Celal Bey, arka odada ağlayan torununun sesine karışan kapı sesi ile seccadesinden kalktı. Gözü yaşlıydı, elleri ile kuruladı gözlerini. Dua ederken ağlamak iyiden iyiye huy olmuştu onda. Melek'in pışpışlama sesleri ilişti kulağına. Çocukların düzeni bozulmuştu. Gani, sabahlara kadar orada burada Reyyan'ı arar olmuştu. Melek sabahlara kadar uyumadan başını bekler... Gelenin Gani olduğunu sanırken açtığı kapıda Ufuk'u görünce sarsıldı. Adam, üzerinde pijamaları ile yorgun bir halde dikiliyordu karşısında. Ne içeri buyur edebildi, ne tek kelime konuşabildi. Ufuk, elini eğilip de öperken "Affedin beni, siz bari affedin!" diyene dek. Kendini çekmek istedi, ancak damadı sımsıkı tutuyordu elini. "Koruyamadım, kollayamadım affedin beni!" damadının sesi boğuk, ağlamaklı... Ağlıyor olamazdı ya, kos

