“Baha, bir şey mi oldu?” dedi İlayda, ürkekçe. Baha tek kelime etmeden elini uzattı, sehpanın üzerindeki şişeyi aldı. Parmakları camın soğuk gövdesini kavrarken, içinde yıllardır biriktirdiği öfkenin kıvılcımları gözlerinde parlıyordu. Elindeki parfüm şişesini çevirdiğinde İlayda'nın kalbi delice atmaya başladı. Gözleri çantasına kaydı. “Çantamı mı karıştırdın?” diye sordu, sesi çatallı, tedirgin. “Açelya'nın odasını karıştırdın,” dedi Baha, kelimeleri keskin bir bıçak gibi. İlayda bir adım geriledi. Dudakları kurudu. “Baha, bak... Biliyorum kızdın. Ama saçmaladım, özür dilerim. Ben... Açelya’yı çok özledim. Yemin ederim, kötü niyetim yoktu.” Baha başını çevirip omzunun üzerinden camdan dışarı baktı. Bahçedeki güller rüzgârla hafifçe salınıyor, gece yavaş yavaş çökerken ay ışığı topr

