu kırarım o çocuğun dedi kendi kendine. Düşmanı bile olsa korumaktan vazgeçemezdi bir kadını. Sonra da onun da kendisini çok çok iyi koruyabilecek olduğu geldi aklına. Yine de devam etti durmaya.
"Neden görmezden geliyorsun beni Aleyna?"
"Çünkü etkisiz elemanlar her ne kadar orda olsalar da, bir boka yaramadıkları için görmezden gelmekte hiçbir zarar yoktur."
Aleyna sinirle kolunu çekerken, "Neden nefret ediyorsun benden?" diye sordu çocuk. Konu iyiden iyiye dikkatini çekmeye başlamıştı Gamze'nin.
"Senden nefret etmiyorum Tuncay. Ama sen karşımda yansan ve benim elimde bir bardak su olsa, ben o suyu içerim."
Aleyna uzaklaşırken, çocuk arkasından bakakalmış ve Gamze de kalkıp okulun içine doğru yürümeye başlamıştı. Aslında kendisine karşı söylemese, güzel laf sokuyordu kız. Böyle düşündüğünü fark edince sinirle iki yana salladı kafasını. Bir de üstüne koruyacak miydi onu? Daha da neler!
"Aleyna?"
Aleyna arkasını dönerek peşinden gelen Gamze'ye baktı.
"Hayırdır?"
"Bunun öcünü alacağım, biliyorsun değil mi?"
"Bana da bi tost al, çift kaşarlı olsun." diyerek Gamze'nin yanağından makas alarak uzaklaştı oradan.
Gamze sinirle gözlerini devirerek sınıfına doğru yürüdü. Sınıftaki kızlar onu görünce konuşmayı kesmişlerdi. Onların Gamze'yi sevdiği pek de söylenemezdi. Sivri dili ve sinirli halleri yüzünden herkes uzak dururdu ondan. Gamze de onlardan haz etmezdi aynı şekilde. Hepsi bir ara tek bir şey için yanındaydı onun. Kardeşi için. Onu ayartmaktan başka düşünceleri yoktu. Kardeşi yanindan gittiğinde ve de Gamze niyetleriji anlayıp onları terslediginde hepsi bir anda dağılması etrafından. E memnun da olmuştu bundan. Sahte sevgi gosterilerindense, gerçek yüzlerini göstermeleri daha iyiydi ona göre.
Aleyna sınıfa girerken "Ulan o taşı nasıl terslersin?" diye soran kıza bakarak "Ulan mal, kafana ateş etseler mermi bir saat beynini arar? Olmayan aklınla bir de bana akıl mı veriyorsun sen?" diye sordu, bir yandan da sırasına usulca otururken.
"Bana bak Aleyna. Benimle düzgün konuş."
"Sen bana bak." deyip bir kaç saniye kızın adını hatırlamaya çalıştı. Sonra da hatırlayamadığına kanaat getirdi. "Adın her neyse. Çok istiyorsan sen git yapış çocuğa. Ve beni rahat bırak."
"Sen yapış da ne demek? Sen ne sanıyorsun beni be?"
"Aman be, ne sanacağım? Çekil git başımdan. Umurumda bile değilsin şahsen." dedi gülerek. Arkadaşlarına karşı güler yüzlü olabilirdi ama onlar dışında kalan hiç kimse umurunda değildi. Arkadasi dediği de bir iki kişiydi zaten. Her an onlarla takilmasa da, en azından konuştuğu anlarda iyi anlaştığı bir kaç kişi yetiyordu on.
Kız kendi kendine bir şeyler mırıldanıp da önüne dönerken, gülerek başını iki yana salladı Aleyna. İsteyen istediği yerde son sözü söylüyor sanabulirdi kendisini. Onun için hiçbir zaman problem olmamıştı bu. O sanmakla yetinmiyordu hiçbir zaman çünkü.