Celal Bey, Reyyan'ın odasını açtı Ufuk'a. "Nevresimler temizdir, sabah güneşini hemen alır içeri kalın perdesini çek istersen. Reyyan sabah ezanı ile uyanınca çekmezdi hiç perdeyi." Ufuk odanın ortasında Reyyan'ın pencere duvarına yaslanmış yatağına bakıyordu. İki kapaklı bir dolap, ince bir kitaplık, sade düz bir halı, yuvarlak bir camla kapatılmış tavan aydınlatması... Hepsinden öte burnuna dolan o bildik koku. Burnunun sızlamasına neden olan genzini tıkayan. "Kıyafetlerini dolabın altına koydurdum, üç beş parça getirmiş kız kardeşin. İlaçlarını da tembihlemiş Melek'e fakat benim aklımdan çıktı. Bir su getireyim de içiver." Adam odadan çıkarken durdurmak istedi bir an vazgeçti. Az sonra titreyen eli ile tuttuğu su bardağını ona uzatıyordu Celal Bey. Su bardağını aldı elinden bekletmeden

