Ateşin Var mı Kardiş?

763 Kelimeler
Teneffüs zili çalınca Aleyna'yı izleyerek peşinden kantine gitti Gamze. Masalardan birine oturan Aleyna'ya bakıp çift kaşarlı tost ve çay aldı. Yanına doğru yürüyüp, bakışlarını kendisine çevirmesini sağladıktan sonra "İstemiştin ya." deyip gülümsedi. Aleyna şaşkınlıkla havaya kalkmış kaşlarıyla ona bakarken, tostu ve Çayı masaya koydu. Ve daha sonra hafiften dokundu çay olan bardağa. Üzerinden duman tüten çay Aleyna'nın üzerine dökülürken, çığlık atarak yerinden fırladı. Sinirli bakışlarını Gamze'ye dikti yanan bacaklarını bi an olsun unutmaya çalışıp. "Ne yaptığını sanıyorsun sen lan!" Aynen kütüphanede onun yaptığı gibi gülerek kulağına doğru eğildi. "Ben de hakkımı kimseye yedirmem. Kusura bakmayacaksın." O olaydan sonra Aleyna tüm teneffüsler boyunca Gamze'yi gözetlemisti. Bu iş çığırından çıkmıştı ama öcünü almadan da bırakmazdı peşini. Anında krem sürmüştü ama bacakları hâlâ çok acıyordu. Bu acının geçmesinin bir tek yolu vardı. İntikam. "Kanımı yerde bırakmam." diye mırıldanıp, güldü ve Gamze'yi çaktırmadan gözetlemeye devam etti. Devamlı olarak birine bakıyordu. Yakışıklı çocuktu da Allah için. "Maşallah diyeyim de nazar değsin." diye söylenip kahkaha attı kendi kendine. Sevgili olsalar yan yana olurlardı, demek ki değiller, diyerek izlemeye devam etti. O öc bugün alınacak, yoksa uyuyamam ki ben, diyerek çocuğun yanına doğru ilerledi. Madem iş giderek pisleşiyordu, Seve seve daha da boka batırabilirdi. Asıl babanın kendi olduğunu bilmeden emin adımlarla yürümeye devam etti o yüzden. Çocuğun yanına oturup "Selam." dedi. "Bizim okuldan mısın?" "Üzerimde bu okulun forması olduğuna göre?" "Biliyor musun ben de bizim okuldanım. Hem de aynı formayı giyiniyoruz. Vay anasını." Çocuk kahkaha atarken, sinsice güldü. "Konuşmaya ikimizin de iki burun deliği var diye devam etmeyeceksin umarım." "Yo. Asla. Ama cidden var ha." deyip başını eğerek çocuğa baktı Aleyna. "Iki göz, bir ağız. Vay be. Çok enteresan." "Ya. Öyle." Çok da konuşkandı maşallah beyefendi. Kerpeten getirseydim keşke yanımda diye düşündü bir an Aleyna istemsiz olarak. "Bir şey diyeceğim ya. Aynı dili konuşup da birbirine yabancı olmak çok saçma değil mi?" "Anlamadım." "Diyorum ki, bi vesikalığın varsa alırım. Cüzdanıma koymalık." "Vallahi yine anlamadım." "İllaha gel evlenme teklifi et diyorsun yani. Bana uyar." Çocuk gülerek başını iki yana salladıktan sonra elini uzattı. "Bu arada Miraç ben. Hani çıkacaksak, belki bilmek istersin." "Öğrendiğim iyi oldu tabi ki. Ben de Aleyna, müstakbel sevgilin." Elini uzatıp da çocuğun uzattığı elini sıkarken, sinirle ikisine bakan Gamze'ye takıldı gözü. Kusura bakma Gamzeciğim, ama yanlış kişi seçtin dalaşmak için, dedi içinden. Bacaklarının sızısı bile geçmişti onu öyle sinirli görünce. Bur anda soğuk sular serpilmişti sanki içine. Miraç'ın numarasını telefonuna kaydettikten sonra zil çalınca sınıfa doğru giderken, Gamze'nin yolunu kesmesiyle duraksadı. "Bana bak kızım. Sen artık çok oluyorsun." "Neden? Sen de bön bön bakmak yerine gidip tanışsaydın çocukla. Yemeyenin malını yerler." "Yerler derken?" "Diyorum ki canım. O ağzının suyunu akıta akıta baktığın çocuk artık benim." Bir kaç saniye kahkaha attıktan sonra, eliyle yüzüne yelpaze yaptı Gamze. "Bir saniye ya." dedikten sonra gülmekten ağrıyan kanını tutup kendisini durdurmaya çalıştı. Aleyna ise kaşları çatıli bir şekilde bir şey söylemesini bekliyordu. Ne diye gülüyordu ki şimdi durup dururken bu? "Sen şimdi." deyip tekrar kahkaha attı. "Benim, ultra kıskanç ve psikopatlıkta çığır açmış ikiz kardeşimle mi çıkıyorsun? Doğru anladım ben değil mi?" diye sorarak tekrar kahkahayı bastı Gamze. Yanılmıştı. Akıllı falan değildi. Resmen salağın önde bayrak taşıyanıydi bu kız. Ama bir yandan da kimsenin çıkmaya ikna edemediği kardeşini ikna etmişti. Pes doğrusu. Aleyna'nın kaşları şaşkınlıkla havaya kalkmış, söylediklerini hazmetmeye çalışıyordu. Ne yani, bu da mı gol değildi? "Sana artık bulaşmayacağım. Canım ya." diyerek kafasını okşadı alay edercesine. "Sen kendi belanı kendi ellerinle bulmuşsun zaten." Gamze gülerek giderken, arkasından bakakaldı Aleyna. Telefonu titrerken, bir kaç saniyeliğine de olsa kafası dağılsın diye eline alıp gelen mesaja baktı. 'Kardeşimle anlaşman güzel. Ama istersen sınıfına gir artık da, sana bakan şu iki malı gebertmek zorunda kalmayayım.' Tam yan tarafında duran Miraç'la bir kaç saniye göz göze geldikten sonra sınıfına doğru yürüdü. Sırasına oturup kafasını sıraya vurmaya başladı. "Geber emi Aleyna. Senin neyine kızım gidip de elin çocuğuna yavşamak? Ulan sende şans olsa annenin gün arkadaşlarının çocukları diş telli ve tontik olmazdı. Hayır, neyine güvenip de gidersin çocuğun yanına." Ne yapacaktı şimdi? Gidip çocuğa her şeyi anlatsa, yanlış anladım dese. Ya da başkasından hoşlanıyordum benzettim falan dese mesela. Olmaz mıydı ki? Gayet mantıklı bahanelerdi işte. Ne olurdu ki söylese? Neyine senin kızım sevgili ya, diye düşünürken bir kez daha vurdu kafasını sıraya. Belki hafiza kaybı geçirirdi böyle böyle. Ya da daha güzel bir ihtimal olarak ölebilirdi mesela. Mis gibi ayrılık sebebi. Ne yapacağını düşünüp dururken, çıkar bir yol bulamazken “Hay dilin kopsun emi senin Aleyna!” dedi kendi kendine. “Eşekler tepsin o çemçük ağzına senin.” Bir kez daha kafasını vururken "Kafan kırılacak kız." diyen arkadaşına bakıp "Müstehak bana." dedi. "Tutmayın beni, öleceğim ben."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE