Saniyeler, sanki o an bizim için saatler gibi gelmişti. Marco’ nun bakışları ikimizin üstünde deli gibi gözlerle gidip geliyordu.
Lena ne kadar abisinden saklanmak istese de derin göğüs dekoltesi, her yerden el sallıyordu.
“Nereye bu kılıkla?
Marco‘nun sesini ilk kez bu kadar ürkütücü duyuyordum. Hatta bakışları bile resmen bizi kesecek gibi duruyordu.
“A.. Abi s.. Sen t.. Türkiye’ de değil miydin?”
Bu kez gözleri Lena ’ya değdiğinde en azında biraz derin nefes almıştım.
“Erken bitti işim. Bende yemeğe gideriz dedim. Ama görüyorum ki siz başka yere gidiyorsunuz.”
“Abi.. Şey.. Bizde şeye gidelim dedik.”
“Neye Lena neye! “
Sona doğru sesinin yükselmesinden dolayı kaşlarım çatılmıştı. Bu adamın derdi neydi?
“Gece kulübüne gidiyoruz Marco Bey.”
“Çüş!”
Gözlerimi sonuna kadar açıp Lena ‘nın yüzüne baktım.
“Özür dilerim ama öyle söylenir mi Mia tanrı aşkına ! Gözlerini görmüyor musun? “
Lena’ ya gözlerimi devirip karşımdaki kırmızı görmüş boğaya baktım.
“Bu kılıkla mı gidiyorsunuz? Vücudunuzu kapatmayan bez parçalarıyla mı ?”
Marco karşında cesurca duran kadına bakıyordu. Lena’nın giyindiği elbise zaten sinirleri tepesine getirmişken Mia ‘da tuzu biberi olmuştu. Resmen beyaz tenine bordo giyip iyice ortaya sermişti.
Mia’nın da sinirleri iyice gerilmişti.
“ Ne varmış halimizde? “
Meydan okuyan o zümrüt yeşili gözlerini adama diktiğinde, adam başta şaşırsa da iyice kaşlarını çatmıştı. Hemen suçlu hem de güçlüydü hanımefendi.
Lena ise Mia’yı dürtse de arkadaşı hâlâ meydan okuyan bakışlarını abisine dikmişti. Tanrı biliyordu ki kızıl kadın sinirlendiği zaman gözü başka bir şey görmüyordu.
“Ne yok onu konuşalım.”
“Lena için hesap soruyorsanız karışmam, sonuçta abisi oluyorsunuz ama beni de o hesaba katacaksanız orada duracaksınız Marco Bey! Siz benim en yakın arkadaşımın abisi oluyorsunuz iş yerinde de patronum başka bir bağımız yok!”
Marco şaşkındı. Bu kadının bu kadar dişli çıkması onun için beklenmedik bir durumdu. Hiç kimse onunla bu şekilde konuşamazken bu kadın resmen ona demediğini bırakmamıştı.
“ Benim çatımın altındaysanız karışırım! “
Mia’nın artık sinirleri tepesine çıkmıştı. Lena işin kötü tarafına gittiğini gördüğünde araya girmek istemişti.
“Mia sen abime bakma.”
“Duydun mu ? Onun çatısında olduğum için bende sorumluymuş.”
Gür bir kahkaha atmıştı. Ama bu kahkaha neşeden uzak.
“O zaman bende giderim sizin çatınızın altından!”
Marco o an bunu dediğine pişman olmuş, dilini ısırmıştı. Zaten bir sürü oyun çevirerek getirmişti bu kadını yanına şimdi ise kıskançlık krizi nedeniyle kaybedecekti. Ama üstündeki elbiseyi gördükçe sinirleri tepesine geliyordu.
“ Mia o anlamda demedim.”
“Mia lütfen.”
Lena’nın dolan gözlerini gören Mia daha fazla bir şey dememişti.
“Lena ben gidiyorum kulübe geliyor musun?”
Bu kadının derdi neydi? Resmen onu kışkırtmak için yapıyordu.
“Tamam kal sen. Taksi kapıda değil mi?”
Lena arkadaşını tek bırakmak istemiyordu. Ama giderse abisinden büyük azar yiyecekti. Lena’nın en büyük zaafı abisiydi. Bunu bildiği için Mia hiç bir şekilde kırılmamış kızmamıştı.
Mia, Lena’nın yanağına öpücük bırakıp
“Gece geç gelirim. Belki de gelmem.”
Bunu bilerek demişti. Resmen adamın damarına basmak için ki bastı da. Ne demek eve gelmem? Ama Marco biliyordu ağızını açarsa daha büyük tepkiyle karışılacağını. Bu kadın tanıdığı hiç bir kadına benzemiyordu.
Mia ise Marco ‘nun yanından geçip dış kapıya doğru yürümeye başladı.
“Abi doğru düzgün Roma’yı bile bilmiyor Mia. Bırak gideyim.”
Marco, Lena ’ya ters bir bakış atıp homurdanmaya başladı.
“Geç içeri canımı sıkma. Seninle sonra konuşacağız.”
“Abi Mia am..”
“Ben halledeceğim güzelim onu, hadi daha fazla basma damarıma.”
Lena başını sallayıp kapıyı kapatıp içeri girdi. Geceyi nasıl planlamışken nasıl bitmişti.
Mia sert adımlarla kapıya çıktığında taksici yoktu. Acaba bekleyip gitmiş miydi? Derin bir nefes aldı, zaten amacı gece kulübe gitmek değildi. En son ki maceradan sonra hiç istemiyordu. Ama o Marco denilecek adam ona o şekilde davranınca gözü dönmüştü.
Resmen benim çatımın altındaysan demiş, kendini kıskanmaktan ziyade resmen aşağılamıştı. Mia şu zamana kadar kendi kararlarını kendi almıştı. Christie asla giyindiklerini kıskanmaz hatta cesur giyinmesini isterdi. Ah hadi ama Mia o adi şerefsizle bu adamı aynı kefeye mi koyacaksın ?
Etrafa baktığında taksi falan yoktu.
“Taksi gitmiş. İstersen seni gideceğin yere kadar bırakayım.”
Arkasındaki adama döndü ters bir bakış atıp
“İstemez Marco Bey.”
Adam derin bir nefes aldı. Resmen ne dese şuan bu kızıl alev ateşe ters tepiyordu. Şuan bu kız sırtına atıp eve götürmek vardı. Ama bu kadın kesinlikle sessiz kalmaz tırnaklarını yüzüne geçirildi.
“Mia özür dilerim o anlamda demek istemedim.”
Genç kadın adamın bakışlarını gördüğünde gerçekten pişman olduğunu anlamıştı. Ama bir kere o güzel burnunu yukarı kaldırmıştı.
“Sonuçta söylediniz.”
Adam başını yukarı aşağı doğru salladı. Gözlerinin içine öyle bir bakıyordu ki, içindeki o kapalı kalan kilitleri bir bir açıyordu.
“Evet ama kötü bir amaçla demedim. Seni ve kardeşimi korumak içindi. Ama söylediklerim, sana karşı haddimi aştı bu durumda haksızım.”
Mia daha fazla uzatmamak için Marco’ ya bir gülümseme bahşetti. Adam kadının güldüğünü görünce nedense üstündeki o yük kalkmış gibiydi.
“Barış imzaladık yani.”
Mia bu duruma hafifçe kıkırdamıştı. Başını aşağıya yukarıya salladı.
Hadi ama bu kadın ne kadar cilveli gülüyordu.
“Ben yemek yemedim daha, sende eğer açsan yemeğe gidelim mi?”
Bu adam şimdi bir randevu mu teklif ediyordu?. Mia bu duruma bir anda sevinse de sonra Lena’nın kız arkadaşı olduğu için bu teklifi yaptığını düşündü.
Marco kız kararsız olduğunu görünce korumaya arabası için işaret verdi. Araba geldiğinde Mia şaşırdı.
“Hadi senin düşünmeni beklersem açlıktan öleceğim.”
Mia gülümseyip başını yukarı aşağıya salladı. Marco kızın kapısını açtığında, Mia adamın ne kadar da nazik olduğunu düşündü. Biraz önce adama öküz diyecektin şimdi ise nazik sende bir karar ver kızım! İç sesini umursamayıp koltuğa oturdu.
Oturduğunda ise iyice kısacık olan elbisesi adama derin bir nefes aldırmıştı. Kesinlikle bu kadını kalabalık bir yere götürmeyecekti. Yoksa her an katil olabilirdi.
“Balık sever misin?”
Adamın sorusuyla gözlerini yoldan çekip, onun bal rengi gözlerine baktı.
“Evet severim.”
“O zaman Roma’nın meşhur balıkçısına götüreyim seni. Hem gezimizde ilk durak olur.”
“Olur.”
Tekrardan bir sessizlik olduğu zaman Mia’nın aklına gelen şeyle adama doğru döndü.
“Marco Bey ben randevu defterini düzenledim. Yarın sabah 10’da bir toplantınız var.”
Marco başını onaylar bir biçimde salladı
“Katie sana her şeyi anlattı değil mi?”
“Evet efendim.”
Ah hadi ama bu kız her efendim dediğinde bedeni böyle garip tepkiler mi verecek? Siktir! Siktir! Siktir!
“Yine zorlandığın bir şey olursa ona sorarsın, zarif bir kadındır.”
Mia istemsizce gülümsemişti.
“Tabi zaten Katie hanım gerçekten de hem zarif hem de çok iyi biri. Onunla iki gün geçirmem bile yeterli oldu tanımam için.”
Marco, Katie ‘nın Mia ile anlaşmasına şaşırdı. Eski asistanıyla sürekli didişir dururlardı. Demek ki Katie’ da sevmişti. Katie, Marco ‘nun babasının eski sekreteriydi. Her zaman sadık ve işini iyi yapan bir kadın olmuştu. O yüzden onun yeri her zaman ayrıydı.
Marco dedikleri yere geldiğinde salaş bir mekandı. Dışarı çıktığında kararsız bir şekilde Mia’ nın restoranı süzdüğünü gördü.
“Beğenmedin mi?”
Marco kızın tavırlarını tartan bir şekilde bakıyordu. Mia ise yanlış anlaşıldığını düşünüp adama açıklama yapmak istedi.
“ Üstümdeki elbise burası için uygun değil diye düşünüyordum.”
Marco tekrardan kadının bedenini süzdü. Mia ise adamın onu süzdüğünü görünce elini ayağını nereye koyacağına şaşırmıştı. Hatta pat diye bayılabilirdi.
Marco ceketini çıkarıp Mia ‘ya uzattığında ona bakıyordu şaşkın bir şekilde
“Al, en azında rahat edersin.”
Mia adamın kibarlığı karşında eriyip bitmişti. Ama aslında Marco’ nun amacı en azında o dekolteyi kapatmaktı. Adamın dudakları kıvırılmıştı. Mia adamın sinsi gülüşünü görmeden uzattığı ceketi alıp giyindi.
Genç kız adamın ceketini giyindiğinde adamın kokusu her yerine sinmişti. Utanmasa ceketi bile koklayacaktı. Adamın yönlendirmesiyle içeri girdiğinde dışarıda gözüktüğü gibi içerisi de küçük ve sıcacıktı.
Marco, kızıl kadınının sandalyesini çekip oturması için beklediğinde, Mia adama teşekkür anlamıyla bir gülümseme vermişti.
“Oooo Marco gelmiş.”
İçerden çıkan göbekli orta yaşlı bir adam genç çifte doğru geliyordu.
“Sen burada mıydın yaşlı Merkür ? ”
Adam Marco ‘nun kelimesine gür bir kahkaha atmıştı.
“ Asıl kendine bak. Yaşlanmışsın, saçların bile beyazlamış. Bana her seferinde yaşlı deyip durma.”
“Bizimkiler hep işten dolayı.”
Yaşlı adamın gözü yanındaki kadına kaydığında gülümsedi.
“Sende hoş geldin kızım. Bu adam bende akıl bırakmıyor affet beni.”
Mia adama samimi bir gülümsemeyle karşılık verdi.
“Merhaba.”
“Kedi olalı bir fare tutuşsun Marco.”
Gözlerimi sonuna kadar açmıştım. Bu adam beni Marco ile sevgili mi zannetti? Tam öyle olmadığını söyleyecekken Marco benden önce davrandı.
“Asistanım olur kendisi.”
Yaşlı adam Marco ‘nun omuzuna hafifçe vurup
“Anladım ben, sen boş ver.”
Bu adam ne anlamıştı şimdi ? Marco ise çapkınca gülüyordu.
“Her zamanki masa mı?”
Marco’ nun gözleri bana değdiğinde
“Benim için sıkıntı yok. Her şey uyar bana.”
Marco genç kızın gözlerinin içine gülümsemeyip
“Evet her zamanki masa.”
Yaşlı adam yanımızdan ayrıldığında, Marco gözlerime içine öyle bir baktı ki sanki o geceyi hatırlatmak içindi. Ama kafamda sürekli dolanan bir soru vardı. Ne kadar canı cehenneme desem de sormaya da kendimi mecbur hissediyordum.
“Marco Bey. Christie’ye ne oldu?”
Bedenim bir anda sorduğu soru karşısında kasılmıştı. Neden şimdi bu adamı düşünüyor ki hala ? yoksa unutamadı mı? Dört yıl geçirmişti, unutmaması normal değildi. O şerefsiz adamın bu kızıl kadının vücudunu ellerinin altında olduğunu düşününce derin bir nefes verdi.
“Ne olmasını bekliyorsun?”
Mia’nın yüzünde bir şaşkınlık oturdu. Ne diyeceğini bilemedi.
“B.. Bilmiyorum o gece durumu iyi değildi, siz onu d.. ..”
“Dövdüğüm için çünkü o şerefsiz hiç bir kadına yapmaması gereken şeyi yaptı. Hatta dövmekten daha kötüsünü hak etti!”
Marco o gece Mia ‘nın halini düşündü masanın altında yumruklarını sıktı. Mia ise adamın ne kadar tehlikeli olduğunu o zaman anlamıştı. Gözlerinden geçen tehlikeli parıltılar iyi değildi.
“Soruma cevap vermediniz?”
“Biraz daha hırpalayıp hastaneye gönderdim. Aldığım haberlere göre iki kolu kırık aynı zamanda altı kaburgasıda ve bir sürü ezikler yüzünde ve vücudunda.”
Adam o kadar ruhsuz söylemişti ki, sanki o an gözlerinin içine gülen bu adam değildi. Başka birine dönmüştü. Daha fazla yorum yapmak istemedi. Yoksa bu adamın daha çok damarına basıyor gibi hissetti.
Yaşlı adamın önlerine koyduğu çeşit çeşit mezeler iştahını açmıştı. En sonunda balıklar da geldiğinde her şey hazırdı.
“İçecek olarak ne içersin?”
“Su alayım ben.”
“Alkol kullanmıyorsun galiba.”
Marco bilerek kadının üstüne oynuyordu.
“Hayır hayatımda bir kez kullandım. Bana göre değil.”
Bunu sevmişti Marco
“Siz, için isterseniz.”
“Biz içecek olarak su alalım.”
Yaşlı adam gülümseyip suları getirdiğinde. Mia mahcup bir şekilde adama baktı.
“Siz kullanıyorsanız engellemeyeyim.”
“Araba süreceğim o yüzden.”
Aslında adam kadın kullanmadığı için kullanmak istemedi. Rahatsız olmasından korkuyordu. Alkol aldığında da biraz agresif oluyordu.
“Hadi başlayalım.”
Adam çatal bıçakla balığa girdiğinde, yüzüne bir gülümseme koyup adamın tam tersi olarak eliyle balığı ayıklamaya başladı. Marco’ nun gözleri Mia’nın eline değdiğinde şaşırdı.
“Balık dediğin elle yenir.”
Mia’nın lafıyla elindeki çatal bıçağa baktı. En son ne zaman elliyle balık yemişti diye düşündü, galiba çocukken. Kadına eşlik etmek için elindeki çatal bıçağı bırakıp o da onun gibi balıklarını elleriyle yemeye başlamıştı.
Yaşlı adam genç çifti izlerken birbirlerini arasındaki çekimi buradan bile anlamıştı. Zaten Marco asistanım derken bile sesindeki o tondan anlamıştı. Çünkü genç adam hiç bir şekilde baş başa asistanıyla yemeğe çıkmaz, çıksa da buraya getirmezdi. Marco için özel bir yer olduğunu biliyordu buranın. Üstündeki ceketini bile ne amaçla verdiğini bile anlamıştı.
Yaşlı adam sinsice sırıttı. Bu iş olurdu Marco ve bu güzel kız beraber olurdu.
Marco ve Mia keyifli yemek yedikten sonra hesabı ödeyip masadan kalkmışlardı. Kapıdan çıktıklarında bir ses Mia ‘ya seslendi.
“Mia.”
Genç kadın arkasını döndüğünde kısa bir şaşkınlık içindeydi. Maria’nın kuzeni Nina’ydı.
Nina samimiyetsiz bir şekilde Mia’ya sarıldı. Hayır bir yada iki kez gördüğü kadın ne zaman bu kadar samimi olmuştu ki ? düşünmeden edemedi.
“Roma’da olman şaşırttı beni. Nasılsın tatlım ? durumlarını duydum çok üzüldüm.”
Mia, bu kadının aynı kuzeni gibi ne kadar sinsi olduğunu biliyordu.
“İyiyim teşekkür ederim de neden üzüldün? “
Elini yalandan Mia’nın koluna koyup
“Christie’ nin seni terk edip kuzenimle evlenmesi. Bir kadının başına gelebilecek en kötü durum.”
Mia derin bir nefes almıştı. Nina’nın elini kolunda çekip o da onun gibi samimiyetten uzak bir gülüş sergileyip
“Benim için üzüleceğine, kuzenin için üzül. Bir kez yapan bir daha yapar. En azından ben evli değildim.”
Kadın bozulmuştu. Yüzünün renginin değiştiğini de anlayabiliyordu.
“Sevgilim hadi.”
Nina daha fazla şaşırmıştı. Çünkü Mia ‘ ya seslenen adam mimar şirketlerin sahibi Marco’ydu.
Mia ise aynı şaşkınlık içindeydi. Ama neden yaptığını anlamış sadece gülümseyip karşındaki kadına
“İyi eğlenceler Nina sana. Sevgilim arabada beni bekliyor.”
Nina’nın şaşkın suratını arkasında bırakıp arabaya binmişti.