(Yağmur'dan)
Duvarda asılı olan saate son bir saattir attığım bilmem kaçıncı baygın bakışımı attım ve bıkkınca ofladım. Ömer saat dokuz olmasına rağmen hala uyuyordu.
Oysaki akşam benimle vakit geçirmek istediğini söylemişti ama yanıma gelmek yerine odasında kalıp uyumayı tercih etmişti. Ben sırf o dışarı çıkmasın diye bu saate kadar uyanmasını bekliyordum.
Doğrusunu söylemek gerekirse akşam dışarda olmasını istemememden çok başka ortamlara fazla girmesini istemiyordum. Bu yüzden de gitmemesi için o an ne söyleseydi kabul ederdim.
Annem, Kader ve Ömer'in ailesini salonda bırakıp kendi odama doğru yürümeye başladım. Ömer'i beklerken benim de uykum gelmişti ve biraz uyumaya gidecektim.
Ömer'in kapısının önüne gelince bir adım bile atamadan bir kol beni içeri aldı ve kapıyı kapattı.
"Tam kırk altı dakikadır seni bekliyorum. Birkaç dakika daha gelmeseydin gelip seni zorla getirecektim."
Ömer ilk başta beni içeri aldığında aniden olduğu için korkmuştum ama şimdi gülüyordum.
"Sen uyumuyor muydun?"
"Uyuyordum ama bir saatten daha uzun bir zamandır uyanığım. Salona gelmek istemedim çünkü oraya gelseydim senle rahat rahat konuşamayacaktık. Ben de seni burda bekledim."
"Mesaj da atabilirdin."
"Atabilirdim ama atmadım. Nedense seni beklemek istedim."
"Sen kiminle buluşmaya gidecektin bu arada? Sadece okul arkadaşların mı? Yoksa dısardan da kimse gelecek miydi?"
"Kimseyle buluşmaya gitmeyecektim."
Ömer yüzüme masum masum bakıp bu cümleyi kurunca kandırıldığımı anlamam uzun sürmedi.
"Neden kandırdın beni o zaman?"
"Yanıma gel diye. Benden hep kaçıyorsun ve ben de hep seninle olmak istiyorum."
Dediği şey mutlu olmama neden olurken gülümsedim. Asıl ben hep onunla olmak istiyordum. Hem de onu ilk gördüğüm günden beri. Dürüst bir şekilde bunu dile getirdiğimde Ömer'in yüz ifadesi görülmeye değerdi.
"Ben de hep seninle olmak istiyorum."
"Eğer beni kandırıyorsan bunun bedelini çok kötü bir şekilde ödetirim ona göre."
"Kandırdığım falan yok. Ne düşünüyorsam onu söylüyorum sadece."
"O zaman bir soru daha sorabilir miyim?"
"Sorabilirsin."
"Seni sevmiyorum derken ciddi miydin? Sana direkt bana aşık ol demiyorum ama elimde olmadan sana kapıldım. Yaptığın her şeye aşık oldum neredeyse ama bunu sana söylediğimde ben seni sevmiyorum dedin. Dediğin bu şeyde ciddi miydin?"
Ömer hiç beklemediğim bir anda bana aşık olduğunu söylemişti ve haklı olarak elim ayağıma dolanmıştı. Ben de aklıma o an ilk gelen şeyi söylemiştim ama bunda hiç ciddi değildim çünkü ben zaten aşk duygusunu bildiğimden beri bu duygum sadece Ömer'e aitti.
Onu o kadar çok seviyordum ki hangi durumda olursam olayım onun sadece ismimi söylemesi yeterli oluyordu.
O en kötü zamanlarımda tutunduğum en değerlimdi. Onun bundan haberi yoktu, telaşla söylediğim iki kelimeyi aklına takmıştı ama gerçek çok farklıydı.
"Dediğim şey hakkında sen ne düşünüyorsun? Ciddi olduğumu mu?"
"Hem ciddi olduğunu düşünüyorum hem de öyle olmamasını umuyorum ama yine de ciddi değildin bence. Sadece ben birden sana bunu söyleyince telaş yapıp böyle bir şey söyledin."
"Ordan bakınca seni sevmeyen biri gibi mi görünüyorum? Eğer öyle görünüyorsam yanlış görünüyorum ama sana olan duygularımı şu an değil de daha iyi hissettiğim bir anda söylesem olur mu? Her şeyin çok üst üste gelmesini istemiyorum. Son beş günde akla hayale sığmayacak kadar hem iyi günler hem de kötü günler geçirdim."
"Tamam. Üstüne çok fazla gelmeyeceğim." Ömer cümlesini bitirir bitirmez telefonu çalmaya başlayınca ikimizin bakışları da telefon ekranına döndü. Anıl arıyordu.
Ömer aramayı cevaplayıp telefonu kulağına götürünce ben de konuşulanları duymak için başımı Ömerin omzuna koymuştum. Bunu yapar yapmaz o da başını başımın üstüne eğmişti.
"Evde misin Ömer?"
"Evet."
"Benim canım çok sıkılıyor ya. Kübra'yı da alıp size gelsek olur mu? Saat biraz geç olduğu için sormadan gelmek istemedim."
"Saat daha dokuz bile olmadı ya. Bizim de canımız çok sıkılıyor. Sen evde misin yoksa çıktın mı?"
"Kübra'yla birlikte arabadayız. Biz de size gelmek için hazırda bekliyorduk."
"Tamam o zaman çabuk gelin."
"Yirmi dakikaya ordayız."
"Görüşürüz."
Ömer telefonu kapatıp cebine atınca ben de tam kafamı omzundan kaldırıyordum ki buna izin vermemişti. Elleriyle kafamı yine omzunun üstüne koyunca güldüm.
"Bir şey söyleyeceğim ama kızma tamam mı?"
Kaşlarım istemsizce çatıldığında devam etmesi için kafamı salladım.
"Son günlerde çok dikkatimi çeken bir şey var. Sen olayı bilmiyorsun ama Anıl'ın uzun zamandır sevdiği bir kız var ve bu kızı bir türlü hayatından çıkarıp yoluna devam edemiyor. Anıl ne derse desin kız onu hiç hak etmiyor ama bizim salak yine de ondan vazgeçmek istemiyor ama son günlerde daha doğrusu Kübra hayatımıza girdiği günden beri ne keyifsiz bir anını ne de o kızdan bahsettiğini hiç görmedim. Kübra da onunlayken çok mutlu görünüyor. Yani kısacası diyorum ki acaba Kübra'yla mı konuşsan? Anıl'a karşı hislerini çok merak ediyorum. Şimdi ben Anıl'a sorsam bana bir şey demeyecek ama sen Kübra'ya sorsan sana her şeyi anlatacağından eminim. Sadece Anıl'ın artık gerçekten saplantı haline getirdiği o kızı hayatından çıkarmasını istiyorum. Anıl benim iyi kötü her anımda yanımda olurken ben de onu bu durumdan kurtarmak istiyorum."
Ömer'in konuştuğu şeyler tam olarak hissettiğim şeylerdi. Anıl'ın birine aşık olduğunu hiç bilmiyordum ki bunu Ömer söylemese Kübra'ya aşık olduğunu düşünmeye başlayacaktım çünkü onunla gerçekten çok ilgileniyordu.
Ben de gerçekten ikisinin güzel şeyler yaşamasını istiyordum çünkü Kübra da birkaç yıl önce ayrıldığı sevgilisinden sonra tek bir kişiyle bile hiçbir şey yaşamamıştı çünkü artık kimseye güveni kalmamıştı.
"Benim de dikkatimi çekti bu konu biliyor musun? Sen söylemeseydin Anıl'ın başkasını sevdiğini bilemezdim. Ben direkt Anıl'ın Kübra'dan hoşlanmaya başladığını düşünüyordum. Kübra Anıl gibi Anıl da Kübra gibi iyi birini bulamaz. Ben Kübra'yla konuşup ağzını yoklarım merak etme."
"Zaten ikisi şimdi buraya gelecek. Ben Anıl'ın bana kızacağını bile bile Çağla konusunu açacağım. Bakalım Kübra önünde ne diyecek?"
"Fazla üstüne gitmesek mi? Belki kızı gerçekten de çok sevmiştir."
"Tam da üstüne gideceğimiz bir zaman. Bana güven. Anıl yeni bir kıza karşı bu kadar hassas olmaya başlamışken onu bu durumdan çıkarmamız lazım. Çünkü Anıl artık Çağla'ya aşık değil. Sadece bazı şeyleri kendine yediremiyor o kadar ama şimdi mantıklı olanı görebilecek durumda olduğunu düşünüyorum. Onu yıllardır tanıyorum ve bu fırsat elimize geçebilecek en iyi fırsat. Sen Kübra için ben de Anıl için elimizden ne geliyorsa yapalım tamam mı?"
"Tamam."
"Sonra da kendi yolumuza bakalım. Buna tamam mı?"
"Ona da tamam." dedim gülümseyerek. Ömer lafı dönüp dolaştırip tekrar bize getiriyordu. Zaten bizim her şeyimiz yolundaydı ama benim de onu sevdiğimi söylemem gerekiyordu. Bunun çok net bir şekilde ortada olduğunu düşünüyordum ama Ömer için bunu benim ağzımdan duymak çok önemliydi.
"Güzel. Hadi gidelim."
Ömer gülümseyerek kapısını açtığında önce o sonra da ben odadan çıktık. Annem, Nazlı Teyze ve Fatih Amca biz buraya geldiğimizden beri o kadar güzel ve bol bol sohbet ediyorlardı ki annemin neşeli çıkan sesi istemsizce yüzümü güldürüyordu.
Ömer salonun kapısından başını çıkarıp annesiyle birkaç kelime konuştuktan sonra tekrar bana döndü.
"Anne Anıl ve Kübra birazdan gelecek. Biz terasta olacağız. Bizi merak etme."
"Tamam oğlum. Çok fazla kalmayın üşütürsünüz. Üstünüze bir şey almayı unutmayın. Yağmur kızım sen de daha sıkı giyin annem."
"Tamam Teyze. Anneciğim birkaç saate yanına gelirim tekrar."
"Keyfinize bakın siz kızım."
"Üstüne bir şey al da öyle gel sonra çıkalım. Üşütmeni istemeyiz değil mi?"
"Hemen geliyorum."
Ömer'i orda bırakıp odadan kazağım ve saç tokamı alıp hızla çıktım. Ömer'in yanına giderken hem kazağımı giymiş hem de saçımı toplamıştım.
Kapıya geldiğimde Kübra ve Anıl'ı görür görmez gülümsedim. Şu andan itibaren en güzel ikilim bu ikiliydi.
"Hos geldiniz."
"Hoş bulduuukkk." Kübra boynuma atlayıp bana sarıldığında ben de onun gibi heyecanla ona sarıldım. Dünden beri onu görmüyordum ve bu alışık olduğum bir şey değildi.
"Teras katına çıkıyoruz. Orda daha güzel konuşuruz diye düşündük."
"Çok iyi düşünmüşsünüz. Hadi gidelim."
Anıl ve Ömer önden ben ve Kübra arkadan giderken Kübra'yla sohbet etmeye başlamıştım.
"Anıl'ın yanında mıydın yoksa buraya gelmek için mi buluştunuz?"
"Ben evdeydim Anıl arayıp beni görmek istediğini söyledi sonra da sizin yanınıza gelmemizi teklif etti. Ben de seve seve kabul ettim."
"Anıl seni görmek istemese sen onu görmek istemeyeceksin yani? Ne biçim arkadaşsın sen?"
Dediğim şey Kübra'yı güldürürken konuşmaya başladı. Ağzından iki üç laf almak istiyordum ve umarım alabilirdim
"Saçmalama. Ben de görmek istiyordum tabii ki. Sadece o benden önce davranıp aradı. Yoksa ben de arayıp buluşmak istediğimi söyleyecektim."
"Anıl çok iyi çocuk değil mi ya? Çok şeker gerçekten. Bize de çok yardımcı oldu."
"Aynen gerçekten de çok iyi biri. Çok sahiplenici bir yapısı var ve bunu seviyorum."
Dördümüz de teras katına gelip oturunca Ömer önce bana sonra Kübra'ya sonra da Anıl'a baktı ve konuşmaya başladı.
Söylediklerine göre Anıl bu konuda biraz hassastı ama Ömer ne olursa olsun yine de bu konuyu açacaktı. Anıl'la arasının bozulmasını bile göze almıştı şu an.
"Ee nasılsınız bakayım?"
"Bildiğin gibi."
Anıl bu cevabı verince Ömer de bunu bekliyormuş gibi Çağla konusunu açtı.
"Hala Çağla'yı mı düşünüyorsun?"
Ömer bu soruyu sorar sormaz Anıl ve Kübra'nın bakışları birbirini bulmuş ve açık bir şekilde Anıl sinirlenmişti.
"Şimdi bunun sırası mı Ömer? Daha sonra da konuşabiliriz bunu."
"Ya öylesine sohbet ediyoruz zaten. O yüzden sordum. Rahatsız olacaksan sormayayim."
"Çağla kim ki?"
Kübra sorusunu direkt Anıl'a yönelttiğinde Anıl derin bir nefes alarak konuşmaya başlamıştı.
"Eski sevgilim."
"Hala sevdiği eski sevgilisi." Ömer Anıl'ın cümlesini tamamlayınca Anıl'ın sinirine hakim olamayıp bir şey yapacağından korktum ama korktuğum şey olmadı ve Anıl sakin kalmaya çalışarak Kübra'ya tekrar cevap verdi.
"Sadece eski sevgilim."
"Hala sevdiğin eski bir sevgilin olduğunu bilmiyordum."
Kübra'nın üzgün çıkan sesine o kadar üzülmüştüm ki ona sarılmamak için kendimi zor tutuyordum. Miniğim belli ki Anıl'a karşı boş değildi. Zaten öyle bir görüntüsü vardı ama bu netleşmis oldu.
"Ömer abartıyor Kübra. Onu hala sevdiğim falan yok. Sadece... Sadece ne bileyim sevdiğim ilk kişi olduğu için onu düşünürken buluyorum kendimi hep."
"Anladım."
Kübra başını eğip dudaklarını sıkınca Anıl Ömer'e ölümcül bir bakış atıp sustu. Kübra'nın yaptığı bu hareket Anıl'ı da çok üzmüştü.
"Kübra senin aşk hayatın nasıl gidiyor? Sen de bizimki gibi takıntılı mısın yoksa?"
"Ben de uzun süreli bir ilişkiden çıktım ve ondan sonra kimseyle konuşmadım."
"Uzun süreli ilişki? Ne kadar sürdü?"
Anıl merakla Kübra'ya bakarken ortam tam istediğimiz hale gelmişti. İkisi de birbiri hakkında bazı şeyleri merak ediyordu ve şimdi de bunları birbirlerine soracak fırsatı bulmuşlardı.
"Benimki iki yıl sürdü ama ben senin gibi hala aşık falan değilim. Ona takılıp kalmadım da."
"Ben Çağla'yı sevmiyorum Kübra. Ömer sadece söylemek istediği şeyleri söylüyor."
"Olum daha geçen gün o benim ilkim falan demiyor muydun? Onu hala seviyorum demiyor muydun?"
"Demekki hala sevmiyormuşum Ömer."
"Neden kararını birden değiştirdin ki? Üstünden bir ay bile geçmedi bunu bana söyleyeli."
"Ben onu o zaman sana artık bana soru sorma diye öylesine söylemiştim. Çağla'yı hala sevdiğim falan yok."
"Tamam bir şey demedim sinirlenme."
Bu sefer soru soran kişi ben olmuştum. Benim de Ömer hakkında bilmediğim bir sürü şey vardı. Belki de Ömer benden önce bir sürü kıza aşık olmuş ve hepsine bana dediği gibi seni seviyorum demiştir.
"Peki sen daha önce hiç aşık oldun mu Ömer?"
"Hayır."
Ömer hiç beklemeden kendine güvenen bir şekilde cevap verdiğinde gülümsedim.
"Senin oldun mu peki?" Aynı soru bana sorulduğunda ben de hiç düşünmeden cevap verdim.
"Evet."
Ömer'in kaşları çatıldığında hemen "Kime?" diye sormuştu.
"Daha sonra söylerim. Bu arada Kübra'ya da kim olduğunu söylemek ister misin?"
"Nasıl yani?" Kübra bana dönüp bu soruyu sorduğunda işaret parmağımla Ömer'i işaret ettim.
"Sana anlatması gereken şeyler var."
"Ne anlatacaksın Ömer?"
"Sana fake hesaptan yazan kişi bendim. Kübra'yla sen konuşsan işi kabul edeceğinden emin olduğumuz için sana ulaştım. Zaten Yağmur'u da senin sosyal medya hesabından bulmuştuk."
"Bulmuştuk?"
"Yağmur fotoğrafını çekip duvar kağıdı yapmıştı. Ben de bunu görünce kim olduğunu merak ettim ve bunu Anıl'la paylaştım. Sen telefonu almaya gelince Anıl senin ismini öğrenip bana söyledi ve ben de seni bulup ordan da Yağmur'u buldum. Sonra üniversiteye gelince Yağmur'un kantinde çalıştığını gördüm ve bu hiç hoşuma gitmedi. Sonra Anıl'la karar alıp Yağmur'un bizim yanımızda çalışmaya başlamasını istedik ve seninle konuşup bunu başardım. Yani şu an burda olmamızı da Anıl'a borçluyuz."
"Anıl demekki beni ilk günden beri tanıyordu. Benim de aklıma yatmayan bazı şeyler vardı ama o kişinin sen olacağı hiç aklıma gelmemişti. Gerçi ilan falan olmadan Yağmur'un birden bire işe alınması garipti ama yine de sen hiç aklıma gelmedin. Yağmur'un çocukluk arkadaşın olduğunu biliyor muydun peki?"
"Hayır. Onun hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyordum. Sadece bizim yanımızda çalışmasını istiyordum o kadar."
"Peki beni niye işe aldınız?"
"Bu Anıl'ın fikriydi."
Kübra Anıl'a kısa bir bakış atıp tekrar Ömer'e döndü. Şu an Anıl ve Kübra arasında gözle görülür bir gerginlik vardı. Umarım burdan çıktıktan sonra ikisi de güzel bir şekilde konuşup her şeyi hallederlerdi.
"Neden beni de almak istedi ki?"
"Bilmem. Ona sor. O an ne düşündüğünü bilemem. Zaten seni dışarda görüp direkt işe almıştı."
Kübra bakışlarını Anıl'a çevirdiğinde Anıl kısık bir sesle konuşmaya başladı.
"Sadece gelmenin iyi olabileceğini düşündüm. Hem Yağmur'a hem de bize."
"Hmm."
Anıl birden ayağa kalkınca üçümüzün bakışları onu buldu ama o direkt olarak Kübra'nın önüne gelip elini uzattı.
"Biraz konuşabilir miyiz? Sana anlatmak istediğim bazı şeyler var. Sanırım yanlış anlaşıldım."
"Bana açıklama yapmak zorunda değilsin Anıl."
"Zorunda hissediyorum. Lütfen biraz da olsa kendimi açıklamama izin ver."
Kübra Anıl'ın elini tutup ayağa kalktığında Ömer'le göz göze gelip aynı anda gülümsedik. Sanırım bir şeyleri başarmıştık.
"Biz gidiyoruz. İyi geceler."
"İyi geceler."
Anıl Kübra'nın elini bırakmadan yürümeye başladığında Kübra bana el salladı ve Anıl'ın adımlarına ayak uydurup gitti.
"Anıl kesin beni fena benzetecek." diye gülen Ömer'e telaşla baktım.
"Anıl seni döver mi ki?"
"Bilmem. Bu sinirle tüm şehri dövebilir belki de. İkisi de aşık olmuş birbirine zaten. Hep yan yana oldukları için böyle bir şey olası. Şimdi sadece bekleyip göreceğiz."
"Sen mükemmel bir adamsın biliyorsun değil mi?"
"Beni sevdiğini söylediğinde tam olarak mükemmel bir adam olacağım ama o zamana kadar mükkemel olduğumu söyleyemem."
"O zaman bunu en yakın zamanda söylemem gerekiyoe sanırım."
"Şimdi söyleyemez misin?"
Çalan telefonum beni kurtardığında ekrana bakıp kaşlarımı çattım.
Saat onda özel bir numara beni niye arıyordu ki?
BÖLÜM SONU.