Değerli kıçım büyük ahşap masanın üstündeydi. O içeri girdiğinde karanlık oda arkasındaki ışıkla hafif aydınlandı. Ama benim olduğum yer hala karanlıktaydı. Kravatını gevşetip eli ışığı açmak için düğmeye uzandı. Işıkları açıp arkasını dönerek bir iki adım attığında beni ve ona doğrultulmuş silahımı görmüştü. Sırıtarak “Selam sayın bakan” dediğimde kaçmak için geriye doğru bir adım attı ama yolu kesilmişti. Bakan Nil’i görünce karşısında görünce geriye doğru tökezledi. Siyah pantolon siyah balıkçı yaka kazak ve siyah deri çizmeleriyle tam bir ölüm meleğiydi. Tabi bu ölüm meleği orak yerine bıçak kullanmayı tercih ediyordu. İki elinde sarkan bıçakların çeliği ışıkta parlıyordu. Nil kocaman gülümseyerek içeri bir adım attı. Bakan ağzını açtığı an kafasını iki yana sallayıp “Çık, çık, çık

