Soyunma odasına girdiğimde yüzümde kocaman bir sırıtma vardı. Bunun tek sebebi de Umut’a hislerimi ifade etmemdi. Sonunda be! Kübra kapıdan içeriye girdiğim anda oturduğu banktan hızla kalkıp yanıma gelmişti. Ellerini omuzlarıma koyup gözlerini endişeyle yüzümde gezdirdi. Bir süre beni inledikten sonra rahatlamayla derin bir nefes alıp verdi. ''Avını görmüş çakal gibi sırıttığına göre her şey yolunda?'' Dediğiyle kafamı olumlu anlamda salladım ama sonra beni çakala benzettiğini idrak ettiğimde omzuna vurdum. Gülerek geri çekildi ve sağ eliyle sol omzunu tutarken yüzünü buruşturdu. ''Ne vuruyorsun be! Zaten birazdan dayak yiyeceğiz yeterince. Bari biz birbirimizi dövmeyelim.'' Dediğiyle kıkırdayıp omuz silktim. ''Normalde karşılık verirdim ama antrenmanda olan kaza yüzünden şey etmiyorum

