Omzumdaki hasır çantayı kulpundan daha sıkı tutarak soğuk havanın tenime çarpmasına izin verdim ve başımı kaldırarak güneşi arkasına alan tepelere baktım. Herkes en görkemli tepenin Kısıl olduğunu söylüyordu. Bakışlarımı en büyük tepeye çevirdiğimde gerçekten görkemli olduğunu inkar edemeyeceğimi düşündüm ama bence en güzel tepe Adagan tepesiydi. Adagan, direkt olarak denizi görüyordu. Kısıl’ın yanında görkemi sönük kalsa da yeşilliğinin insanı kendine çağırdığı inkar edilemez bir gerçekti. Bakışlarımı son tepe olan Izıh tepesine çevirdiğimde içimde derin bir ürperti oluştu ve sanki izleniyormuşum gibi hissettim. Bakışlarımı tepeden zorlukla çekerek etrafıma baktığımda kimsenin olmaması ile başımı olumsuz anlamda sallayarak: -Kendine gel. İyice paranoyaklaştın dedim ve henüz sabah

