Yanında yemek yiyen adama yandan bir bakış attığım da, gayet rahat bir şekilde pişirdiğim yemekleri yiyordu. Acaba beğenmiş miydi? Yoksa ayıp olmasın diye mi yiyordu? Of !
“ Abi yarın Türkiye’ye mi gidiyorsun?”
Buna şaşırmıştım. Randevu defterinde bunu görmemiştim.
“Evet. Toplantım var ama döneceğim hemen. Sen nereden biliyorsun? “
“Francesco söyledi. Projeyi hızlandırmamız gerektiğini sen söylemişsin.”
Başını sallayıp
“ Evet doğru.”
Lena bana doğru baktığında göz kırpmıştı. Bu kadının bakışları hayırlı değildi.
Aradan geçen dakikalar sonra, masayı toplamıştık. Marco oturma yerine oturmuş, telefonda dikkatlice bir şeyler okuyordu.
“Mia. Acaba kahvelerimizi bahçede mi içsek? “
Lena’ nın ortaya attığı soruyla Marco direkt telefondan kaldırıp başını kızlara doğru baktı. Mia’nın üstündeki kısacık şortla bahçeye çıkması kanını kaynatıyordu.
“Tamam çıkalım.”
“Abi bahçede kahve içeceğiz, sende gelecek misin? Sen pek sevmezsin kız orta.. “
“Benim ki sade olsun Lena. Bahçedeyim.”
Abisinin normalde kız arkadaşlarıyla beraber zaman geçirmeyi sevmediği için şaşırmıştı.
Marco, bahçeye çıktığında ilk iş olarak, bahçenin etrafında olan korumaları başka alanlara dağıtmıştı.
Marco kıskançlığını belli eden bir adam değildi. Hatta bir kadını kıskanmanın ne olduğunu bile yeni yeni anlıyordu.
Lena, Mia’yı abisinin arkasında göndermişti. Mia çekingen tavırla ilerde koltukta oturan adamın yanına doğru ilerledi.
Marco kızıl kadının ona süzüle süzüle geldiğini biliyordu. Ama başını kaldırıp kadına bakmamıştı. Mia ise başını telefondan kaldırmayan adama karşı biraz sinir olmuştu. Ne vardı ki geldiğinden belli telefonuna bakıyordu.
Yanımdaki sandalyeye oturduğunda gözleri etrafa kaymıştı. Korumalar nereye gitmişti.
“Alıştın mı İtalya’ya Mia? “
Marco’ nun sorusuyla başta şaşırsa da sonra kendini toplayıp cevap verdi.
“Yani daha gezmek gibi bir şansım olmadı, ama alışırım.”
Umursamazca omuzlarını silktiğinde Marco’ nun da yüzünde bir gülümseme oluşmuştu.
“Bir gün istersen seni gezdirebilirim.”
Adamın teklifiyle bir anda dumur olmuştu.
“Ş.. Şey tabi, zahmet vermeyim size?”
Marco heyecanlanmıştı. Kadının başta kabul etmeyeceğini düşünmüştü.
“Lena’nın arkadaşınız sonuçta. Onun için yaşadığınız yeri bıraktınız. Bu jesti size yapmam gerekiyor.”
Ne yani sadece Lena’nın arkadaşı olduğu için mi bu teklifi yapıyordu ? Mia bu durumu sevmemişti. Hatta morali de bozulmuştu. Macoya kırık bir tebessüm etmişti.
Marco ise Mina’nın yüzünün düşmesine bir anlam verememişti. Acaba dediklerine bozuldu mu? Hadi ama başka şekilde teklif etse hoşuna gitmeyecekti.
Aradaki soğukluğu Lena’nın sesi bozmuştu.
“Kahveler geldi.”
Mia arkadaşının enerjisine her zaman hayran kalmıştı. Hem disiplinli hem de eğlenceliydi. Lena’nın tek zaafı erkeklerdi. Hatta sarışın erkeklerdi. Arkadaşının zaafını bildiği için tanıştıkları her sarışın adama acıyarak bakıyordu. Lena bir tek sarışın olarak Christie ‘den hoşlanmamıştı. Başından belli bir ön yargısı vardı. Ve sonuç olarak da haklı çıkmıştı.
“Eee ne konuşuyordunuz bakalım ?”
Lena’nın merakına ikisi de şaşırmıştı.
“Abin bize İtalya’yı gezdirebileceğini söyledi.”
Marco şaşkın bir şekilde Mia’ya bakıyordu. Lena ne alaka diye düşündü. Çünkü ikisi baş başa olmak için bu teklifi sunmuştu. Ama bu kızıl afet onu resmen şaşırtmıştı.
“Ah gerçekten mi?”
Lena abisine doğru döndüğünde gözlerindeki heyecanı gölgelememek için başını onaylar bir biçimde salladı.
Lena abisine sıkı sıkıya sarılmıştı. Bir çocuk gibi en son ne zaman abisiyle dışarı çıkıp gezdiğini bile hatırlamazdı.
Marco ise bir baba gibi Lena ‘nın saçlarını okşayıp, başından öpmüştü. Bu durum en çok Mia’nın hoşuna gitmişti. Lena’nın abisine karşı sevgisini en çok o bilirdi. Ama görüyordu ki sevgisinin en büyük sebebi; Marco’ nun Lena ya olan şefkatiydi.
“Ne zaman gidiyoruz? “
“ Türkiye’ den geldiğim zaman ayarlarız.”
Lena bana bakıp
“Uygun olur değil mi senin için? İzin gününde başka bir şey yapmak istersen zorlamayalım seni.”
Sonuna doğru sesindeki tınıyı biliyorum onun o ses tonu “nolur kabul et”. Yüzüme koyduğum gülümsemeyle
“Yok bir işim merak etme.”
Lena çocuksu bir neşeyle ellerini çırpıp yerine tekrardan oturdu. Aradan geçen saatler sonrasında Lena ve Marco’nun birbirleriyle olan sohbetini dinleyip nedense mutlu oldum.
Resmen adamı başta bir pislik gibi görmüştüm. Ama tanıdıkça öyle olmadığını anlıyordum. Gözlerim istemsizce vücuduna kaydı o gece elinin altındaki kasları hissetim. Sonra dudakları tadını unutmadığım, o dudaklar tekrar tekrar günaha davet ediyordu.
“Ben artık kalkayım.”
Marco’nun ayaklanmasıyla bizde ayağa kalkmıştık.
“Şimdiden iyi yolculuklar ağabey.”
Lena tekrardan abisine sarıldığında Marco ‘nun gözleri bana değdi.
“Mia, yarın Katie ile eğitimlerine devam edersin aynı zamanda randevu defterimi de düzenlemeni istiyorum.”
“Tabi Marco Bey.”
“İyi geceler.”
“İyi geceler.”
Marco kendi evine doğru yürürken, gözlerim istemsizce ona kaydı.
“Mia abim yarın yok.”
Lena heyecanlı bir şekilde bana döndüğünde
“Yani ?”
“Kızım sen iyice beynini devrettin. Yarın gece kulübüne gideceğiz.”
Gözlerimi sonuna kadar açıp ellerimi olumsuz bir şekilde salladım.
“Hayır Lena. Ben gece kulübüne falan gitmem.”
“Saçmalama. Geliyorsun valla küserim Mia.”
“En son gittiğimde olanı biliyorsun.”
“Ben varım yanında saçmalama.”
Gözlerime öyle bir bakıyordu ki kabul etmeme şansım yoktu resmen. Derin bir of çekip
“Tamam.”
“Aferin.”
deyip kıkırdadı. İçeri girdiğimizde ikimizde odalarımıza çıkmıştık. Banyoda işlerimi hallettikten sonra biraz daha balkonda hava almak istemiştim.
En sevdiği şey bu evle ilgili olarak balkondu. Hem güzel hem de yeşillikler ayaklarının dibindeydi. Sessiz sakin bir yerdi. En önemlisi huzur bulmuştu. Bacaklarını uzattığında anlık gözleri Marco’nun evine kaydı.
Bir anda bal renk gözleri gördüğünde şaşırmıştı. Ne zamandan beri oradaydı.
Marco balkona çıktığında siyah mini askılı gecelikle rahat bir şekilde oturun Mia’yı gördüğünde kan beynine sıçramıştı. Resmen yarı çıplak bir şekilde oturuyordu.
Yok bu kızı kesinlikle pataklayacaktı. Gözleri etraftaki korumalara kaydığında hiç biri o tarafa bakmıyordu. Zaten bakamazlardı. Adamın kesin emriydi. O eve hiç bir göz değmeyecekti. Hem kız kardeşi hem de bu kızıl hatun içindi.
Marco kızı rahatsız etmek için gözlerine öyle bir bakmıştı ki rahatsız olup içeri girmesi için. Başarmıştı. Mia adamın bakışlarından ürküp balkondan kalkıp içeri girmişti.
Resmen adam gözleriyle onu kesmişti. Daha fazla o gözlerin ona o şekilde bakmasını dayanamamıştı. Mia yatağa girip gözlerini kapatmıştı. En iyisi uyumaktı.
Sabah uyandıklarında iyi bir kahvaltı yapıp şirkete gelmişlerdi.
Katie, Mia’ya her konuda yardımcı olmuş, yapması gereken her şeyi anlatmıştı. Mia ise Marco’ nun dediklerini yapıp randevu defterini ayarlamıştı.
Aradan geçen saatler sonra işten erken çıkan ikili, gece için hazırlanmaya başlamıştı. Mia elindeki elbiseye kararsız baksa da giyinmeyi tercih etmişti.
Elbiseyi giyindikten sonra aynaya baktığımda, bordo rengi olan saten kumaş bedenime tam oturmuştu. Kalın askıları ve derin yırtmacı elbisenin en dikkat çeken tarafıydı.
Kızıl, iri dalgalı saçlarımı yandan salaş bir örgü yapmıştım. Yüzüme çok hafifçe bir ruj ve rimel sürdüm. Elbise zaten yeteri kadar dikkat çekiciydi.
Krem rengi topuklu ayakkabımı ve küçük çantamı aldıktan sonra odadan dışarı çıkmıştım.
Merdivenlerden indiğimde kapının çalınmasıyla kimin geleceğini düşündüm.
“Lena birini mi bekliyorduk ?”
Merdivenin oradan bağırdığımda ses yoktu. Büyük ihtimalle kendini giyinmeye o kadar kaptırmıştı ki beni duymuyordu.
Gözlerimi devirip merdivenlerden indiğimde tekrardan kapının vurmasıyla
“Geldim geldim.”
Kapıyı açtığımda gözlerim bal rengi gözlerle karşı karşıya gelmişti.
O bal renk gözler bedenimde gezdikten sonra tekrardan gözlerime değdiğinde resmen cayır cayır yanıyordu.
“Aaa kapı mı çaldı Mia. Kimmiş?”
Gözlerim bu kez Lena ile buluştuğunda durum daha kötüye gitmişti. Lena’nın üstündekiler resmen yok gibiydi. Derince yutkunduğumuz da ikimizde karşımızdaki boğanın bizi nasıl ezip geçeceğini düşündük .