KADERİN OYUNU
Gece olduğunda yine bir kez daha anlamıştım, yalnız olduğumu. Sonbahara girmiştik ama ona rağmen mevsimlerin geçişini bile farketmemiştim ; Günlerin,ayların,yılların hatta dakikaların bile farkında değildim.
İçimde ki boşlukta resmen kaybolmuştum bu hiç hayra alamet değildi. Ben Sara erişkinliğe vardığımdan beri bu hayatı hiç anlamamış ve boşlukta kaybolmuş gibi bir hayat sürdüm.
Tabi hayat denilirse zaman geçtikçe daha da zorlaşan bir hayatım olduğunu farkettim nefes almak bile yorucu ve ağır geliyordu.
Geçmişten birinin bir sözü geldi aklıma gün gelecek aldığımız nefesler için bile vergi ödeyeceğiz demişti. Ah yakında olursa hiç şaşırmam şu an bile nefes alamıyordum, tamam bence onların bana para ödemesi gerekliydi.
Ne diyordum ben iyice saçmaladım herhalde ; Boğazını sıkmak, göğüs kafesini sıkı sıkıya tutan bir his nasıl anlatılır ki. Hatta bundan ebediyen nasıl kurtulunur? Bir kuşu kafesinden serbest bırakmanız için kafesin kapısını açmak gerekli değil mi? Ama o kuş gerçekten serbest olur muydu?
Belki de kafesin ona verdiği acıya alışıp bağışıklık kazanmıştı;Yine de kuşun gökyüzünde uçmasını özgürlük bildik ve imrendik ama yanıldığımız anlar da vardır.
Önemli olan kuşun kafesteyken yaşadığı ızdırabdı veya onu serbest bıraktığımız o an gökyüzünde aheste aheste süzülüşünü izlediğimizde görmediğimiz çektiği azaptı.
Şimdi ben kafeste çektiğim ızdıraba razi olup can verecektim,ya da kafesten kaçıp gökyüzünde süzülmek için o azaba razı olacaktım. Durduğun yerde duramamak vardır ya o kişi tam olarak bendim işte duramıyordum içimde bir kurt vardı.
Sanki ve gittikçe bir şeyler olacak korkusu ile yaşıyordum,insan olmak çok zor geliyordu bu tamamen insanlık ile ilgili değil bir bireyin üzerinde olduğu yük ile yaşamak demekti.
Ve geniş perdeden bakmak gerekirdi ama ben o perdeyi çok fazla aralamıştım. Dışarı çıktım ve Mardin'nin soğuğunu içime çektim her zaman iyi gelirdi ,her an iyi gelmezdi. Hava kararmıştı ve kimsecikler yoktu tabi ben ve yıldızlar dışında ya da ben öyle sanıyordum.
Terasta olan sandalyeye oturdum ve ne yapacağıma karar vermek için düşündüm,düşündüm ve sadece düşünmek ile kaldım.
Çünkü hiçbir zaman çözüme adım atamadım; Bir şehir tutsak olurdu ya da özgürlüğün Mardin benim için Araftı en kuşkusuz bilinen bir Araf.
Yıldızlara son bir kez bakıp odama geçmek üzereyken dikkatimi Konağın sağında olan bir araba çekmişti.Karanlık olduğu için pek aldırış etmedim,arabanın farları yandığında bir anlığına ürperdim ve odama girdim.
İçimde ki ses kapımı kilitlememi söylüyordu, bu tabi her gece kapımı kilitlemediğim anlamına gelmiyordu bunu burada olduğum her an kilitliyordum. İnsanın kimseye güveni kalmayınca anlıyordu bazı şeyleri ve şimdi yapmam gereken tek şey bir iş bulup kendi paramı kazanmaktı beni bekleyen ya da karşıma çıkacak olan hiçbir şey umrumda değildi bunu yapacaktım.
Eşyalarımı topladım, zaten çok bir şeyim yoktu babamın fotoğrafını da alıp bavulu yatağımın altına sakladım. Kapıyı her ne kadar kilitlemiş olsam da konakta yedek anahtarlar mutlaka vardı.
Tabi her odanın değil,gerekli gözüyle bakılan odaların vardı.Sadece başta benim odam geliyordu bu yüzden kapımın arkasına bir şey koymadım şüphe etmelerini istemiyordum. Ve yarın benim günüm olacaktı,Herşeyi hazırlamıştım.
Nihayet sabah vakitlerinde her ne kadar uyuyamasam da bunu sorun etmedim ne de olsa yeni hayatımda kendim istediğim gibi uyuyacak huzurlu bir hayatım olacaktı.
Hızlıca hazırlandıktan sonra Bavulu mu ve telefonu mu da alıp sessizce kapının kilidini açtım. Sabah vakti buradan kaçmak için zamanlama olarak en iyi karardı,Konakta ki herkesin uykusu nedense ağırdı.
Bu da işime geliyordu tabi,bu saatler de kapı da koruma da olmuyordu gerçi kimi koruyacaklardı ki artık Hanım Ağayı mı ? Abi dediğim söz de abilerim mi ? Yoksa hiç düşünmedikleri zavallı beni mi ? Artık hiçbiri umrumda değildi.Burada yaşadığım ah pardon çektiğim eziyetlerden dolayı mı koruyacaklardı beni?Şaka gibilerdi hiçbir zaman buraya ait olmadım.
Ruhum hep başka bir yerlerdeydi ve oraya gitmem gerekiyordu, ama sorun da tam olarak buydu orası neresiydi ruhum sadece bu durumda karmakarışık bir haritadan ibaretti.
Son bir kez Mardin havasının soğuğunu içime çektim. Ne de olsa ne zaman bana bu ızdırap veren havayı içime çekecektim değil mi?Bu acıya bağışıklık kazanmış halimden kısaca bir nefret ettikten sonra sessiz olmaya ve hızlı bir şekilde inmeye özen göstererek merdivenlerden indim.
Bavulumun ağır da olmaması işime yaradı,bu nedenle sorunsuz bir şekilde aşağıya indim. Şimdi önemli olan bir şey daha vardı bu ağır kapıyı nasıl açacağımdı...Konakta artık koruyacak hiçbir şey yoktu ama yine de bu koca kapıya kilit vurmuşlardı.
Hayretler içinde kaldım,ilk kez gördüğüm kilit ile korku içinde şüphe sardı her bir yanımı bu kilit ne içindi benim için mi yoksa kendilerini korumak için aldıkları bir önlem mi? İstediğim gibi dışarı çıkamayan koca konakta bir tek ben vardım.
Sinirle dişlerimi sıktım ve arka tarafa doğru ilerledim, küçük bir çocukken tek özgür olduğum belki de öyle sandığım bir anımı hatırladım.Burada nedense kimsenin farketmediği bir oyuk vardı ve neden kimsenin bu oyuk ile ilgilenmediğini bir türlü anlayamamıştım.
Hiç mi haberleri yoktu bu oyuktan;ah elbette silahlardan, suçlarla ilgilenmekten zavallı konağın avlusunu sinek avlıyordu. Baktığımda Anılarım gözümde canlandı ve Babamı son kez gördüğüm yer burasıydı, bir daha onu görmemiştim.
Yaşayıp yaşamadığını bile bilmiyordum yine de kızını canavar yuvasına bırakıp giden biri benim babam olamazdı.Ne olmuş olursa olsun ya da ne kadar öfkeli olursam olayım seviyordum babamı; çünkü bana kimse hiçbir şey anlatmazdı ve onlardan bile şüphe ediyordum,ama yine de bu çektiğim acılardan dolayı babamı suçluyordum.
Burada yediğim dayakların haddi hesabı yoktu bazen sırf eğlencesine bile beni dövdüklerini düşünüyordum.
Bu zamana kadar akıl sağlığımı kaybetmediğim için kendimle acı ve biraz da hüzünlü bir mutluluk hissi ile gurur duydum.
Doğru dürüst beslenmediğim için bir hayli zayıftım, sebepsiz yere konakta her türlü yemek fazlasıyla yapılıyordu bazen gözüme israf bile gelirdi burada çektiğim acılardan dolayı iştahım bir hayli kapanmıştı.
Ve bedenim çok kötü bir durumdaydı;yeni hayatımda mutlaka güzel bir fit vücuda sahip olacaktım.
Akıl sağlığım yerinde olmasına rağmen kendim için en iyisini yapacaktım, üstümde olan içimde yaşayan bu travmadan kurtulmak için daha fazlasını yapmam gerekiyordu.
Ne olursa olsun dedim ve söz verdim bu zamana kadar yaşayamadığım ve bana yaşatmadıkları her bir saat her bir zaman dilimi için acısını çıkartacaktım.
Belki bir karavanım bile olurdu ya da küçük bir dairem artık güzel şeylere odaklanacaktım eski hayatımı,hayat denilirse artık yavaş yavaş vücudumdan zihnimden ve ruhumdan koparıp atacaktım.
Gözümden akan yaşı hızlıca sildim burada akıttığım son göz yaşım olacaktı,bu zamana kadar göz pınarlarımın kurumadığına hayret ettim.
Akıttığım her göz yaşı için , yaşadığım her acı için lanet ettim. Tek dileğim bir daha asla ama asla eskisi gibi olmamalarıydı tek eğlenceleri bendim ve artık bu azaptan kurtulacaktım ve bir daha buraya adımımı dahi atmayacaktım.
Oyuktan hızlıca bavulumu geçirdikten sonra kendimde geçtim.
Otobüs terminaline doğru gitmek için adımımı Mardin sokaklarında son kez geçmek için attım.
Saçlarımı kesip boyamam da işe yaramıştı iyi ki kılık değiştirmeyi akıl etmiştim,hadi bakalım kızım gökyüzünde süzülmeye.