Kızıl

1385 Kelimeler
Marco...  Gözlerimi aralamaya çalıştığımda istediğim o sıcak vücutla karşılaşamamıştım.  Hafifçe yana döndüğümde aralık gözlerle yatağın diğer tarafına baktığım. O kızıl kadın yoktu. Hızla yataktan doğrulup, banyoya doğru ilerledim. Duşta olabileceğini düşünmüştüm. Ama orada da yoktu. Ne yani bu alev ateş beni bırakıp gitmiş miydi? Ne zannettim ki, diğer kadınlardan ne farkı vardı ? Yatağa tekrardan oturduğumda gözlerimin önüne onun yumuşak, beyaz cildi gelmişti. Güzeldi. Fazlaca hem de ve kızıl uzun kıvırcık saçları, kıvrık vücudu her erkeğin isteyeceği gibiydi. Dün gece onu o kadar isteme nedenim buydu. Bunları daha fazla düşünmemek için hızlıca bir duşa girdim. Duştan çıkıp giyinme odasında hazırlandığımda, gözüm beyaz çarşaftaki kana değdi. Bedenim kaskatı olmuştu. Bu kız bakire miydi? Başımı olumsuz bir şekilde salladım olamazdı değil mi? Sonra gece aklıma geldi. Birleşeceğimiz zaman ki söyledikleri, bana “yavaş olur musun?” demişti. Altımdayken çığlıklarını anlamamıştım. Ben zevk zannederken resmen acı içinde kıvranıyormuş. Her şey o an kafama oturmuştu. Gözüme oturan perde kaybolmuş, içime bir pişmanlık bırakmıştı. Çünkü öyle bir kıza resmen yatakta hayvan gibi ki davranmıştım. Hızlı adımlarla aşağıya indiğimde kapıyı açıp dışarı çıktım. “Angelo !” “Buyurun efendim.” “Kızıl bir kadın çıktı mı?” “Evet efendim.” “Nereye bıraktınız? “ “Efendim teklif ettik ama Reddetti, taksi istedi. Bizde taksi çağırdık. Sonra gitti..” “Bana o taksiden evini öğrenin. Hatta o kadınla ilgili her şeyi.” Angelo şaşırmıştı. Karşısındaki adam ilk kez bir kadını araştırmasını istemişti. Tatbikîde kadını hatırlıyordu Angelo. Ne kadar darmadağın görünse de güzeldi. Marco ise tekrardan  odaya girip yatakla gözü kesişmişti.  Yatağa oturduğunda, kızın yattığı yastığı koklamıştı. Güzel bir kokusu vardı. İnsanın içini hoş ediyordu. Gözü yatağın kenarına sıkışan iç çamaşıra ilişti. Eline aldığında bunun ona ait bir parça olduğunu anladı. Adamın yüzüne arsız bir gülümseme belirtmişti. Çamaşırı alıp ceketinin cebine koyup aşağıya inmişti. Marco, kadınların bekaretine önem veren bir adam değildi. Bir erkek yapıyorsa kadın da yapabilir düşüncesindeydi. Ama bu kadın farklıydı Marco için. Başka bir adamı düşünmek bile kanını kaynatıyordu. O tene başka kimsenin dokunmasını istemiyordu. Nasıl anlamazdı tecrübesiz olduğunu ? Sanki farklı şeyler vardı. Sevişirken bile ilk kez bir kadının ruhuna dokunduğunu hissetmişti. Belkide o yüzden bu kadar kıza vahşileşmişti. Hazır olan masaya oturduğunda, Angelo içeri girmişti. Gözleri direk adamla buluştuğunda ilk kez patronunun soğuk kanlığını koruyamadığını gördü. Yüzünden net bir şekilde okunuyordu sabırsızlığı. “Araştırdınız mı?” “Evet efendim.” Adam sabırsız bir şekilde, karşısındaki adamın konuşmasını bekliyordu. “Anlat Angelo ! Neyi bekliyorsun?” “Efendim. hanımefendinin bindiği taksiciye sorduk, bıraktığı adres Lena hanımın evi.” Marcos şaşırmıştı. Kız kardeşinin anlatmakta bitiremediği o yakın arkadaşı bu kız mıydı? “Başka?” “Annesi babası ayrı. Babasının İngiltere’de bir şirketi var. Annesi başka bir adamla evli. Mia hanımla görüşmüyorlar.” Adamın bir anda susması, Marco’nun dikkatinden kaçmamıştı. “Başka bir şey daha mı var?” Angelo başını sallayıp “Efendim, Mia hanımın  dört yıllık bir ilişkisi varmış. Adam dün evlenmiş Maria diye bir kadınla. Bile isteye de Mia hanımı düğünlerine çağırmışlar.” Marco şimdi anlamıştı. Bu kadının gecenin bir yarısı neden bara geldiğini. Böyle bir kadın nasıl aldatılır ? Diye düşünmeden edemedi. Sonra, dört yılını bu adamla geçirmesi içine bir kor atmıştı. Böyle bir kadını unutamazdı Marco, Lena‘nın arkadaşı olsada bu kızıl saçlı kadını bir avcı gibi kapana kıstıracaktı. Bir kez onun olmuşken başkası onun için artık yoktu. Karşımdaki adamın elindeki iç çamaşırıma baktım. O an keşke ‘Yer yarılsa da içine girseydim’ dedim. Ne yapacaktım bilmiyordum. Onun hatırlamadığını düşünürken o tam tersi her şeyi biliyormuş. Resmen beni bile isteye kendi kafesinin içine kadar düşürmüştü. “s.. Sen? ” Bana bir adım daha yaklaştığında ne gidecek ne de dönecek bir yerim kalmıştı. “Ben? ” Gözleri sürekli dudaklarıma gidip geliyordu. Neden o dudakları tekrardan hissetmek istiyordum ? Lanet olsun neden bu his bu adamı ilk gördüğümden beri içimdeydi? “Siz başkası ile karıştırıyorsunuz galiba..” Sesimi elimden geldikçe sabit tutmuştum. Kaşları anlık çatılıp sonra elinde ki çamaşırımı gözlerimin içine bakıp cebine koyduktan sonra benden ayrılıp, tekrardan koltuğuna geçip oturmuştu. Ne düşünmüştü bilmiyorum ama üstelemek yerine kabul edip çekilmişti. Demek ki neymiş beni hatırlamıyordu sadece tahmin ediyordu. Hem bu adam sarhoş falan değil miydi? Hadi ama Mia sen sarhoş olduğun halde bu adamı hatırlıyorsun, seni hatırlamamasına bozuldun. “Kusura bakma Mia. Ben seni galiba başka bir kızılla karıştırdım.” Yüzündeki gülümseme garip bir hâl almıştı.  Ben ise onun dediklerini zar zor yutmuştum. Lanet olsun hiç bu şehre gelmeyecektim. Şimdi de geri gidemezdim. Lena zeki bir kızdı, bir gariplik olduğunu anlar benimde peşime düşerdi. Kapana kısılmış gibiydim. “Olur öyle benzetmeler ama bir daha lütfen bu şekilde bana yaklaşmayın.” Korkusuzca o bal rengi gözlerini, gözlerime diktim. Başını varla yok arası sallayıp “Terbiyesizliğimi unut lütfen.” Başımı bende onun gibi salladım. Daha fazla bu konuyu konuşmak istemiyordum. Marco, karşısındaki kızıl kadına bakıp derin bir nefes verdi. Biraz önce ki tepkisini beklemiyordu. Kollarına atılmasını beklerken, bu kadın onu yok saymıştı. Oysaki onu etkilediğini düşünmüştü. Ama bu kadın parayla ya da ünle etkilenecek biri olmadığını anlamış, onu kendi ağzıyla itiraf ettirmek için geri adım atmıştı. Şu an sadece bekleyecek, üstüne elinden geldikçe oynayacaktı. Ortamdaki o kara bulutları yok etmek için başka bir konuya girdi genç adam. “Harry Bincelo asistanlığını yapmışsın, doğru mu?” “Evet.” “Zor adamdır. Aynı zamanda pisliğin teki..” “Zor olduğu konusunda hemfikiriz ama diğer konuda size katılamam.” Marco sinirlenmişti. Bu kadın neden kendi dışında herkese karşı iyimserdi ? Özellikle Harry’e karşı. Kendisini iyi tanırdı. Evinde verdiği seks partilerinden, bir kaç kadına taciz davalarını bilirdi. Demek ki bu kadın hiçbirinden haberi yoktu. Gerçekten saftı, fazlaca hem de. Sonra içine bir şüphe girdi. Acaba Harry, bu kızıl alev ateşe dokunmak istemiş miydi? Gözleri tekrardan Mia’yla buluştuğunda böyle alev Ateş bir kadının sessiz kalacağı düşüncesi yerle bir olmuştu. “Demek ki gerçekten tanımıyorsun? “ “Benim işim Harry Bey’in asistanı olmak. Özel hayatıyla ilgilenmek değil.” Mina’nın sesi o kadar güçlü çıkmıştı ki, Marco bunu sevmişti. Vahşi kadınlar her zaman hoşuna giderdi ama bu kadın daha fazlasıydı. Marco konuyu uzatmamak adına kapatmıştı. Mia ise aslında soğuk soğuk terler döküyordu bu adamın karşısında. Ne kadar dik dursa da korkuyordu. Sanki kendisini çiğ çiğ yiyecek gibi bakıyordu.  Aslında şaşkındı, bu kadar iri bir adamla girdiği yataktan nasıl sağ çıkmıştı ?  Sonra, iki hafta boyunca çektiği kasık ağrısını hatırladı. Sağ çıkmıştı ama yarım bir şekildeydi. Doğru düzgün oturamıyordu zaten. “Ben kimle çalışacağım Marco bey ?” Marco bu kızıl hatunun ağzından çıkan isimi ilah gibi gelmişti. “Benimle.” “NE!” Mia istemeden sesini yükseltmiş ama sonra kendini toplamıştı. Marco ise böyle bir tepki vereceğini biliyordu. Nasıl düşünmüştü onu başka bir erkeğin emrine vereceğini ? Bu adam  bu kadına, odasında sadece sallana sallana dolaşması için bile maaş verebilirdi. “Asistanım hamile olduğu için izine çıkmak zorunda kaldı. O izinden gelene kadar sen bana yardımcı olabilirsin diye düşündüm.” Ah! Mia bu durumdan hoşlanmamıştı. Kabul etmezse hem bu adam şüphelenecek hem de  Lena’ın diline kalacaktı. Her iki tarafta resmen Mia için boklu çukurdu. “Peki Marco bey.” İstemeyerek kabul etmesi hem sesinden hem de yüzünden anlaşıyordu. Ama Marco bu durumu pek önemsemiyordu. Artık bu kızıl hem evinde hem de  ofisindeydi istediğini almıştı. Tek bir  şey kalmıştı Marco için, bu alev ateşin kalbi.. “Bugün mü başlayacağım? “ Mia tedirgindi. Böyle bir adamın rüzgarına kendisini kaptırıp gitmesi büyük bir hata olurdu. Zaten kalbi paramparçaydı. Christie’den sonra kimseyle olabileceğini düşünmüyordu. Marco yanındaki telefondan birini arayıp “Katie odama gel.” deyip kapatmıştı. Kapının tıklatılmasıyla “Gel.” Diye Marco ‘nun sesi yankılanmış kapı açılmıştı. İçeri giren kişi, kapıda onları karşılayan kişiydi. “Katie. Mia hanım benim yeni asistanım. Yapması gereken her şeyi ona anlatmanı istiyorum.” Katie karşındaki kıza baktığında ne kadar güzel olduğunu düşündü. Saf ve doğal bir güzelliği vardı. Etraftaki boya küplerinden değildi. Katie, bu kızı istemsizce sevmişti. Zaten ilk gördüğü zaman bile fark etmişti. Mia ayağa kalkıp saygılı bir şekilde kadınla tokalaştığı zaman kadının iyice kalbinde yerini almıştı. “Tanıştığıma memnun oldum.” Katie, gülen gözlerle bakan kızın elini avuçlarına alıp o da ona aynı içtenlikle cevap vermişti. “Bende Mia hanım..” İki kadında dışarı çıktığında Marco ayaklarını masasına uzatıp derin bir nefes verdi. Sanki milyon dolarlık bir anlaşmadan çıkmış gibi yorgun hisseti kendini ama sonra bu kadının odasında olacağını hayal ettiğinde bütün yorgunluk üstünden kalkmıştı. Kıvrak vücudu ve uzun dili. Ah! Bu kızıl alev ateş onun sonu olacaktı...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE