Bazıları çocukluktan yaralıdır. İncinmiştir. Yalnızlığa mahkûm edilmiştir. Hüma’da onlardan birisiydi. Gücü yetseydi eğer anlatacağı ilk şey yorgunluğu olurdu. Ruhunun parçalara ayrılmasını uzun uzun anlatmak isterdi. Ama buna ne gücü ne de isteği vardı. Kime neydi ki acısından! Kim ilgilenirdi onu gün be gün bitiren sancılarla? Direksiyonu ustaca çeviren eli sıkmaktan boğum boğumdu. Kışlanın yoluna girdiğinde istemeden dikiz aynasına kaydı göz bebekleri. Hala daha ardından sakince geliyordu. Gözlerindeki durgunluk bedenini geriyordu. Bile bile ateşle oynayamazdı. Onu yolundan şaşırtabilecek hiçbir şeyle ilgilenemezdi. Ama neden kalbi ağzında atıyordu? Neden düşüncelerini inatla reddediyordu? İçini patlatan sıkıntıyla nefesini verirken kaçtığı ateşle yanacağını seziyordu. Sonunda

