Katie ‘dan öğrenmem ne gerekiyorsa bana tüm içtenlikle yardımcı olmuştu. Hatta Marco’nun kullandığı telefonlardan birini de bana vermişti.
Büyük ihtimalle beraber olacağı kadınların kayıtlı olduğu telefondu. Nedense bu durumdan hoşlanmamıştım. Ağızımda tatsız bir acı bırakmıştı.
“Mia, bu da Marco Bey için. Kullandığı oteller, kadınlarla beraber olacağı zaman bu yerden oda tutuyoruz.”
Ne yani evine götürmüyor muydu? Kendisiyle bir otel odasında değil, evinde birlikte olmuştu. Kızaran yanaklarına söz geçiremeyen Mia, Katie hanımın dikkatinden kaçmamıştı.
“Ah! Utandın mı? Bu zamanda utanan bir kız.”
Katie kıkırdayıp Mia ‘nın elini abla şefkatiyle uzandı.
“Marco Bey biraz çapkındır. Alış bunlara Mia.”
Anlık Katie hanımın yüzüne baka kaldıktan sonra hızla kendini toplayıp, yüzüne iş hayatında koyduğu bir gülümsemeyi koyup
“Uyarınız için teşekkür ederim Katie hanım.”
Katie tüm bildiklerini Mia’ya aktardıktan sonra eline verdiği dosyayı imzalaması için Marco beyin odasına göndermişti. Mia derin bir nefes alıp kapıyı tıklattı
“Gel.”
Sesi, kalbimin pır pır atmasına sebep olmuştu bile.
Topuklu ayakkabılarla bana gelen kişinin kim olduğunu anlamıştım.
Başımı dosyadan kaldırdığımda, kızıl afet bana doğru süzüle süzüle geliyordu.
“Marco Bey, Katie hanım bunları size imzalatmamı istedi.”
Ah! Hadi ama ismi mi bu küçük ağzından duymam beni ne kadar tahrik ettiğinin farkında değil miydi?
“Marco Bey?”
Mia’nın sesini tekrardan duymamla bakışlarımı vücudundan çekip yüzüne baktım.
“İmza diyordum.”
Kaşlarımı çattım. Karşımdaki kadının ne demek istediğini anlamak ister gibiydim. Sonra elindeki dosyaya baktığımda anlamıştım.
“Masaya bırak.”
O ince boynunu bana doğru kırdığında, onu kendime çekmemek için zor durdum. Kalçaları tamda benim kucağıma layıktı. Bıraktığı dosyayı açıp göz attıktan sonra imza atıp Mia’ya doğru uzattım.
Bana gülümseyip dosyayı aldıktan sonra
“Katie hanım her şeyi sana aktardı mı? “
“Evet efendim.”
Siktir! Efendim mi? Hayır bu kadın resmen onu tahrik etmek için yapıyordu.
“İyi. Masan yarın gelir.”
Mia’nın kaşlarını anında çatıp
“Anlamadım. Ne masası? “
“ Senin masan.”
Karşımdaki kadının tavrını ölçmek için gözlerimi o zümrüt yeşili gözlere çevirdiğimde şaşkın bir şekilde bakıyordu.
“Dışarda mı olacak masam? “
İşte beklediğim soru buydu
“Hayır orası.”
Gözlerimle boş alanı işaret ettiğimde, o da o yöne bakıp dudakları anlık açılıp kapanmıştı.
“a... Ama asistanız orada mı çalışıyordu?”
“Hayır.”
“O zaman ben neden burada çalışacağım? “
O bilmiş gözlerini bana dikip bakması beni iyice deli ediyordu. Şimdi onu kucağına çekip, o bilmiş ağzını dudaklarımla kapatmak vardı.
“Daha yenisin o yüzden. Gözümün önünde olman daha iyi.”
Marco ‘nın söylediklerine bozulan Mia, öfkeli bakışlarını karşındaki ukala adam çevirdi.
“Daha yenisin derken Marco bey! Sizden önce Fransa’nın en gözde şirketinin Ceo’suna asistanlık yaptım. O yüzden beni diğer çalışmalarınızla karıştırmayın!”
Mia’ nın öfkesiyle karşı karşıya kalan Marco, başta ne diyeceğini şaşırsa da sonra kendini topladı, yoksa bu kızıl afeti onu parçalayacak gibi bakıyordu.
“ O anlamda demedim Mia. Yanlış anladın beni.”
Bir kere Mia’ya gelmişlerdi. Bu saatten sonra Marco’yu dinlemezdi. Zaten bu adama kızgındı. Resmen ona kadınlarla birlikte olması için otel ayarlayacaktı. Masadaki dosyayı alıp.
“Başka bir şey yoksa ben çıkıyorum efendim.”
Marco ‘nun cevap vermesine beklemeden odadan çıkıp gitmesi, genç adamı şaşırtmıştı.
Ama sonra yüzüne istemsizce bir gülümseme koydu. Sevmişti bu vahşi hallerini. Sonra o gece aklına geldi. Hiç tecrübesi olmadığı halde yatakta bir tanrıçaydı. Gözlerini kapatıp yine o anlara gitti.
Mia ‘ nın ise hala sinirleri tepesindeydi. Resmen kendisini küçümsemişti. Tırnaklarını yüzüne geçirmeyi bilirdi. Ama dua etsin Lena’nın abisiydi. Sonra iç sesi ‘adama kıyamadım demiyorsun da’ deyince Mia içinden bir küfür savurdu.
“Mia. İmzalattın mı?”
Katie ona beklenti dolu gözlerle bakmasıyla elindeki dosyayı mahcup bir şekilde ona uzattı.
“Ah! evet dalmışım kusura bakmayın.”
Katie karşındaki güzel kıza içten bir gülümseme gösterip sandalyeyi işaret ederek
“Hadi devam edelim.” Dedi.
Aradan geçen saatler sonrasında çıkış saati gelmişti. Mia yavaştan toplanıyordu. Asansörün açılmasıyla suratı asık bir şekilde ona gelen arkadaşına baktı. Yorgun, bitkin ve sinirli duruyordu.
“Lena. İyi misin ?”
Lena arkadaşının kaygılı bakışlarını görünce hemen kendini acındırmaya başladı.
“Değilim..”
“N’oldu bir şey mi oldu? “
Lena’nın gözleri öfkeyle parladığında anlamıştı canını sıkan bir şeyler vardı.
“Francesco denilen o adam bana çizim yaptırmak yerine ayak işlerini yaptırdı resmen.”
Kızın ağlamaklı haline ister istemez gülen kadın bu kez öfkesini kendi üstüne çekmişti.
“Tanrı aşkına Mia ! Ben burada ne anlatıyorum sen yüzüme bakıp gülüyorsun.”
Mia uzanıp çantasını alıp onu da asansöre doğru yürütürken konuşma başladı.
“Hadi ama Lena. Sen o adamla başa çıkarsın eminim. Şimdi bana masum kız ayaklarını yapma.”
Lena kesinlikle emindi, bu kızıl onun beyninin içine kamera falan taktırmıştı. Yoksa kafasından geçenleri bu kadar net anlayamazdı.
Asansör geldiğimde ikisi de binip, otopark için en alt düğmeye bastı.
“Tamam bende biraz Francesco’ya çektirmiş olabilirim belki..”
Lena adama inat çizimlerini üstüne bilerek kahve dökmüştü. Adam bu duruma sinirlendiği için lena’ya ceza olarak ayak işlerini verip, onu bir takım kendince cezalandırmıştı. Ama bilmiyordu ki bu kadını daha çok sinir ettiğini.
“Senin nasıl geçti?”
Lena ve Mia otoparka indiğinde arabaya doğru yürürken
“Abinin asistanı oldum.”
Arkadaşının bir anda durmasıyla o da ona doğru döndü.
“Abimin bir asistanı vardı diye hatırlıyorum.”
Mia omuzlarını silkip
“Evet ama hamile olduğu için izine çıkmış. O gelene kadar oradayım, sonra büyük ihtimalle başka yere geçeceğim.”
Lena başını sallayıp
“Abim Harry gibi değildir merak etme.”
Evet bugün fark etmişti. Ne kadar eski patronunu savunsa da, o adamın az şımarıklığını çekmemişti.
Arabaya binip eve geldiklerinde, Mia üstüne ince bir şort ve sporcu atleti geçirip mutfağa inmişti.
Uzun zamandır doğru düzgün hiç bir şey yiyemiyordu. Bu şekilde devam ederse daha fazla kilo verecekti.
Bir kaç yemek hazırlayıp masayı kurduktan sonra yukarı tarafa çıkıp tembel arkadaşını odasına onu çağırmaya girmişti.
Odaya girdiğinde Lena sere serpe yatakta yatıyordu. Demek ki bu sarı şekeri Francesco gerçekten yormuştu.
“ Lena.”
Yatağını başına geçip arkadaşına seslendiğinde aldığı tek cevap
“ hıı ?” Olmuştu
“ Lena. Hadi yemek hazırladım, bir şeyler ye sonra tekrardan uyu.”
Lena, başındaki kızın onu o masayı oturtmadan odasından gitmeyeceğini bildiği için yataktan yarı baygın gözlerle Mia’ya baktı.
“Oooo bebeğim ! O seksi göğüslerini lütfen bu aralar gözüme sokma.”
Mia karşındaki yorgunluktan ölmüş olan ama hala arsızca göğüslerini kesen kadına baktı.
“Sen bana bakacağına kalk hadi, yemek hazır”
Abi kardeş bu kadar birbirine benzemezdi. Aşağıya indiğinde mutfağa girip yaptığı çorbayı kaselere koydu. Tekrardan salona geldiğinde masaya koyup
“Lena Hadi.”
Kapının çalınmasıyla genç kız hızlı adımlarla kapıyı açtığında, karşısındaki adamı gördüğüne şaşırdı.
Marco kapı açıldığında Mia’yı kısacık bir şortla ve göbeği açık sporcu aletiyle beklemiyordu.
Gözleri kızın bembeyaz tenine kaydığında direk arkasındaki korumaya baktı. Birinin bu teni görmesine tahammülü yoktu. Bu kadın onundu. Bu düşünceyi delice bir şekilde sahiplenmişti.
“Marco bey ?”
Mia karşındaki adamın ona deli gibi bakan gözlerini gördüğünde kendine lanet etti. Ne demeye bunları giyinmişti. Arkasındaki adama öldürücü bir bakış attığında başını eğip gitmesi iyice onu paniğe sokmuştu.
“Bir şey mi oldu? “
“Hoş geldin ağabey.”
Lena abisini kapıda görür görmez boyuna sıkı sıkıya sarılmıştı.
“Mia sana sormadım ama abimi yemeğe davet ettim. Uzun zamandır beraber yemek yemiyorduk..”
Mia üstündeki şoku atlatıp yüzüne zar zor bir gülümseme koyup
“Saçmalama. Sormana gerek yok buyurun lütfen Marco Bey.”
Marco karşındaki kıza sinirli bir bakış atıp içeri girmişti. Tanrı biliyor ya kardeşi olmasaydı sırtına atıp bu kadını yukarıdaki odalardan birine çıkarıp o geceyi ona tekrar yaşatıp, sonra hatırlayıp hatırlamadığın sorardı.
İçeri girdiklerinde hep beraber masaya oturmuştu. Mia bir servis de Marco’ya açmıştı. Ama tabi adama bu kadar yakın olmak onda farklı etkiler bırakıyordu.
“Afiyet olsun.”
Genç kadın yerine oturduğunda gözleri istemsizce adama kaymıştı. Yaptığı yemekleri acaba beğenmiş miydi?
Marco ise önündeki çorbadan bir kaşık aldığında tadını beğenmişti. Bu kadın güzel olduğu kadar hamarattı da farkındaydı. Mia’nın ona alttan bakışlar attığının da farkındaydı. Kendi gibi o da ondan etkilenmiş ama burnundan kıl aldırmıyordu.
“Eline sağlık Mia.”
Mia, adamın yemeklerini beğenmesine sevinmişti.
“Ahh! Ağabey bu ne ki daha, ne güzel yemekleri var bu kızıl hatunun.”
Lena ve boş boğazlıkları.
“Eminim her konuda iyidir.”
Marco’ nun Mia’nın gözlerine bakarak söylediği imayı bir tek ikisi anlamıştı.
“tabii ki de. O Christie denilen şerefsiz kaybettiğine yansın.”
Genç kadın, elindeki kaşığı masaya sert bir biçimde bırakmıştı. Aklına Christie geldiğinde boğazına oturan yumru büyüktü.
Lena ise kendine küfür etmişti. Resmen arkadaşının yarasına tuz basmıştı.
“Mia özür dilerim ben..”
“Önemli değil Lena. Zaten bu olacak şeydi sende bunu demiştin.”
Lena o lafları sadece Mia’yı kızdırmak için demişti. Ama gel gör gerçek olmuştu.
“Ah şerefsiz seni kaybetti diye yansın kızım ! Afet gibi kızsın. Hem İtalya’nın erkekleri de yakışıklı olur.”
Marco gözlerini direk Lena’ya çevirdiğinde uyarı niteliğindeydi. Tabii bunu fark eden sadece Lena değildi. Mia da ani hareketini fark etmişti.
“Saçma sapan konuşma LENA! “
“Ne? Ağabey hadi bana karışıyorsun anladık, bırak da Mia rahibe olarak kalmasın.”
“Lena lütfen.”
Mia’nın uyarıcı sesinden sonra Lena ağzına fermuar çekmişti. Ama tabi utanan utanmıştı. Marco için ise konu daha farklıydı, bu kızıl hatun gidip başka biriyle beraber olmazdı değil mi? İçinde asla dedi bu kadın sadece ona aitti ve öyle kalacaktı.