Hızla eve geldiğimde saat dokuz buçuğu geçmişti. Arabamı her zaman park ettiğim yere park ettim. Hızla çantamı alıp kapılarını kilitledim ve her zaman girdiğim bahçe kapısına bir bakış atarak yanındaki kapıdan eve girdim. Yolda gelirken ne yapmalıyım diye düşünmüş ve onun anlayacağı dilden, çakralarının açık olduğu bir zamanda, beni dinlediği anlardan birinde ders vermeyi uygun bulmuştum. Düşüncemle sırıttım, Sakince kapıyı tıklattım, bir kaç saniye sonra kapıyı İpek açmıştı, tedirgin bir şekilde bakıyordu, “Hoş geldin çiçeğim.” İçeri girip öptüm, “Hoş buldum da, senin bu suratının hali ne?” Korkuyla yüzüme baktı, ve sadece benim duyacağım şekilde fısıldadı, “Seni aradım ya. Ağabeyim arattı. Geç geleceğini duyunca da küplere binip odaya çıktı.” Ellerimi tuttu, “Bak bu sinirlenince göz

