Dini Nikah

1480 Kelimeler
AZÊ - Kuyunun dibinde geçirdiğim üçüncü gündü. Beni yıldırıp Devran ile evleneceğimi sanıyorlardı. Bilmedikleri şey Devranla evlenmek zaten ölümdü. Oldum olası hiçbir zaman kanım kaynamadı ona. Her pis suratıyla karşıma çıkıp onun karısı olduğumu söylediği zamanlar midem bulanıp kusasım geliyordu. Son zamanlarda yaşım 18 yakın olmaya başladığı anlarda tacizleri daha fazla olmaya başlamıştı. Ben anlamıyordum babam oğullarına gözü gibi bakarken sanki ben çocuğu değil de düşmanıymışım gibi davranıyordu.... Daha ben kundaktayken yazgıma karar vermiş, ve benim sanki duygularım yokmuş gibi bunu kabul etmemi bekliyordu. Susuzluk ve açlıktan bitap hale düşmüştüm. Bir yandan da kolum ve bileğimde kuyuya atılırken ezilme ve burkulmalar oluşmuştu. Vicdansız köpekler.... Yalnız benim canım fizikselden çok psikolojik olarak yanıyordu. Abim Hozan sadece aklım ondaydı. Benim yüzümden üzülüp başına iş açmasından korkuyordum. Ölmek değilde Hozan abimden kopmak benim için zor olan buydu, onu kendi acımla bırakmak.... Artık konuşmayacak halde alıştığım karanlıkla kuyuda girdiğim derin düşüncelerle ölüme yakın olduğumu hissediyordum tam da bu düşüncelerle zihnim bulanıklaşmışken alıştığım karanlık kuyuya birden ışık hücum edince kör olduğumu düşündüm. Ne olduğunu anlamadan etraftaki adamlar indirilmiş, ben kuyudan yukarıya çıkarılmıştım. Karşımda 1.85 dolaylarında yapılı vücudu ve özenle her bir yeri sanki yapılmış, sert yüz hatlarıyla kara kaşlı, kömür gözlü heybetli bir adam duruyordu. Ayakta zar zor duruyorken son kalan gücümle beni çıkaran kişinin kim olduğunu, neden beni çıkarmak istediğini öğrenmek istedim sorduğum soruya verdiği cevapla son kalan dermanımda sanki vücudumdan çekilmiş gözlerim kararmıştı ondan sonrasını hatırlamıyorum. -Botan Miroğlu , Miroğlu Aşireti reisi. Buraya seni benimle evlenmek için götürmeye geldim. BOTAN - Karşımda her yeri yara bere içinde kalmış olmasına rağmen çok güzel bir kız çocuğu duruyordu daha yeni genç kızlığa adım atmış. Biçimli fiziği ve uzun saçları ile göz kamaştıran ama en çokta bakanın içinde kaybolacağı su yeşili gözleriyle bütünleşen. Sert bir şekilde merak ederek sorduğu soruya verdiğim cevaptan sonra bayılıp kollarıma düşmüştü. Düşündüm de şu haldeki kıza verilecek cevap mıydı sorgulanır. Ama olan olmuştu. Hızla vakit kaybetmeden kucağımda kuş kadar hafif olan bedeni alıp arabaya geçtim. Şanlıoğulları ve Demiroğulları olayın farkına varmadan Dağ evine ulaşıp Dini nikahı kıymamız gerekiyordu. İşte asıl kıyamet bundan sonra başlayacaktı, Azêyi alıp Diyarbakıra bizim konağa dönecektim . Bizimkiler öğrendikten sonra bir kıyamette bizim konakta cereyan edecekti. Hızla Dağ evine yol aldığım sırada baygın bir şekilde yatan Azê uyanmıştı. gözlerini açtığı anda ilkin bir nerede olduğunu ayırt etmeye çalışmış, direksiyon başındaki beni gördükten sonra bana dönüp; - " Sen kim oluyorsun da ben seninle evleniyorum.! Çabuk indir beni yoksa seni yaşatmazlar..." ~~~~~ - Azê gördüğü adamı tehdit edip durmayıp, cevap vermeyince var gücüyle ona vurmaya başlamış, durması için debelenip duruyordu. " Hey küçük dur bak kaza yapacağız, amma da güçlüsün şu cılız bedenine rağmen." - Ben ne küçüğüm ne de cılız tamam mı! Dur diyorum, Hozan abim seni öldürür. - Zaten seni Hozan abine götürüyorum. Rahat dur da erkenden varalım. - Hozan abimmm mi!! Sen abimi nerden tanıyorsun? - Gidince öğrenirsin şimdi uslu uslu dur da kaza yapmayalım küçük! * Azê kendisine tekrardan kinayeli bir şekilde küçük diyen adama burun kıvırıp kollarını kavuşturup başını cama doğru döndü. Bundan sonra rahat durup tek kelime etmedi. Bu adam da kimdi, Abisini nereden tanıyordu, neden onunla evleneceğini söylüyordu aklı karışmış sorular içinde kalmıştı bir an önce abisine kavuşup ne olup bittiğini öğrenmek istiyordu. - Yol bitip sonunda Dağ evine geldiklerinde Hozan onları dışarıda bekliyordu Azê abisini görünce ona koşarak boynuna sarıldı. - Abimmm, seni bir daha göremeyeceğim sandım. Biliyordum beni orada bırakmayacağını ama benim yüzümden başına bir iş gelsin istemiyorum. ( Azênin bu sözlerden sonra gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı.) - Güzelim, abisinin canı ben seni o halde bırakır mıyım. Sen benim canımsın şimdi gel de bir şeyler ye acilen konuşmamız gereken şeyler var fazla vaktimiz yok. - Sağ ol abi yanındayım ya başka şey istemem. Yalnız bu adam kim abi benimle evleneceğini söyledi kim oluyor da bunu söylemeye cüret ediyor.! - Azêm sakin ol hele geç içeri de konuşucaz kim olduğunu öğreneceksin. * İçeriye geçip Hozanın onlar için hazırlattığı sofraya oturmuşlardı. Kardeşinin aç olduğunu bildiğinden ona dayanamamış aceleleri olmasına rağmen ilk işi sofra hazırlatmak olmuştu. Azê kıtlıktan çıkmışçasına yemeye başladığında Hozan ve Botan gülmeye başlamıştı. Botan içinden kuş kadar kızın nasıl böyle yemek yediğine şaşırıyordu. Onlar güldüğü esnada Azê kızarmış biraz daha normal yemeye başlamıştı. Yemek bittikten sonra çalışanlar çay getirmiş salona geçmişlerdi. - Azê pür dikkat abisinin gözlerinin içine bakıyor söze girmesini bekliyordu. Bu adamın kim olduğunu, neden burada olduğunu bilmek istiyordu. Hozan Azê'ye dönerek. - Azêm güzelim hele gel yanıma, otur konuşmamız lazım hemen çok vaktimiz yok. " Azênin ellerini ellerinin arasına almış, saçlarını okşarken Botan Hozanı. kız kardeşine olan sevgisini görmüş neden bu tehlikeye atıldığını anlamıştı. Onu asla yüz üstü bırakmayacaktı... Bacım biliyorsun ki sen daha küçükken bu berdel sözü verildi. Bu topraklarda verilen sözden dönmek ölüm getirir öyle ya da böyle Devran ile evlenmek zorundasın. Bu sözleri duyan Azê irkilse de Hozan konuşmasına devam etti. Bunu kabul etmeyip ölümü seçeceğini biliyorum Azêm. Sen bunu seçersen benim de bunu kaldıramayacağımı biliyorsun. Çok çözüm düşündüm lakin bugün burada olmanı gerektiren çözümden başka çıkış yolu yok. Devran ile evlenmemen için kardeş bildiğim ve sana gözü gibi bakacak Botan Ağa ile evlenmem lazım o seni benim gibi koruyacak bundan başka çıkış yolu yok. Buraya aşiretlerin haberi olmadan Dini nikâh kıymak için geldik. - Azê duyduğu şeyden sonra şoka uğramış abisinin ağzından çıkanı kulağı duyuyor muydu merak ediyordu. " Abi ben evlenmek istemediğim ölümü seçmişken sen kalkıp bana tekrardan öl diyorsun. Ha Devran ile evlenmişim Botan Ağaya dönerek keskin bir bakış atıp ha Botan Ağayla.!" - Azêm bu formalite bir evlilik olacak Botan Ağa seni koruyacak başka çare yok . Abine biraz güveniyorsan sözünden çıkmazsın. Biliyorsun ki ben sana zarar gelecek bir şeyi onaylamam. - Başını önüne eğip çaresiz bir şekilde kalan Azê , biliyordu ki Hozan abisi ona zarar verecek bir şey yapmazdı. Ve bundan başka çaresi olmadığına da emindi. " Peki abi sen bunu istiyorsan, tamam evleneceğim." - Hozanın içi cız etse de eğilip Azênin saçlarından öpüp; Söz veriyorum Azêm sana zarar gelmesine izin vermeyeceğiz. Şimdi senin için kıyafetler hazırlandı çalışanlar seni hazırlayacak fazla vaktimiz yok abdestini al, imam burada nikahı kıydığınız gibi Botan Ağayla Diyarbakıra gideceksiniz. Artık onun himayesi altındasın. * Azê içinde fırtınalar kopsa da abisi üzülmesin diye hissettirmeden dik başlı bir şekilde kalkmış abdestini almış abisinin onun narin ve güzel vücuduna yakışacak olan aldığı beyaz elbiseyi üzerine geçirip, beyaz tülbenti başına atmıştı. Botan Ağa da abdestini aldıktan sonra Dini nikâh için hazırlanan odaya imamın yanına geçilmışti. Yan yana oturan Azê ve Botanın evliliğine Hozan şahitlik ediyordu. İmam gerekli Usulleri tamamladıktan sonra Mehir kısmı için Azê'ye dönmüş ne istediğini soruyordu. - Hocam iki Mehir isteğim vardır. Biri atım Zerdanın bana getirilmesi, diğeri ise Okumaya devam etmeme izin verilmesi. bunları söyledikten sonra başını yukarı kaldırmış sert bakışlarla gözlerini Botana dikmişti. - Botan küçük cadının böyle istekleri olacağını düşünmemişti. Lakin Hozan için bu istekleri kabul edecekti. " Kabul ediyorum hocam." * Azê Botan Ağa'nın mehri kabul etmesiyle kalbinin yerinden çıkacağını hissetmişti. Çok sevdiği Zerdadan ayrılmayacak rüya gibi gelen okuluna devam edecekti... - Dini nikah kıyıldıktan sonra , hızlıca hazırlıklar yapılmış. Azê ve Botan Diyarbakır yoluna koyulmak üzerelerdi. Abisi ile vedalaşan Azê ona sımsıkı sarılmış durmadan yorulmadan ağlıyordu. Hozanın içi parçalanıyordu lakin başka çaresi yoktu. Aze'yi kendinden zar zor Koparan Hozan Botan ve Azê'yi uğurlamıştı. Buradan hemen konağa geçmek zorundaydı. Kimse Botan ve Hozanın plan yaptığını öğrenmemeliydi... ~~~~ - Botan halsiz bir şekilde neyin içinde olduğunu düşünürken, Azê şok üstüne şok içinde sessiz sessiz ağlıyordu. Azênin ağlamasına dayanamayan Botan; " Küçük sakın ağlama sen bana Hozanın emanetisin abin her şeyi senin için yaptı, nasıl ki abin kız kardeşine canı gibi bakıyorsa sen de benim için bir kız kardeş olacaksın bu evlilik asla gerçek olmayacak, sana dokunmayacağım. Lakin bizimkilere asla formalite bir evlilik olduğunu hissettirmemen lazım onların yanında ben ne dersem onu yapmalısın." - Botan Ağa ben küçük falan değilim.! Eğer abim sana güvendiyse ben de güveniyorum sana. Bir süre daha Azê ağlamaya devam ettikten sonra uykuya teslim olmuştu. Sabaha doğru Diyarbakıra Miroğlu konağına ulaştıklarında Botan peri kızı gibi narin ve sessiz uyuyan kızı sakince sarsmış ve geldiklerini söylemişti. - Azê burada ben sana ne söylersem onu yapacaksın, ben konuş demeden konuşma bizimkilere olup biteni makul bir şekilde anlatmam lazım. Bu evliliği unutma ben, sen ve Hozandan başkası gerçek olmadığı bilmeyecek. Azê bu sözlere sessiz bir baş onaylaması ile tamam demişti. Arabadan inen Botan ile arabadan inmişti. Botan konağın kapısına bakıp içli bir şekilde nefeslendikten sonra Azê' ye dönüp elini uzatmıştı Elini ver. - Azê irkilip, utanmıştı. - Botan Ağa elimi vermesem olmaz mı? - Azê birinci kural bizimkilerin yanında bana Botan de, ikincisi sözümü ikiletme ver elini insanların bu evliliğe inanması lazım. - Aze narin ince elini Botana uzatmıştı. Botanın koca eli arasında eli minicik kalmıştı. İlk defa yabancı birinin elini tutan Azê çok tuhaf hissediyordu. Botan Azênin elini sımsıkı tutmuş konağın kapısını heybetli bir şekilde açmıştı. Kahvaltı yapan konak ahalisi Botan Ağanın elini tutan kızı yanında görünce yediği lokmalar boğazlarında kalmıştı. - Cümleten Hayırlı sabahlar, size gelininiz Azê Miroğlunu getirdim..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE