Bir küçük kıvılcım kafiydi, Reyyan'ın bedenini Ufuk'a siper etmesi için. Yeniden ondan uzağa düşemeyen gönlü yeniden onun gönlüne amade olmuştu şimdi. Bir bakış, ufacık bir tebessüm, sırf ona has muzip bir kaç hareket; bunlar her biri, uğruna feda edeceği ne çok şeyi olduğunu ve kaldığını hatırlatıyordu ona. Bedeninde can bulmuş küçük kızı; bebeği, varlığını her hissettirdiğinde aklından çıkmaz olan babası da körüklüyordu hasretini. Görmek için bahaneler üretmeyi huy edinmişti iyiden iyiye. Yola ne diye düştüğünü bilmezdi bazen, girerdi Kerem'in ona hediye ettiği kapı süsü şıngır şıngır sesler çıkarırken dükkandan içeri ve o vakit uydururdu bir sebep. Bir keresinde hiç sebep bulamamıştı da Ayşe'nin kilosunu deyivermişti. "Ayşe, bir kilo üç yüz gram olmuş." Aralarında eskisinden daha farklı

