4. Bölüm: Fakir Gururu

1117 Kelimeler
~Hülya~ ​Pars'ı uyandırmak için odaya çıktığımda uyanık olduğunu görünce, bir gün bu düzenin değişeceğini umdum. Odanın içine girdiğimde Pars koltuğa oturmuş, boş gözlerle yatağa bakıyordu. ​"Pars!" ​Seslenmem üzerine başını çevirdi. Sert bakışları beni bulurken yerinden kalktı. Önümde durup "Ne yapmaya çalışıyorsun?" diye öfkeyle sordu. ​Neden bahsettiğini anlamamıştım. ​"Ne yapmışım?" diye rahat bir tavırla sordum. ​Sıktığı yumruğundaki işaret parmağını serbest bırakıp komodini işaret etti. ​"Suyuma ilaç koyarak eline ne geçecek!" diye tekrar bağırmasıyla, kimin ona bunu haber verdiğini anladım. "Senin iyiliğini düşünüyorum!" dedim savunmaya geçerek. ​Gözünden geçen o ifade sözlerine yansımasa da ne hissettiğini biliyordum. ​"Beni düşünmeyi çok önceden yapacaktın anne!" dedi sinirle. ​Arkasını dönüp koltuktaki ceketini aldı. Önümden geçip giderken "Bir daha böyle saçmalıklarla karşıma gelme anne. Bu sana son uyarım!" dedi. ​Kapıya doğru yürüdüğünde "Böyle olacağını bilemedim. Böyle olacağını bilseydim Aylin..." diyecek oldum. ​"KES!" diye gürlemesiyle irkildim. ​"Aylin ismini ağzına alıp kirletme!" ​Gözleri öfkeden kararmıştı. Odadan hışımla çıkıp giderken gözümden süzülen yaşı hızla silip peşinden gittim. Merdivenlerden aşağı indiğimde, Pars'ın etrafındaki hizmetçilerin önünde susmak zorunda kaldım. Pars kahvaltıyı beklemeden kapıdan çıkıp gittiğinde, İsmet'e hesap sormak için hızla tekrar yukarı çıktım. ​Odaya daldığımda "Uyku ilaçlarını sen mi Pars'a söyledin!?" diye bağırdım. Boynuna bağlamaya çalıştığı kravatla bana döndü. ​"Evet!" ​Öfkeyle yanına vardım. "Ne yaptığını sanıyorsun!?" ​"Yaptığın yanlış! Pars böyle iyileştirilmez! Zamana bırak." dedi sakin bir tavırla. ​Kafamı hırsla iki yana salladım. "Oğlumu iyileştireceğim! Sen de bir daha işime karışmayacaksın!" dedim tane tane. Cevap vermesini beklemeden hızla odadan çıktım. ​★★~★★ ​~Zeynep~ ​Umut’u bırakacak kimsem olmadığından onu mecburen tekrar şirkete getirmiştim. Bizden sorumlu olan Gülden abla beni uyarıp, Umut’u getirmemem gerektiğini söylemişti. Ona durumu tüm açıklığıyla anlatamayacağım için sadece bırakabileceğim kimsem olmadığını söylemekle yetindim. Bir kursa yazdırmamı önerse de bunu yapamazdım; Çağan her an gelir korkusuyla burada işime odaklanamazdım. ​Umut’un ellerini avuçlarımın arasına alıp yüzüme bakmasını bekledim ama bakmadı. Dün ona bağırdığım için bana küsmüştü. Fakat Çağan telefonun diğer ucunda olsa dahi korkum tazeydi. Ne kadar ileri gidebileceğini daha önce bana göstermişti. Aklıma gelenlerle kalbim korkuyla kasılırken başımı hızla iki yana salladım. Düşünme! ​"Umut, dünkü gibi buradan çıkıp bir yerlere gitme sakın. Burada beni uslu uslu beklersen öğle arasında sana çikolata alacağım." ​Yüzüme bakmamakta ısrar edince elini bırakıp ayağa kalktım. ​"Beni bekleyecek misin?" ​Konuşmadan sadece başını evet anlamında salladı. İşimin başına dönmem gerektiğinden saçından öpüp yanından ayrıldım. Kapının kenarında bıraktığım zemin temizleme makinesinin arkasına geçip katı temizlemeye başladım. ​★★~★★ ​Kat temizleme işim bitmek üzereyken Gülden abla yanıma gelip Melis Hanım’ın beni çağırdığını söyledi. Nedenini sorduğumda bilmediğini belirtti. Umut konusunda ondan bahsetmememi de sıkı sıkı tembihledi. Haklıydı; o da işini kaybetmek istemiyordu. Melis Hanım’ın katına çıkıp odaya girdim. Masasında oturmuş, dikkatle bilgisayarına bakıyordu. Kendimi nasıl ifade edeceğimi düşünsem de her seferinde aciz duruma düşüyordum. Aciz olmak istemiyordum ama elimden de bir şey gelmiyordu. İşten çıkarsam bankadaki krediyi alamazdım; krediyi alamazsam Çağan’ı asla durduramazdım. ​"Neden bu kadar gerginsin?" ​Gelen soruyla başımı kaldırdım. Melis Hanım, gözündeki kemik çerçeveli gözlüğün üzerinden dik dik bana bakıyordu. ​İçimin daralmasıyla, bu kasvetli ortamdan bir anlığına da olsa uzaklaşmak adına "İyiyim. Beni çağırmıştınız, müsait değilseniz kapıda bekleyeyim mi?" dedim. Kaşlarını hayır anlamında kaldırıp indirdi. Eliyle gözlüğünü düzeltip "Otur." dedi. ​Söze atıldım. "Melis Hanım, imkânım olsa emin olunuz ki yeğenimi buraya getirmezdim." ​Gözlerinden geçen sert ifadeyle derince yutkundum. "Otur!" diye tekrar buyurmasıyla sessizce koltuğa iliştim. Önüme bir kâğıt ve kalem bırakıp "Konuştuklarımızı kimseye anlatmayacağına dair imza at!" dedi. ​Anlamayarak yüzüne baktım. "Ne?" ​"Anlama sorunun mu var? Gizlilik sözleşmesi. Bu odada konuşulanlar bu odada kalacak." ​Kâğıdı elime aldım. "Neden imza atacağımı anlayamadım." ​İşten çıkarma aşamasında çıkışımı vermek yerine "susmam" için belge imzalatmak istiyorlardı sanki. ​"Oku ve imzala!" diye emretmesiyle metne odaklandım. ​Kâğıtta yazılan kısa paragrafı bir çırpıda okurken, sözleşme ihlali yapmam durumunda ödeyeceğim astronomik tazminat miktarını görünce gözlerime inanamadım. Resmen bir sessizlik bedeli biçilmişti ve tamamen aleyhimeydi. ​Endişeyle Melis Hanım’a dönüp "Ben zaten kimseye bir şey demem ki!" dedim sesimdeki titremeyi gizleyemeyerek. ​Koltuğunda arkasına yaslanıp "O zaman imzalamanda bir sakınca yok!" diye diretmesiyle derin bir nefes aldım. "Melis Hanım, ben bunu imzalayacak bir hata yapmadım. Çıkışımı verin, gideyim." dedim son bir çabayla. ​Sırtını koltuktan ayırıp tek kaşını kaldırarak bana baktı. "Kimseye bir şey söylemediğin sürece senin gibi fakir birinden tazminat talep etmemi gerektirecek bir durum olmaz!" ​Bu kararlı konuşmasıyla nasıl bir cenderenin içine düştüğümü daha iyi kavramıştım. Gözüyle belgeyi işaret edince el mahkûm kalemi alıp imzamı attım. Melis Hanım kâğıdı alıp kenara koydu. ​Ardından buz gibi bir sesle konuştu. ​"Seninle konuşacağım konu; taşıyıcı annelik!" Duyduğuma bir an anlam veremedim. Taşıyıcı annelik mi demişti? Tepkimi ölçer gibi bana baktı. Önündeki tabletten bir şeyler yapıp tekrar bana döndü. ​"Medeni durumun ve yaşın taşıyıcı annelik için uygun. Hastanede yaptıracağımız özel sağlık taramasını başarıyla geçersen, uygun aday olacaksın!" ​Şoktan sıyrılıp hızla yerimden kalktım. "Siz... Siz ne dediğinizin farkında mısınız?!" diye bağırdım. ​Hoşnutsuz bir ifadeyle bana baktı. ​"Sizinle burada medeni bir şekilde bir iş görüşmesi yapıyoruz. Zorla bir şey yapmaya çalışıyormuşuz gibi tepki vermeyin!" diye uyardı. ​İnanmayarak ona baktım. Bana taşıyıcı anne olmamı teklif ediyor ve bunu gayet normal bir şeymiş gibi anlatıyordu! ​"Ben taşıyıcı annelik yapmam! Asla!" diye öfkeyle bağırdım. Sinirden gözlerim dolarken odadan çıkmak için kapıya yürüdüm. ​"Şirketimize ait bankadan kredi başvurusunda bulunmuşsun!" ​Bu cümleyle olduğum yerde çakılı kaldım. Arkamdan yaklaşan topuklu ayakkabı seslerini duydum. Önüme döndüğümde Melis Hanım tam önümde duruyordu. "Temizlik personeli pozisyonuna bakmadan oldukça yüksek meblağlı bir kredi başvurusu yapmışsın." Avucumdaki eteğimi sıktım. Bana yaklaşıp ellerini arkasında birleştirdi. Üstten bakan gözleriyle "Sağlık taramasından geçip taşıyıcı annelik yaparsan, o kredi ve çok daha fazlası sana dolar kuru üzerinden ödeme olarak verilecek!" dedi. ​Kendime hâkim olmak için dişlerimi sıktım. ​"Taşıyıcı anne olmayacağım!" diye yüzüne karşı bağırdım. ​İstifini bozmadan onaylamaz bakışlar attı. ​"İçinde bulunduğun trajedi ortadayken, önüne gelen bu fırsatı geri çevirip o minik çocuğu kendi aptallığının bedeline mi dönüştüreceksin?" diye sordu rahat bir tavırla. ​Ellerini çözüp masasına yürüdü. Telefonunu alıp yanıma geldi ve ekranda bir şeyler tuşladı. Telefonuma gelen bildirim sesiyle irkildim. ​"Sana numaramı attım. Bugün izinlisin. Eve git ve düşün. Yarın saat 08.00’de olumlu veya olumsuz yanıtını bekliyorum!" ​Arkasını dönüp koltuğuna oturdu ve eliyle kapıyı işaret etti. ​"Paranız var diye istediğiniz her şeyin kabul edileceğini mi düşünüyorsunuz?" dedim zar zor konuşarak. ​Başını çevirip evet dercesine baktı. "Paraya ihtiyacın yoksa işten çıkmamak için neden bana yalvarıyorsun?!" ​Bu soru tokat gibi yüzüme çarpınca ağlamamak için kendimi zor tuttum. ​"Fakirlerin bu anlamsız, gereksiz gururları çok yorucu!" deyip önüne döndüğünde, gözümden akan yaşlarla odadan çıktım. Kendimi bu kadar düşürdüğüm ve çaresiz kaldığım için kendime duyduğum öfke gururumu kırıp canımı acıtıyordu...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE