Barista

427 Kelimeler
"Ben, Aysa. Küçük yaşlardan beri kimseye güvenmemeyi, ayakta kalmayı öğrendim. CV'mi gönderdikten bir kaç saat sonra cevap gelmişti. Bu kadar hızlı cevap almak durumun ciddiyetini gösteriyordu sanki. Ama bunun için baristalığı öğrenmem gerekiyordu. Kahve yapmayı bilmek bir hizmetçilik şartı olabilir miydi? Üstelik sadece bu iş kahve ile sınırlı değildi anladığım kadaryla. Alkol, soğuk içecekler ve bilmediğim ne tür içecek varsa. Bu işin temelinde bence kahve yatıyordu. Buradan akşam yedide işimi bitirip bu sefer de bir bara gidecektim. Barmenden alkolleri öğrenmem gerekirdi. Aslında alkollerle aram iyiydi, çalıştığım zengin evlerden çok şey öğrenmiştim. İşte bu yüzden şu an küçücük bir kafede, kasanın yanında dikiliyordum ve bir yandan etrafa göz gezdirirken bir yandan da sabırsızca ellerimi ovuşturdum. Yanımda, bana işi öğretecek olan Efe vardı. Uzun boylu, hafif dağınık saçlı, buranın baş baristasıydı. Beni tepeden tırnağa süzdükten sonra elime bir bez tutuşturdu. "Öncelikle şu tezgâhı sil. Sonra kahve makinelerini tanıyacağız." dedi. Gözlerimi devirdim ama bir şey demedim. Bezi elime alıp tezgâhın üzerindeki kahve lekelerini temizlerken Efe, kahve makinelerini ve işleyişi anlatmaya başladı. "Bak, şu espresso makinesi. Bütün kahvelerin temeli bu. Çekirdekleri öğüt, portafiltreye koy, sıkıştır ve makineye yerleştir. Bir shot espresso almak için şu düğmeye basıyorsun. Eğer latte ya da cappuccino yapacaksan süt köpürtmen lazım. Süt köpürtme çubuğunu kullanırken buharı tam aç ama süte fazla yaklaştırma, yoksa kaynar ve köpük olmaz." Dikkatle izledim. Hareketlerini, dokunuşlarını. Espresso makinesinin çıkardığı homurtuyu ve süt köpürtme çubuğunun cızırdayan buhar sesini aklıma kazıdım. "Peki, farklı kahveler nasıl yapılıyor?" diye sordum. Efe göz ucuyla bana bakıp hafifçe gülümseydi. "Espresso shot temel. Üzerine sıcak su eklersen Americano olur. Sıcak süt eklersen latte. Eğer sütü daha yoğun köpürtüp eklersen cappuccino. Macchiato istiyorsan sadece az köpüklü süt eklersin. Buz eklersek iced olur, şuruplarla tatlandırırsak aromalı olur." İçimden geçirdiğim tek şey şu: Bu kadar detay kimsenin umurunda olmazdı, ama ben bu işi öğrenmeliyim. "Tamam, bana bir latte yapmayı göster. Sonra ben deneyeceğim." dedim. Efe, espresso shot’ı alıp süte buhar çubuğunu daldırdı. Hafif bir hareketle köpüğü oluşturup sonra kahvenin üzerine ekledi. İzledim, sonra derin bir nefes alıp aynısını yapmaya çalıştım. Espressoyu koydum, sütü köpürttüm ama köpüğüm olması gerektiği gibi olmadı. Efe kahkahasını bastırmaya çalışsa da gülümsemesi belliydi. "Çok daldırdın. Köpük yapmak istiyorsan buhar çubuğunu sütün hemen altına yerleştir, fazla içine batırma. Bir daha dene." Gözlerimi kısıp bu kez daha dikkatli yapmaya başladım. Süt kabarcıkları tam kıvamında olunca içimden zafer çığlığı attım. Sandığım kadar zor değildi. Efe başını salladı. "İşte böyle. Birkaç deneme daha yap, elin alışsın. Kahve yapmayı öğrenmek sabır ister." Sabır. Yıllardır sabrettiğim şeyler aklıma geliyordu ama şimdi başka bir sabır testiyle karşı karşıyaydım. Ben Aysa MAHİ,bu testide geçeceğime inanıyorum. ....
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE