Tanıtım
"İstediğin bu değil miydi hı!?"
Sorusu ile birlikte bel oyuntumda gezinen parmaklarının baskısını artırıp bedenime daha çok yasladı iri bedenini.
İçtiği alkolden kaynaklı yanan bedeninin alevini hissediyor olsam da soğuktu dokunuşu..
Duygusuz sevgisiz bir dokunuş...
Kalbime huzur vermeyen kanatan bir dokunuştu...
Onun yıllar sonra ilk dokunuşu bana lütuf gibi gelmesi gerekirken, aslında canımı yakıyordu ama o farkında bile değildi.
Belki de farkındaydı bilerek yapıyordu.
Öfkesi gözlerini öylesine kör etmişti ki sadece canımı yakmak istiyor gibiydi.
"Söylesene Bade! İstediğin bu değil mi?!!" içki kokan nefesi genzimi yaktı ağır ağır. Gözlerim yanmaya başlamıştı, acımasız sözlerinin altında ezileceğimi biliyordum ve lanet olsun ki dolan gözlerime engel olamıyordum.
Dudaklarımın üzerine hırıltıyla söylediği her bir cümlesi tenime alaycı bir bir acı ile kazınırken, dolan gözlerimi gözlerinden ayıramadım. Dudaklarım titriyordu artık.
"Arel... Lütfen..." diye fısıldadım "Lütfen"
Sözlerin canımı yakıyor sus artık diyemedim.
Yüzümde gezinen bakışları sonu olmaz bir uçurumken, o uçurumdan beni acımadan itiyordu sadece.
"Sana dokunmamı, seni becer-"
Kollarının arasından nasıl sıyrılıp ne zaman tokatı suratına attığımı bile bilmiyorum, attığım tokatın sert sesi yankılandı önce odanın içinde ve sonrasında ise sadece söylediği iğrenç kelimenin altında ezildiğimi hissettim. Benim ona hissettiğim duygularımı, onunla birlikte ama onsuz geçen yıllarımı yarım kalan bir kelimesi yetmişti yakıp kül etmeme.
Tokat attığım yanağına elini koyup başını ağır ağır çevirdi. Alev gibi öfkesi alev gibi kehribarlarında kaynıyordu.
Soğuk gülümsemesini dudaklarına kondurdu ve yine o zehirli cümlelerini sakınmadan konuşmaya başladı.
"Sen neyi anlamadın bunca yıl biliyor musun Bade?"
Geri geri adımlar atarak uzaklaştı benden, koca bedenini koltuğa bıraktı öylece. Sehpanın üzerine az önce baktığı yarım kalan viski bardağına uzanıp aldı ve dudaklarına götürdü, aheste aheste içmeye başladı.
Elinde sıkıca tuttuğu bardağın içindeki sarı sıvıyı içtikten hemen sonra bardağı hızla duvara çarptı. Saniye geçmeden kızarmış kanlanmış gözlerini üzerime dikti ve çekinmeden söyledi yine dikenli zehir gibi sözlerini.
"Benim seni sevmeyeceğimi!"
Ağır ağır tane tane sözleri zihnimin duvarlarına çarptı, acımasızlığını hatırlatır gibi.
"Benim sana ait bir kalbim olmayacağını!"
Yıllardır üzerini kapattığım yaralarım sızlamaya başladı ince bir sızı ile. Kalbim ağrıyor du artık.
"Başkasına ait bir adam olduğumu!"
Ruhum çekiliyordu yavaş yavaş, ölü bir kadının varlığı olmayan yakınlığımıza koca bir set inşa etmişti yine.
"Ona dokunduğum gibi sana dokunmayacağı mı, seni sadece kullanabileceğim ihtimalini sen bir türlü anlamadın Bade..." dedi ve yine devam etti "Ne istiyorsun Bade? Duygusuz sevgisiz sadece bedenleri birleşen bir çift olmamızı mı?"
Oturduğu koltuktan ayağa kalktı usul usul, duygusuzca parlayan kahvelerini üzerimden bir saniye olsun ayırmamıştı.
"İnsanları memnun etmek için seni sevmeyen bir adamın dokunuşlarına muhtaç bir kadın mısın sen Bade?"
Diyemedim insanlar umrumda değil, sadece sevgine ihtiyacım var diye söyleyemedim. Ölü bir ruhun ardından yıllarca yas tutan bir adama, kadınları artık elinin kiri gibi gören bir adama söyleyeceğim bütün sözler yalan olacaktı çünkü.
Bade Başak
Arel Atabey
Bu kitabı normalde aylar öncesinde yayınlamıştım ama daha sonra çalınma mevzuları olduğu için kaldırdım. Bölüm ne zaman gelir bilmiyorum şimdilik burada beklesin bakalım..☺️