8. Bölüm: Sözleşme

1064 Kelimeler
Bir hafta sonra... ~Zeynep~ Umut'u kreşe bırakıp işe geldiğimde içim hiç rahat değildi. Elimdeki temizlik bezini kenara bırakıp ilerdeki sandalyeye doğru yürüdüm. Lastik eldivenleri çıkarıp elimi hızla atan kalbimin üzerine götürdüm. "Sakin ol, sakin ol... Sonuçların çıkacağını biliyordun..." Kendimi sakinleştirmek istesem de olmuyordu. Düne kadar nispeten rahattım ama dün akşam Melis Hanım'dan o mesaj gelince bütün huzurum kaçmıştı. "Sonucun bir gün çıkacağını biliyordun!" Evet, ne olursa olsun tekliflerini kabul edip hastaneye gitmiş, o utanç verici testleri yaptırıp sonuçlarını beklemiştim. Vazgeçemezdim... Fakat test sonucunun çıkması uzayınca -gerçeği uzayalı daha bir hafta olmuştu ama- vazgeçmiş olduklarını umut etmiştim. Ancak öyle görünmüyordu. "Kabul ettim!" dedim kendi kendime, sesimdeki kararlılığa tutunmaya çalışarak. Onlar vazgeçmedikçe, ben asla vazgeçmelerini isteyemezdim. Borcum vardı. "Zeynep!" Sağımdan gelen sesle irkilip başımı çevirdiğimde karşımda Gülden ablayı gördüm. Hemen ayağa kalkıp eldivenleri tekrar elime aldım. "Buyur abla." "Melis Hanım seni odasında bekliyor!" dedi meraklı gözlerle. Kalbimin ritmi anında hızlanırken Gülden abla şüpheyle koluma dokundu. "Zeynep, Melis Hanım seni neden yanına çağırıyor? Kötü bir şey yok değil mi?" Yutkundum. Yüzüme zoraki bir gülümseme yerleştirip, "Yok abla, Melis Hanım'la Umut hakkında konuşmak istiyordum. O yüzden beni çağırdı." dedim. Yüzünde bir tebessüm oluşsa da "Melis Hanım sert, kuralcı biridir. Umut'u buraya getirmene izin vermez, dikkat et." diye beni uyarmasıyla içime çöken vicdan azabıyla başımı öne eğdim. Bana bu kadar iyi davranan birine yalan söylemek istemiyordum ama Melis Hanım kimseye bir şey söylememem konusunda beni çok sert bir dille uyarmıştı. "Hadi git, Melis Hanım'ı bekletme." demesiyle başımı salladım. Eldivenleri bıraktığım yerden alıp kenara koydum ve asansöre doğru yürüdüm. Düğmeye basıp ellerimi cebime sakladım. Zihnimde canlanan senaryoların sonları benim açımdan hep karanlık bitiyordu. Kendimi rahatlamam başarısız olunca düşünmemeye çalıştım. ★★~★★ ~Yazar Anlatımı~ Ofisinin camından dışarıya bakarken, zihninde Melis'in dün verdiği hastane rapor sonuçları dolaşıyordu. Hastanede enfeksiyon, hormon, ultrason, patoloji, psikolojik onay, jinekolojik muayene ve genetik (karyotip) testleri yapılmıştı. Genetik test sonucu dışında diğer tüm sonuçlar temiz çıkmıştı. Karyotip testinin sonuçlanması iki ile dört hafta arasında sürüyordu ama Pars'ın beklemeye tahammülü yoktu. Artık harekete geçmek istiyordu! Camın önünden çekilip masasına doğru yürüdü. Deri koltuğuna oturup telefonunu eline aldı. Takvime baktığında zamanın aleyhine işlediğini bir kez daha fark etti. Telefonu bırakıp önündeki mavi dosyaya uzandı. İçindekileri ezberlemiş olsa da kapağını açtı. Hastaneden gelen sonuçlara son defa göz gezdirdi. Gözü raporda yazan ‘Zeynep Emek’ isminde durdu. "Uygun!" diye fısıldadı. Zeynep taşıyıcı anneliğe uygundu. Raporu kapatıp telefonuna uzandı. Melis'in numarasını bulup aradı. Melis'in sesi duyulduğunda beklemeden "Sözleşme protokolünü hazırla." dedi. Melis, Pars'ın bu cevabını tahmin ediyordu ama yine de "Karyotip analiz test sonucu daha gelmedi Pars!" diye profesyonel bir uyarıda bulundu. Pars ciddiyetle "Jinekolojik muayenede sorun çıkmadı. Rahimde problem yoksa genetik test sonucu da büyük ihtimalle temizdir. Risk alıyorum!" diye cevap verdi. Melis koltukta arkasına yaslanıp derin bir nefes aldı. Pars'la arası bu taşıyıcı anne meselesi yüzünden gergindi. Bu fikre sıcak bakmasa da Pars'ın durumu için en doğru, en sorunsuz kişiyi bulmak istiyordu. "Pars, bunu yapmak zorunda değilsin!" dedi son kez şansını deneyerek. "Yapmalıyım!" diye kararlılıkla kesti Pars. "Bunu yapmak zorundayım. Aylin için." Melis, Pars'ın inadı karşısında sinirlerinin gerilmesine engel olamazken ayağa kalktı. "Bunu yaparak hem kendine hem de Aylin'e haksızlık edeceksin! Farkında mısın!?" diye sesini yükseltti. Pars da aynı öfkeyle, "Aylin'e haksızlık eden biri varsa o da bendim Melis!" diye karşılık verdi. Pars'ın Aylin konusunda ne kadar hassas ve yaralı olduğunu bilen Melis, kızgınlığını dizginlemeye çalışarak "Sözleşme protokolünü bugün hazır edeceğim. Zeynep'le de yarın saat 09.15'te yüz yüze görüşme ayarlayacağım. Kararını ona göre verirsin." dedi. Pars "Protokolü öğle vaktine kadar hazırla. Buluşma yarın değil, bugün saat 18.00'de olacak!" deyince Melis boşuna konuştuğunu bir kez daha anladı. Soğuk bir tavırla "Nasıl isterseniz Pars Bey!" diye yanıtladı. Pars telefonu kapatınca bıkkınlıkla telefonu kulağından çekti. O esnada kapı tıklatılınca sert bir sesle "Gel!" dedi. Kapı açılıp Zeynep'in tedirgin yüzünü görünce "Kapıyı kapatıp içeri gir!" dedi ve arkasını döndü. Masasına geçip oturduğunda Zeynep odanın ortasına gelmiş, ellerini önünde birleştirmiş bekliyordu. Melis bilgisayarında önceden hazırladığı Taşıyıcı Annelik Sözleşme Protokolü dosyasını açıp Zeynep'e döndü. "Eve git, üstüne daha iyi bir şeyler giyinip benden haber bekle. Bugün Pars Bey'le yüz yüze görüşmen olacak!" Melis'in sarf ettiği isimle Zeynep'in gözleri kocaman açıldı. Vücudu yüksek adrenalin salgılarken şaşkınlıkla "Pa... Pars Bey mi?" diye kekeledi. Melis küçümseyici gözlerle Zeynep'e bakıp iğneleyici bir tavırla "Psikolojik onay testinden nasıl geçtiğini gerçekten merak ediyorum!" dedi. Zeynep, Melis'in bu aşağılayıcı tavrına alışmaya başlamıştı. Eliyle saçını kulağının arkasına atıp "Bu kadar hızlı hareket edilmesine şaşırdım." dedi güçlükle. Melis de bu hızı istemiyordu ama elinden bir şey gelmiyordu. "Hızlı olan bir durum yok. Test sonuçları olumlu çıktı ve ikinci aşamaya geçtik, hepsi bu!" Zeynep başıyla onaylayıp "Melis Hanım görüşme saati belli mi?" diye sordu. Melis ona sert sert bakınca hızlıca ekledi. "Saat 18.30'da Umut'un kreşi dağılıyor. O zamana kadar vaktim var." Zeynep işten 17.00'de çıktığı için Umut'u en geç saatte biten kreşe yazdırmaya çalışmış, o da ancak akşam 18.30'da kapanan bir yer bulabilmişti. Melis duyduklarıyla başını olumsuz anlamda salladı. Buluşma yarım saat sürmezdi ama her ihtimali düşünmesi gerekiyordu. "Pars Bey'le bugün saat 18.00'de buluşacaksın. Umut Can'ı bugün şoförüm alır. Öğretmeni arayıp haberdar et." Zeynep tereddüt etse de başka çaresi yoktu. "Tamam ama... Şoför kreşten alınca Umut'u buluşma yerine getirebilir mi? Umut yabancıların yanında uzun süre duramıyor, korkar." "Tamam, getirir." Melis'in direkt onay vermesiyle Zeynep biraz olsun rahatlamıştı. Ancak Melis'in "Şimdi eve gidip hazırlan! Pars Bey'le buluşmaya uygun, düzgün kıyafetler giy!" diye buyurmasıyla rahatlığı uzun sürmedi. Taşıyıcı annelik gerçeği yeniden üzerine çökerken bir şey diyemedi. Gururuyla kabul ettiği anlaşma arasında duyguları birbirine karışmıştı. Gözleri dolarken kapı aniden açıldı. Zeynep refleksle başını kapıya çevirdiğinde, karşısında gördüğü uzun boylu, şık giyimli kadın yüzünden bir iki adım geriledi. İzinsiz içeri giren Irmak, Zeynep'e kısa bir an bakıp yüksek sesle "Melis!!!" diye bağırdı. Melis, Irmak'ın sesini duyunca kaşlarını daha da çatarak yerinden kalktı. Irmak, Melis'e doğru yürüyüp tam yapmacık bir tavırla sarılacakken Melis geri çekilerek buna müsaade etmedi. Bu tepkiyle Irmak anında gerildi. "Haklı olmama rağmen konuşmak için buraya kadar geliyorum ama gösterdiğin tavra bak!" diye soğuk bir sesle konuştu Irmak. Zeynep anlamayarak iki kadına bakarken Melis "Zeynep sen çık!" dedi. Zeynep başını sallayarak kapıya yürüdü. Tam odadan çıkacakken Irmak sinirle "Buranın havası bozuk, Pars'ın yanına gideceğim!" diyerek topuklarını yere vura vura kapıya yöneldi. Zeynep'in açtığı kapıdan hışımla dışarı çıkarken, Zeynep saniyeler içinde meydana gelen olaya anlam verememişti. Melis'in arkasından "Zeynep gidip hazırlan!" diye bağırmasıyla kendine geldi. "Tamam efendim." deyip odadan çıktı. Kapıyı kapatırken Melis'in bağıran sesini hala duyuyordu; ne söylediğini tam anlamasa da gittikçe yükselen ses tonundan Melis'in sabrının taştığı belli oluyordu...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE