Masamune kurdun kafasını loncaya teslim etmiş ve ödülünü almıştı. Masamune en kısa zamanda normal alfabeyi okumayı öğrenmeliydi. Aldığı iş ilanının üzerindeki resimlerden ve bazı sayılardan ne olduğunu anladığı hayvanı avlamaya gideceği zaman yoldan geçen birine okutarak anlamıştı. Ama adamın küçümseyici bakışları onu alfabeyi öğrenmeye teşvik etmişti. Aklındaki düşüncelerden bazıları da bunlardı. Kurt ilanda yazandan daha güçlü olduğu için lonca ona fazladan 200 altın daha vermişti. Bu kurdun ortadan kalkmasıyla kuzey yolları tekrar güvenli hale gelmişti ve bu şehir için çok iyidi. Ticaret tekrar gelişecek ve lonca da bundan kârlı çıkacaktı. Loncadaki insanlar merak ediyordu. Kimdi bu adam? Şehirdeki en zor görevlerden birini yapmıştı ama daha ismini bile bilmiyorlardı. Bunu sormaya vakit bulamadan parasını almış ve gitmişti. Masamune insanların merak ettiğini biliyordu. İsmini duyurmak onun içinde iyi olurdu ama şimdilik bunu yapmamıştı. Direkt pazara gitmişti. Pazarda sattığı kristalden de 800 altın kazanan Masamune' nin 2000 altını olmuştu. Bu onları bir süre daha idare ederdi. Ayrıca Lilith' e yeni kıyafetler almayı planlıyordu. Hana doğru yola çıkmıştı. Hava kararmak üzereydi ve Masamune çok yorgundu. Biraz yemek ve uyku çok iyi gelecekti. Masamune birkaç dakika sonra hanın önündeydi. İçeri girdiği zaman görmeyi hiç beklemediği bir manzarayla karşılaşmıştı.
Bir adam biraz su almak için aşağı inen Lilith' e sarkıntılık ediyordu. Anlaşılan hancı bu adamdan korktuğu için hiçbir şey yapamıyordu. Bu durumda Masamune' nin yapacağı şey belliydi. Hızlı adımlarla adamın yanına gidip omzunu tuttu. Adam birinin omzunu tutması üzerine arkasına döndü. Amacı onu işinden alıkoyan kişiye haddini bildirmekti. Masamune arkasını dönen adamın yüzüne sert bir yumruk attı. Bunu yaparken savaşçı gücünü kullanmıştı. Adam suratına yediği yumruk yüzünden dişlerinden birkaçı havada uçarken yere yığıldı. Ağzından sökülen dişleri sayesinde oldukça fazla kan akıyordu. Adam baygınlık geçirmişti. Yerden uzun bir süre kalkamamasından anlaşılan buydu. Masamune hancıya sert bir bakış attı. Bu bakış birçok şey anlatıyordu.
Ama anlattığı en önemli şey böyle bir şeyin tekrarlanması halinde hancının da bu olaydan payını alacağıydı. Bunu anlayan hancı başını önüne eğdi. Masamune ve Lilith yukarı çıktılar. Odaya girince Lilith Masamune' ye tekrar teşekkür etti. Masamune ise bunu duymamıştı. Çünkü aklındaki düşünceler dış dünyadaki sesleri duymasını engelliyordu. Lilith' in güçlenmesi şarttı. Bu durumdayken Masamune yanında olmadığı zamanlarda tamamen savunmasız kalıyordu. Masamune onun dantianını oluşturmak için kara büyüden farklı bir yol arıyordu. Çünkü bu hem gizleyemeyeceği bir enerji yayacak hem de Lilith' e çok acı çektirecekti. Masamune bu olaydan sonra bir süre odada durup düşündü. Ama bir fikir bulamayınca yine morali bozuldu. Ayağa kalkıp dışarı çıkmaya hazırlenirken Lilith' e bakarak konuştu.
'Bence odadan şimdilik çıkmamalısın. Bir şey istersen hancıya seslen. Benim şimdilik aşağı kata inmem gerekiyor.'
Lilith Masamune' nin aklındaki şeyi anlamıştı. Aşağı inerek ona sarkan adamı şimdikinden daha beter bir hale sokacaktı. Bunu o da istiyordu ama yine de ses çıkarmamıştı. Lilith sürekli bu gibi olaylara maruz kalmıştı. Bazen güzelliğine lanet etmişti. Bu kadar güzel olmasaydı insanlar ona sürekli bu şekilde bakmazlardı. Bu yüzden Masamune' yi durdurmak için herhangi bir girişimde bulunmamıştı. Masamune kapıdan çıkmış ve ağır adımlarla merdivenleri iniyordu. Eski merdivenlerin çıkardığı gıcırtı sesi birinin geldiğini haber veriyordu. Bütün bakışlar Masamune' ye çevrilmişti. Masamune' nin bakışları ise sadece yerde kendine gelmeye başlayan adamdaydı. Bakışlarını adamdan hiç ayırmıyordu. Kolundaki kesik artık acımıyordu. Ya da öfkesinden dolayı acıyı hissetmiyordu. Masamune kesik olan kolunu uzattı ve yerdeki adamı boğazından yakaladı. Adam elleri ile Masamune' nin elinden kurtulmaya çalışsa da başarılı olamıyordu. Az önce yediği yumruk yüzünden hala kendine gelememişti. Masamune adamı ayağa kaldırdı. Ağzıdan akan kanlar Masamune' nin eline geliyordu. Masamune adamın gözlerine bakarak konuştu.
'Lilith' e hangi elinle dokunmaya çalıştın?'
Adam ağzından kanlar akarken konuştu.
'Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Bu yaptığını sana misliyle ödeteceğim.'
'Kim olduğun ne kadar umrumda biliyor musun?'
Masamune bu cümlelerden sonra boğazından yakaladığı adamı yere fırlattı. Yerdeki adamın sol kolunu havaya kaldırdı ve ayağıyla dirseğine vurarak kırdı.
Çığlık atmaya başlayan adam diğer eliyle kırılan kolunu tutuyordu. Etraftaki insanlar Masamune' nin yaptığını görünce bu kıza yanaşmamayı akıllarına kazıdılar. Masamune adamın çığlıkları arasında herkesin duyabileceği bir sesle bağırdı.
'İşte bu kadar umrumda! Yaptığın şeye pişman olacaksın!'
Yerdeki adam Cheng Klanı' nın genç efendisiydi. Bu klan şehirde fazla nüfuza sahip olmasa da sıradan insanların bulaşmak istemeyeceği bir klandı. Hancı bu yüzden hiçbir şey yapamamıştı. Cheng Klanı' nın genç efendisi güçlü değildi ama bir sürü adamı vardı. Hancıyı buradan göndermeye yeterdi. Öte taraftan Masamune bunu bilse de pek bir şey fark etmezdi. Sonuç olarak bu adam Lilith' e sarkmıştı. Masamune' nin ilk arkadaşına... Bu affedilemezdi. Masamune adamın diğer kolunu da kaldırıp dirseğine vurdu. Adamın çığlıkları handaki insanların daha çok korkmasına neden oluyordu. Bu genç bir klan liderinin oğlunun iki kolunu da tereddüt etmeden kırmıştı. Kimdi bu genç? Neye güveniyordu? İnsan güvenebileceği bir şey olmadan böyle davranamazdı. Bu genç bir şeye çok güveniyor olmalıydı. Cheng klanı genç efendisi iki kolu kırık bir şekilde yerde acılar içinde kıvranırken Masamune konuştu.
'Senin gibi biri neden korumasız dolaşıyor? Bari biraz eğlendirirdiniz beni.'
Masamune haklıydı. Bu çocuk gibi zenginler genellikle yanlarında korumalarla dolaşırlardı. Ama bu çocuk tek başına dolaşıyordu. Aslında bu çocuk hayatında ilk defa korumasız dolaşıyordu. Çünkü insanlar onu tanıyorlardı ve ona bulaşmamaları gerektiğini biliyorlardı. Ama Masamune bu çocuğu tanımıyordu. Tanısaydı da bir şey fark etmezdi. Masamune arkasını döndü ve kırık kollarıyla yerde çığlık atan bu zengini orada bırakarak yürümeye başladı. Üst kattaki odaya tekrar çıktığında hancı da hemen peşindeydi.
'Efendim. Affınıza sığınarak buradan ayrılmanızı istemek zorundayım. Az önce yaptıklarınızdan sonra Cheng Klanı beni rahat bırakmayacaktır. Buradan ayrılmanız hem sizin için hem de benim için yararlı olacaktır. Paranızı fazlasıyla geri vereceğim.'
Masamune hancıya sinirlenmişti ama bir şey yapmayacaktı. Sonuçta adam bir yandan da halkıydı. O burada sadece konaklıyordu. Ama Cheng Klanı buranın yerlisiydi. Bu olaydann sonra da artık bu hanı rahat bırakmayacakları bir gerçekti. Masamune yine de yaptıklarından dolayı pişman değildi. Yine olsa yine aynı şeyi yapardı ve çekinmezdi. Bu sebeple hancıyı başıyla onayladıktan sonra odaya girdi.
Lilith Masamune' nin odaya girmesiyle oturduğu yerden kalktı ve ona bakmaya başladı. Aşağıdan gelen çığlık seslerini duymuştu. Seslerin kime ait olduğunu da biliyordu. Eğer gücü olsaydı bu çığlıkları o adama kendisi attırırdı. Ama şimdilik hiçbir gücü yoktu. Masamune Lilith' in bakışlarından bir şeyler söylemesi gerektiğini anlamıştı.
'Buradan gitmeliyiz. Hadi çıkalım.'
Lilith başıyla onayladı ve yürümeye başladı. Zaten eşyaları yoktu. Yanlarına almaları gereken bir şeyde yoktu. Sadece buradan çıkmaları gerekiyordu. Aşağı kata indiklerinde genç efendi yerinde yoktu. Onu buradan çıkarmışlardı. Hancı Masamune' ye bir kese uzattı. Masamune itiraz ederek sadece kalan parasını vermesini söyledi. Hancı bunun üzerine keseden çıkardığı altınları sayarak Masamune' ye 50 altın verdi. Masamune altınlarını aldıktan sonra Lilith ile beraber handan çıktılar.
'Şimdi nereye gideceğiz?'
'Şehri dolaştığım sırada buraya fazla uzak olmayan bir han görmüştüm. Oraya gidebiliriz.'
'Tamam.'
Masamune yürümeye başladı. Lilith ise onu takip ediyordu. Gecenin karanlığında yürüyorlardı. Ama korkmalarını gerektiren bir durum yoktu. Masamune Lilith' i her şeyden koruyabilirdi. Yaklaşık on dakika yürüdükten sonra Masamune' nin bahsettiği hana gelmişlerdi. Bu hanında diğer handan pek bir farkı yoktu. İkisi birlikte içeri girdiklerinde yine bütün bakışları üzerlerine toplamışlardı. Lilith' in güzelliğinin bunda etkisi çoktu. Masamune bakınarak boş bir masa bulmaya çalıştı. Şanslılardı ki boş bir masa bulabilmişlerdi. Masamune ve Lilith masaya geçerek karşılıklı oturdular. Hancı yanlarına geldi ve bir şey isteyip istemediklerini sordu.
'Su ve yemek istiyoruz.'
Masamune' nin cevabının ardından hancı tekrar giderek onların masasına yemek götürülmesini söyledi. Handa çalışanlar yemekleri hazırlarken onlar da dinleniyorlardı. Masamune insanların onlara baktığını hissedebiliyordu. Ama onlara bakmakla uğraşmıyordu. Suyu getiren kişi yemeklerinin de hazırlandığını söylemişti. Onlar sularını yudumlarken karşı masadan kalkan iri yarı biri onlara doğru gelmeye başladı. Niyeti Lilith' e asılmaktı. Yanındaki gemcin hiçbir şekilde karşılık veremeyeceğinden emindi. Bunun verdiği özgüvenle birlikte masasından kalkmış ve düşündüklerini gerçekleştirmeye gidiyordu. Masamune olan her şeyin farkındaydı. Gelen yapılı adamın niyetinin de farkındaydı. Bunu belli etmemişti. Adamın yaklaşmasına izin veriyordu. Yaklaşmasına izin vermesinin sebebi neler olabileceğini daha iyi hissetmesini sağlamaktı. Adamın onların yanına gelmesi için sadece 2 adımlık mesafesi kalmıştı. Masamune yine bir şey yapmadı. Handaki müşteriler neler olacağını merak ettikleri için onları izliyorlardı. Adam elini Lilith' e doğru uzattı.
Ama eli daha Lilith' e değmeden adam hareketsiz kaldı. Olduğu yerde donmuştu! Hiçbir şekilde hareket etmiyordu. Han müşterileri neler olduğunu anlamaya çalışırken hanın içini tamamen kaplayan inanılmaz öldürme isteğini herkes hissedebiliyordu. Bu gücü salabilen kişi sıradan biri olamazdı. Bunu herkes çok iyi biliyordu. Ama en çok... En çok Lilith' e elini uzatan adam biliyordu. Bu gücü en yakından hisseden kişi oydu. İçini kaplayan korkuya yenik düşen bedeni hareket etmeyi kesmişti. Şu anda korkuya kapılmayan tek kişi Lilith idi. O etrafa Masamune' nin yaydığı öldürme isteğinin onu korumak için olduğunu anlıyordu. Masamune ona asla zarar vermezdi. Bu durumda korkmasına neden olacak hiçbir şey yoktu.
Korkudan hareket edemeyen adam yavaşça gözlerini kızın karşısındaki gence döndürdü. Ne kadar yanlış bir işe kalkıştığını anlamıştı. Masamune güç yaymayı kesti ve beklemeye başladı. Kimse konuşmuyordu. Kimse hareket etmiyordu. Masamune en başından beri bardağında olan bakışlarını Lilith' in yanındaki adama çevirdi. Adam güç kesilmesine rağmen olduğu yerde durmuş hareket etmemişti.
'Defolup gitmek için hala neyi bekliyorsun?'