ASLINDA OLAN

3477 Kelimeler
İnsan kendi kendinin kahramanı olabilir miydi? Gayet de olurdu şu diyarda, kendimi düşünmekten başka çarem yoktu karşımdaki adamın gözlerinde endişe ve korku hakimdi. "Sen gerçekten insan mısın?" Hala inanamıyormuş gibi yüzüme bakıyordu. "Evet Cevher" "Nasıl bu kadar çok Faraha benzeyebilirsin lanet kadın kendini tekrar mı yaratmış?" Gözlerindeki şaşkınlığı gizleyemiyordu. "Orasını bilmiyorum Özgü laneti kaldırabileceğimi düşündüğü için beni buraya zorla getirdi laneti kaldırmanın bir yolunu bulabilirsek bende kendi dünyama döneceğim. " Bir anda kahkaha atmaya başladı. "Neden gülüyorsun?" "Sen nereye düştüğünün farkında değilsin galiba buradan çıkış yok!" Salakmışım gibi yüzüme bakıyordu. "Hayır Özgü bana senede bir geçit açıldığını söyledi." Hala gülmeye devam ediyordu. "Seni kandırmış anlamıyor musun burada yaşayamazsın öldürürler seni daha fazla gizlenemezsin seni yaşatmazlar bu kadar saf mısın sen?" Ne demek istediğini anlamıyordum. Kafam karışmıştı, artık neye inanacağımı, kime güveneceğimi şaşırmıştım buradan gitmenin mutlaka bir yolu olmalıydı. "Özgü nasıl gidebildi o zaman dünyaya? Bir yolu olmasa gidip gelmezdi." "Aranızdaki fark şu ki, o bir ölümsüz sen bir insansın onun güçleri sende yok Sezgi" Kafasını iki yana salladı. "Kiminle geldin buraya?" "Ayazla geldim." Tek kaşını kaldırarak bana baktı. "O ruh okuyucu seni nasıl öldürmedi?" "Öldürüyordu ama ruhumu okuyunca, tabi bir de laneti kaldırabileceğime inandığı için vazgeçti." Dişerimin arasından konuşuyordum. Hala o anı unutamıyordum şaşkın bir şekilde yüzüme bakıyordu. "Sen ondan nefret ediyorsun" "Tabiki nefret ediyorum beni öldürmeye kalktı ne yapsaydım boynuna mı atlasaydım." Tekrar gülmeye başladı ama bu sefer dalga geçer gibi değil samimi gülüyordu aynı biz insanlar gibiydi anlamsız gözlerle bakmaya devam ediyordum. Bir anda gülüşü kesildi ve sanki karşısında bir hazine varmış gibi bana bakıyordu neden öyle baktığını anlamıyordum ama konuyu değiştirmem gerekiyordu. "Peki bundan sonra ne olacak? Laneti nasıl kaldıracağımızı gerçekten bilmiyor musun?" "Dediğim gibi bilmiyorum Sezgi ben bir yere kadar Faraha yardım ettim sonrasını hep kendisi yaptı." Merak ettiğim o soruyu soracaktım. "Peki neden yardım ettin ona Cevher?" Gözleri buğulanmıştı ne diyeceğini bilemiyordu görüyordum, pişmandı. Tam bir şey derken kapı büyük bir gürültüyle yere devrildi. İkimiz de kapıya doğru baktığımızda karşımızda Özgü ve Ayaz vardı ikiside öfkeyle, bana ve Cevhere bakıyorlardı. Ayaz'ın bir an ruh okuyucu olduğunu unutmuştum muhtemelen Cevher ve benim ruhumu okuyarak, her şeyi anlattığımı anlamışlardı. Bir anda Ayaz Cevher'in üstüne yürüdü ve yakasına yapıştı. Ben tam önüne geçecekken Özgü kolumdan tuttu. "Sakın karışma Sezgi zaten her şeyi mahvettin o yalancıya güvenmemeliydin!" Şaşkınca yüzüne bakmaktan başka bir şey yapmıyordum. Ayaz Cevher'in üstünde ona vuruyordu bu manzaraya daha fazla dayanamadım ve Ayaz'ın üstüne atladım. onun sırtına çıkmıştım o kadar güçlüydü ki ayıramıyordum ve bir anlık refleksle onun omzunu ısırdım nasıl olduysa bir anda kendimi yerde bulmam bir oldu. Özgüye baktığımda ne yaptın der gibi bana bakıyordu. Ayaz ise birazdan üstüme atlayacakmış gibiydi öfkeli gözlerle bana bakıyordu daha fazla dayanamadım ayağa kalktım ve konuşmaya başladım "Bu meseleyi şiddetle çözemezsin! Cevher'in gerçekten bir şeyden haberi yok eğer buna inanmasam ona gerçek kimliğimi söylemezdim." Hala öfkeliydi burnundan soluyordu. "Bir de onu mu koruyorsun bana başımıza ne geldiyse hepsi onun yüzünden ve o lanet kadın yüzünden oldu." Hala ters ters Cevhere bakıyordu her an üstüne atlamaması için Cevher'in önüne geçtim. "Evet haklısın ama çok pişman oda lanetin kaldırılmasını istiyor." O sırada Cevhere baktım yüzü gözü kan içinde kalmıştı vahşi adam ne hale getirmişti. Ama arayı bir şekilde bulmam gerektiğini hissediyordum. "Değil mi Cevher gerçekten de lanetin kaldırılmasını istemiyor musun?" Özgü ve Ayaz da Cevher'in yüzübe baktılar fakat Cevher'in konuşacak hali yoktu sadece kafasını sallamıştı. Ayaz Özgüye bakarak ve dişlerini sıkarak "Evet doğruyu söylüyor ama bu, o lanet kadınla iş birliği yaptığı gerçeğini değiştirmez." Evet bu konuda hepsi çok haklıydı ama şiddetle çözülmesine de gerek olmadığını düşünüyordum. "Keşke saldırmadan önce ruhunu solusaydın böyle olmazdı" ters ters bakmaya devam ediyordum. Ayaz sinirle dışarı çıktı ve Özgü yanıma geldi. "İyi misin Sezgi?" "İyim Özgü sadece sinirlerim bozuldu kaba adam ne olacak" Cevherin yanına doğru yürüdüm. "Yüzün gözün kan içinde kalmış gel temizleyelim sonrasında ne yapacağımızı uzun uzun konuşuruz." Özgüye baktığımda, bu halimden memnun görünmüyordu ama kim olursa olsun bu duruma göz yumamazdım. "Sen de bana yardım et Özgü" "Ben bu adama hayatta yardım etmem ki seninde yardım etmene gerek yok nasıl olsa bir kaç dakikaya düzelecek yaraları" bu kızın duygusuzluğu gerçekten de değişmiyordu. Ters ters yüzüne baktım. "Pardon Özgücüğüm sizin ölümsüz olduğunuzu unutmuşum ama yine de ben temizleyeceğim." Başka bir şey demeden Özgüye arkamı döndüm. Cevher'in elinden tutup ayağa kaldırdım ve mutfağa doğru götürdüm. "Gel şöyle sandalyeye otur bende yaralarını temizleyim bez var mı burada? " "Gerek yok Sezgi birazdan geçer yaralar" "Olsun böyle yüzün kan içinde gezme söyle bakalım nerde bezler" Tebessüm ederek yüzüne bakıyordum o da hafif gülerek yüzüme baktı. "En alt çekmecede vardı" Cevherin söylemesiyle en alt çekmeden bezi aldım, bir kaba sıcak su doldurdum yanına oturdum ve temizlemeye başladım yüzündeki kanları temizledikçe yaraların kendiliğinden iyileştiğine an be an şahit oluyordum bu harika bir şeydi, bir yandan da konuşuyordum. "Keşke en başından onlara yardım etseydin." "Nasıl yapıldığını bilmediğim bir lanet yüzünden, nasıl yardımcı olsaydım Sezgi! bunların hepsi vahşi benim konuşmama bile doğru düzgün izin vermediler işkence yaparak konuşturmaya çalıştılar." O an onun bu haline çok üzülmüştüm. Yaptığı hata yüzünden ne hallere gelmişti evet Ayazgilin açısından baktığımda onlar haklıydı ama bu kabaca, birisine işkence yapmanın geçerli bir sebebi yoktu. "Bak en baştan beri, ne biliyorsan ne yaşadıysan anlatmak zorundasın Cevher benim belki elimden bir şey gelmez ama sana söz veriyorum seni korurum neden korurum diyorum bilmiyorum ama samimiyetine inanıyorum." Bana sıcacık gülümsemişti ve tek anladığım aslında ne kadar yanlız bir adam olduğuydu. Gözlerime içtenlikle bakarak "Çünkü seninle ortak yönümüz var Sezgi o yüzden bana böyle davranıyorsun içsel bir durum." Ne demek istediğini anlamamıştım resmen bilmece gibi konuşuyordu. "Ne demek istiyorsun anlamıyorum." Kafasını iki yana salladı. "Zamanla anlayacaksın." Açıkcası çok üstelemek istemedim. Yüzünü temizleme işim bittiğinde Özgü içeri geldi. "Gidiyoruz Sezgi hazırlan" "Nereye gidiyoruz?" "Bizim şatoya" Ters bir şekilde Cevhere bakarak "Sende geliyorsun." Cevhere baktığımda hiç şaşırmamış görünüyordu kafasını salladı bende ayağa kalktım ellerimi temizledim ve yattığım odadan eşyalarımı almaya giderken kapının önünde Ayazı gördüm oda benim varlığımı farketti ve bana baktı ikimizde birbirimize öfkeli bakıyordık kafamı sert bir şekilde çevirdim ve odaya geçtim. Eşyalarımı yaklaşık beş dakikada topladım ve çıktım fakat gördüklerimle şok olmuştum. Ayaz Cevher'in ellerini bağlıyordu ikiside meydan okuyarak birbirine bakıyordu bir anda öne atıldım ve Ayaz'ın eline elimi koydum. Tek kaşını kaldırarak ne yapıyorsun der gibi bakıyordu. "Bunu yapamazsın" Yüzüme öyle bir öfkeyle baktı ki "Buna sen mi karar veriyorsun" "Evet ben karar veriyorum onu bağlayamazsınız!" Meydan okuyarak yüzüne bakıyordum. Burnundan soluyordu elinin üstüne koyduğum eli yeni farketmiş gibi elimi bir anda sertçe boşluğa bıraktı. Özgüye baktığımda bana, "Sezgi kaçma ihtimaline karşı bu önlemi almalıyız "Ne önlemi Cevher zaten hiçbir yere kaçmayacak bunun sorumlusu benim! Cevheri bağlıyorsanız o zaman beni de bağlayın!" Ellerimi öne doğru uzattım. "Sezgi saçmalama seni tabiki bağlamayacağız bu önlem amaçlı diyorum." "Belki bende kaçacağım Özgü bilemezsin ya Cevheri çözersiniz yada beni de bağlarsınız seçim sizin!" Ayaza baktığımda halinden oldukça memnundu. Bir anda arkasında duran ipten aldı ve kollarımı sertçe kendisine çekti gözlerime keyifli bir şekilde bakıyordu ama benim kalbim neredeyse yerinden çıkacaktı. Kokusu burnuma geldi gözlerimi kapatmak istiyordum ama kendime hakim olmam gerekiyordu içimden, öfkelisin Sezgi kendine gel diye sürekli tekrar ediyordum ama gözleri beni içine çekmekten de alıkoymuyordu. Bu duyguyu sevmemiştim. Gözlerime tekrar nefretle baktı. Gözlerindeki duygu değişimini net bir şekilde görmüştüm neydi bu? Adı neydi? Nefret mi? Aşk mı? Hayranlık mı? Ben bir psikologdum bunu bilmem gerekmiyor muydu? İşte şimdi biliyordum "nefret" Ayaz'a karşı hissettiğim şey, nefretten öteye geçemezdi. Bir anda ellerimi bağlamaya başladı. Açıkcası zaten Ayaz'dan böyle bir şey bekliyordum ve hiç şaşırmadan meydan okuyan gözlerle ona bakıyordum. O da yarı öfkeli, yarı meydan okuyarak bana bakmayı sürdürdü. Özgü oradan atladı. "Ayaz yapma!" "Sen karışma Özgü madem Sezgi hanım böyle istiyor bizde bağlarız." Gözlerimin içine meydan okuyarak ellerimi bağladı bende tabiki duruşumdan ödün vermeden nefretle yüzüne bakmaya devam ettim. Ellerimi bağladıktan sonra hiçbir şey demeden omzuna vurarak dışarı çıktım ve Özgüye seslendim. "Özgü gelirken valizimi alır mısın? Malum ellerim bağlı!" Karşıma baktığımda iki tane at vardı ne yani çift mi binecektik. Ayaz keyifli bir sesle bana bakarak... "Bakalım ellerin bağlı da binebilecek misin yoksa yardım edeyim mi? " Bu adam gerçekten beni sinir ediyordu ama pes etmeyecektim o beni sinir ediyorsa bende onu sinir ederdim. Yürüdüm ve aramızda mesafe olmayacak şekilde yüzümü, yüzüne diktim. Meydan okuyan gözlerle bakarak, kulağına doğru eğilerek; "Bana dokunmayı bu kadar istediğini bilmiyordum." dedim ve kendimi tekrar yüz hizasına getirdim öfkeden gözleri dönmüştü. "Sana dokunacağıma ruhumu parçalarım daha iyi" Bu sözü neden bir anlık da olsa kırılmama sebep olmuştu bilmiyordum omuzlarımı dikleştirdim ve Özgüye doğru baktım. "Özgü binmeme yardım edermisin?" Tekrar Ayaza baktığımda hala öfkeyle gözlerime bakıyordu. Tekrar bir şey demeden Cevher'in yanında yürüdü ve Özgü yanıma geldi. "Sezgi çok yanlış yapıyorsun Ayaza meydan okursan, en çok sen üzülürsün. Canın yanar uğraşma onunla!" "Sence bu umurumda mı Özgü, Cevhere yaptığına bak!" Dikkatle yüzüme bakıyordu. "Bak sezgi sizin oralarda böyle şeyler normal karşılanmıyor olabilir ama bizim yaratılış gereği bu şekilde davranmak durumundayız siz insanlar ve biz ölümsüzler çok farklıyız."Ters ters baktım. "Aaa evet ne kadar ruhsuz ve mutsuz olduğunuzu unutmuşum pardon" "Senin şu laf çakmaların cidden aşırı sinir bozucu hadi seni bindireyim." Özgü bacaklarımdan tuttu ve havaya kaldırdı bir anda kendimi atın üstünde bulmuştum sonra Özgüye baktım tam ileriye gidecekken. "Nereye gidiyorsun Özgü sen binmeyecek misin?" "Ben Cevherle bineceğim ata sende Ayazla" sözünü kestim. "Neee Özgü yol çok uzun ve ben o adamla hayatta aynı ata binemem neden fazla at getirmediniz ki sanki o ikisi binsinler işte!" "Sezgi saçmalama kocaman adamları nasıl taşısın at, seninle ben dengeleriz ama ikisi birlikte binerse at dayanamaz!" Evet haklıydı çünkü ikiside yapılı kocaman adamlardı. Hayır anlamıyorum ne yiyip içiyorlardı da bu kadar güçlü duruyorlardı anlamıyordum. Ayazda Cevheri bindirdikten sonra Özgü Cevher'in önüne, Ayaz da benim önüme binmişti ama rahat mıydım tabiki değildim. Çok geçmeden yola çıkmaya başlamıştık ama ben bir türlü rahat olamıyordum. "Kıpırdanıp durma arkamda!" Hah demesi kolaydı sanki "Ne yapabilirim sığamıyorum." "Biraz daha yaklaşırsan bana, sığarsın." "Rüyanda görürsün." Sert bir soluk verdi ve başka da bir şey demedi. Hava karanlık olduğu için yıldızlara bakmaktan kendimi alıkoyamıyordum o kadar güzel parlıyorlardı ki, acaba bu yıldızlardan hangisi benim dünyamdı bilmiyordum. Bir an ne kadar özlediğimi farkettim. Aslında ney yazık ki her şey boşmuş gibi yaşıyoruz. Başıma ne geleceğini bilmeden yaşıyoruz elimde olsaydı zamanı geriye alır ve sevdiklerimle daha çok vakit geçirirdim. Düşüncelerimden irkilmeme sebep olan önümdeki adamın sesiydi. "Neden üzgünsün?" Evet ruhumu solumuştu kendime engel olamayarak. "Ailemi özledim annemi, babamı, kardeşimi, arkadaşlarımı Eminim yokluğuma çok üzülmüşlerdir. Annemle kardeşim muamma ama babam yıkılmıştır." "Annenle kardeşin mi? Neden? sevmiyorlar mı seni?" Anlatsam mı bilmiyordum ama nedense bu adama anlatmak istemiştim. "Kardeşim beş yaşındayken gördüğü bir kabustan dolayı bir daha konuşamamaya başladı. Ben sesini duyup yanına gittiğimde beni görünce daha çok bağırmaya başladı. Annemgilde üstüne gelince, benim onu korkuttuğumu düşündüler. Kısacası kardeşimin bu hale düşmesinin sebebinin ben olduğumu düşündüler." Ayaz derin bir nefes aldı. "Senin adına üzüldüm yapmadığın bir şeyden dolayı suçlanman çok zor olmalı ne kadar zamandır konuşamıyor peki?" "Beş sene oldu bu olaydan sonra, beni teyzemin yanına gönderdiler sonrasında babam benimle konuşmaya başladı ama annem hala öfkeli Ne görmüş olabilir rüyasında hiç bilmiyorum." Daha da başka bir şey konuşmadık bende daha fazla dayanamayarak, uykuya gözlerimi kapadım hissettiğim tek şey Ayaz'ın güçlü omuzlarıydı. Gözlerimi açtığımda hava yeni aydınlanıyordu. Ben ise, başım Ayaz'ın omuzlarında ellerimde yine Ayaz'ın belindeydi. Nasıl yani, bu adam ellerimi çözmüş müydü? Ne ara çözdü, nasıl hissetmedim anlamıyordum. Yan tarafıma baktığımda, Özgü ve Cevher de diğer atın üstündeydi. Cevher'in yüzüne baktığımda oda bana baktı. Tebessüm ettim sonra oda bana kücücük tebessüm etti. Cevherde sanki benden bir şeyler vardı hissediyordum. O anda önümdeki adamın huysuz homurtusunu işittim. "Bakışmayı kesin yoksa ikinizide attan atarım!" Nasıl anlamıştı bilmiyordum ama onunla tartışacak halim yoktu. Ayaklarım uyuşmuştu. "Ne kadar vaktimiz kaldı?" Yine aynı huysuzlukla cevap verdi. "Yarım saate orada oluruz. Pelerini kafana geçir!" Bir şey demeden pelerini kafamdan geçirdim. Sanırım yarım saat daha sabredebilirdim. O sırada Özgüye baktım oda bana bakıyordu. Ne düşündüğünü bilmiyordum bir kaç sanşye daha bakıştık sonra kafamı çevirdim ve yola devam ettik yarım saat sonra Barzah'ın gösterişli şatosu gözümün önündeydi. Hepimiz atlarımızdan indik. Kapıyı çalmadan Semira bize kapıyı açmıştı. Gözlerinde şaşkınlık vardı galiba beklemiyordu bizi. "Hoş geldiniz" Özgü söze atıldı. "Abimler uyandı mı Semira? "Evet hanımım" Hep beraber içeri geçtik ben yan gözle Ayaza baktım. Ardından da Cevhere baktığımda, omuzları dik bir şekilde yürüyordu her şeye rağmen bu güçlü duruşu beni etkilemişti. Cevher'in yanına gittim ve bileklerindeki ipi çıkarmaya başladım. Ayaz oradan kolumu tuttu. "Ne yaptığını sanıyorsun sen! ellerini çözmeyeceksin." Ters ters yüzüne baktım. "Buna sen karar veremezsin. Bırak kolumu! Kolumu çekmeye çalıştığımda Cevher söze atıldı. Sezgi yapma bırak kalsın" sonra Ayaza tersçe bakarak "Kolu acıyor bırak" Ayaz sertçe kolumu bıraktı sonra Cevhere döndüm. "Hayır Cevher ellerini çözeceğim daha fazla buna göz yumamam!" Özgüye baktım. "Özgü lütfen! Cevher'in bir suçu yok!" Derin bir of çekti. "Sezgi anlamak istemiyorsun farkımdayım ama onun suçu ablama yardım etmek. Normalde daha kötü muamele yapmamız gerek ama senin hatrına bir şey demiyoruz lütfen zorlaştırma!" O anda beklemediğim bir şey oldu ve Ayaz bileklerimden tutup zorla yukarıya çıkarmaya başladı. "Bırak beni hayvan herif ne yaptığını sanıyorsun sen!" Evin içimde bağırışlarım yankılanıyordu. "Kes sesini!" Beni resmen evin salonuna savurdu neyse ki o an Barzah tuttu yoksa kendimi yerde bulurdum. "Ayaz kardeşim ne yapıyorsun sen Sezgi ne bu hal!" "Kaba herif beni zorla yukarı çıkardı Cevher'in ellerini çözüyordum." Alya oradan atıldı. "Cevher burada mı?" Ayaza bakarak "Abi ne oluyor biriniz anlatsın artık" "Hanımefendi her şeyi mahvetti. Kendini ifşa etti." Öfkeyle yğzüme bakıyordu aynı şekilde bende ona baktım. Sonra Alyaya döndüm. O da inanamıyormuş gibi bana bakıyordu. "Sezgi doğru mu bu? " Siz anlamıyırsunuz ama Cevher lanetin nasıl yapıldığını bilmiyor Farah laneti yapmak için onu kullanmış. Ayaz ruhunu solumadın mı doğruyu söylüyor Cevher" "Bıraksaydın da buna biz karar verseydik Sezgi" Bu söz Barzah'a aitti. O anda Özgü Cevher'in kolundan tutup salona getirdi. Alya bir anda bağırmaya başladı. "Bu adamı evimde istemiyorum!" Barzah Alyanın yanına gitti. "Hayatım halledeceğiz sakin ol!" Barzah hepimize bakarak "şimdi herkes odalarına çekilsin yorulmuşsunuzdur dinlenin Ayazla ben de ne yapacağımızı konuşuruz." Tabiki gitmek gibi bir planım yoktu kollarımı birbirine doladım beklemeye başladım. Barzah bana bakarak. "Sezgi lütfen odana geç dinlenmek iyi gelecek sana. Özgü Sezgiyi odasına götür" Özgü hiçbir şey demeden koluma girdi ama yerimden bile kıpırdamıyordum. "Sezgi bak şimdi inatlaşmanın sırası değil güzelce dinlenelim sonrasını konuşuruz tamam mı?" "Tamam odama geçeceğim ama bana bir söz vermenizi istiyorum." Ayaz burnundan soluyarak bana bakıyordu bende Barzaha döndüm. "Cevhere hiçbir şey yapmayacaksınız bana söz verin!" Nedense onu korumak istemiştim çünkü şu durumda başına gelenlerin sebebi bendim. Barzah onaylamaz bir şekilde bana bakıyordu. "Barzah lütfen söz ver bana" Gözlerini kapattı. "Tamam Sezgi söz" Ayaz resmen yanımda sinirden deliye dönmüştü. bir anda Özgüye bakarak. "Özgü şu kadını yanımdan uzaklaştır yoksa elimden bir kaza çıkacak!" "Hah sanki ben sana çok meraklıydım kaba, duygusuz adam!" Arkamı döndüm ve kaldığım odaya gittim. Kapıyı kapattığımda yaşadığım şeyleri düşündüm yaptığımın yanlış olduğunu düşünmüyordum. Odaya göz gezdirdiğimde, bıraktığım gibiydi yani kasvetli resmen ruhum sıkışıyordu. Kendi evimin rengarenk odasını çok özlemiştim ama ne yapacağımı nasıl döneceğimi bilmiyordum. bir yolu bir çaresi olmalıydı. Artık lanetin nasıl kaldırılacağı umurumda bile değildi ne yaparlarsa yapsınlardı sadece evime dönmek istiyordum. Bu konuyu bir an önce Özgüyle konuşup, evime dönmek için bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Yatağa uzandım ve tavanı izlemeye başladım bundan sonra ne olacaktı hiç bilmiyordum. Cevher de bir şey bilmiyordu her şey alt üst olmuştu bir şey vardı ve beni Cevhere bağlıyordu. "Histi" içimde ona karşı değişik adını koyamadığım bir his vardı ve içimden bir ses bana onunla daha çok yakınlaşacağımızı söylüyordu daha fazla düşünmemek adına gözlerimi kapattım. Bir ses vardı bazen çok yakın bazen çok uzak adımı sesleniyordu ge Kulağıma fısıldıyordu 'Gözlerini aç Sezgi' Gözümü açtığımda hayatımda bu kadar kötü bir yer görmemiştim her yer ateş kırmızısı bir havaya sahipti. Burası neresiydi bilmiyordum ama rüyada olduğumu anlamam uzun sürmemişti. Hala sesler duyuyordum derin bir nefes aldım ama öksürmem bir oldu havada kükürt kokusu hakimdi. Birisi adımı sesleniyordu bu sesi tanıyordum bu, benim sesimdi ama ben değildim bu ses, benim var oluş sebebim hayatımı mahveden kadına aitti Farahdı benim rüyama girmesinin bir amacı olmalıydı hala bana sesleniyordu. 'Sezgi' bende bağırdım. 'Lanet kadın nerdesin seni öldüreceğim.' Öyle bir kahkaha attı ki kulaklarımı kapatmak istedim. 'Ölü bir insanı öldüremezsin Sezgi' 'Nerdesin çıksana karşıma' 'Karşına çıkabilmem sadece senin sayende olur zamanım yok Sezgi, gerçekleri öğrenmek istiyorsanız bana ulaş!' O anda birisi beni uyandırmaya çalışıyordu. içimde deli gibi öfke vardı karşımda olmasını onu parçalamayı o kadar istedim ki hala birisi beni sarsıyordu gözlerimi açtığım an önümü göremedim sanki karşımda Farah varmışçasına birisine saldırıyordum. Gözüme perde inmişti. Bir anda birisinin tokat atmasıyla görüş açım netleşti. Karşımda enişeden deliye dönmüş bir Özgü vardı. "Sezgi ne oluyor delirdin mi niye bana saldırıyorsun?" Yüzüne baktığımda çizikler ve kıyafetlerinin parçalandığını görmeyi beklemiyordum. "Özgü sana bir şey söyleyeceğim" "Rüya mı gördün?" "Evet Farah rüyama girdi." Şok olmuş bir şekilde gözlerime bakıyordu. "Ne nasıl? "Yüzünü görmedim sesini duydum bana eğer gerçekleri öğrenmek istiyorlarsa bana ulaşın dedi sadece sen yapabilirsin Sezgi falan dedi ona gerçekten ulaşmanın bir yolu var mı Özgü?" Düşünceli bir şekilde yüzüme bakıyordu. "Başka ne dedi?" "Çok fazla zamanım yok dedi ve bunları söyleyip ses kesildi sonra da sen uyandırdın." "Bu işte bir terslik var Sezgi, eğer onu rüyalarına alabilirsek gerçeği ondan öğrenebiliriz ama bu güç sadece Farahta vardı." "Bilmiyorum Özgü peki sence neden yüzünü göstermiyor " " Biz onu öldürürken sadece bedenini öldürdük Sezgi ama ruhunu istesek de öldüremeyiz o yüzden görünemiyor sen şimdi bunu düşünme ben bu konuyu araştıracağım şimdi yemeğe inelim aşağıda konuşuruz hazırlan seni bekliyoruz." Özgü odadan çıktığında düşünmeye başladım. Neden rüyama girmişti, bana ne anlatmaya çalışıyordu bilmiyordum ama bunun sonucunun çok kötü olacağını hissediyordum. Daha fazla düşünemeye karar vererek üzerimdeki kıyafetten kurtuldum sanırım duş almam gerekiyordu ama aşağıdakileri bekletmemek için elime geçen ilk elbiseyi üzerime geçirdim. Saçlarımı da açtım aynaya baktığımda zayıfladığımı gördüm insan gerçekten ait olmadığı yerde, ne hallere düşüyordu bunu aynaya baktığımda çok net görmüştüm. Eski hayatımı özlemekten ve kendi dünyama dönmekten başka bir şey düşünemiyordum ve bunun için elimden ne geliyorsa yapacaktım. Aşağıya indiğimde çatal bıçak sesleri geliyordu. karnım gerçekten acıkmıştı saatlerdir bir şey yemiyordum. Salona geçtiğimde kimseye bakmadan yerime oturdum ama hepsinin gözleri benim üstümdeydi hissediyordum. Kafamı kaldırdığımda ilk gördüğüm onun gözleriydi tuhaf bakıyordu tek kaşımı kaldırdım ve hemen tekrar yemeğine döndü tek tek hepsine baktım. Baş köşede Barzah oturuyordu onun yanında Alya, diğer yanında Özgü vardı peki ya Cevher nerdeydi? Barzaha doğru bakarak. "Cevher nerede?" Ne o Çok mu özledin?" bu sözün sahibi tabiki Ayazdı. Gözlerinin içine bakarak "Evet özledim nerede o nereye götürdünüz?" Burnundan soluyordu gözbebeklerinin büyüdüğüne an be an şahit oluyordum. "Sezgi sakin ol!" Bu sözü söyleyen Özgüydü. Alyayla Barzaha baktığımda ikiside yemeğini yemekle meşguldu. Öfkeli gözlerle Barzaha baktım. "Barzah nerede Cevher!" Bir anda gözlerini gözüme dikti. "Zindanda" "Nee zindanda mı?" Sinirden ellerim titriyordu bu haksızlıktı ve ben bu haksızlığa izin vermeyecektim. Bir anda ayağa kalktım. Hiç birine bir şey demeden adımlarımı salondan dışarıya çıkardım. Özgü arkamdan sesleniyordu ama dinlemiyordum acilen Semirayı bulmam gerekti. Merdivenlerden aşağıya doğru hızla inmeye başladım ve adımlarımı mutfağa doğru çevirdim. Mutfağa gittiğimde Semira bir şeyler atıştırıyordu beni görünce ayağı kalktı. "Hanımım buyurun bir şey mi istediniz?" "Semira bana hemen zindanların yerini göster!" Anlamayan gözlerle bana bakıyordu. "Ama hanımım" sözünü kestim. "Semira ne diyorsam onu yap yoksa bu şatoyu başınıza yakarım!" Yüz ifademden ciddi olduğumu anlayınca mecburen önümden yürümeye başladı. Tam kapıdan çıkarken Ayaz önümüzü kesti. Bana çok derin bakıyordu sanki bir şey söylemek istiyor ama söyleyemiyormuş gibi bende ona dik dik bakıyordum. "Çekil önümden!" "Onu oradan çıkaramazsın" "Buna sen mi karar veriyorsun?" Tek kaşımı kaldırdım inatla gözlerine bakıyordum. "Evet ben karar veriyorum burası kardeşimin evi ve o Cevheri görmek istemiyor" içimden bir ses sadece o yüzden olmadığını söylüyordu. "Bu yaptığınız zorbalık çekil önümden!" Gidecekken sertçe kolumdan tuttu. "Böyle yapmaya devam edersen sende onun yanına gidersin!" Sertçe kolumu kurtardım ve nefretle yüzüne baktım. "Umurumda bile değil." Omzuna çarpıp mahzenlere doğru yürümeye başladım Semira önümde bende arkasındaydım. Bir anda durdu ve elinde büyük bir anahtarla demir kapıyı açtı aşağıda göreceklerime hazır mıydım bilmiyordum ama Cevheri oradan çıkarmam gerekiyordu. Semira kapıyı açtığında önümde bir merdiven vardı. "Hanımım benim aşağıya inmem yasak siz devam etmek zorundasınız." Duvarda duran meşaleyi elime verdi. "Lütfen dikkatli olun!" "Tamam Semira teşekkür ederim." Elimdeki meşaleyle merdivenlerden aşağı indim. Etraf çok karanlıktı ve çok soğuktu o an içimde bir sızı oluştu kim bilir Cevher ne haldeydi meşaleyi demir parmaklıklarla olan mahzenlere tutuyordum ama Cevher yoktu bir an içimdeki cesaretle ismini bağırdım. "Cevher!" Bir kaç saniyeden sonra onun sesini duydum. "Sezgi sen misin?" Sesi ileriden geliyordu hızlı adımlarla yanına doğru yürüdüm ve onu gördüm. Gözleri şişmişti ne kadar zamandır uyumuyordu kim bilir. "Sezgi ne işin var senin burada?" "Seni buraya hapsetmişler bakmadan rahat edemezdim iyi misin Cevher" "İyim sezgi merak etme" "Seni buradan çıkaracağım." "Sezgi yapma buranın kurallarını bilmiyorsun" "Peki ya sonra ne olacak Cevher sonsuza kadar burada tutmayacaklar herhalde seni" "Sen orasını düşünme Sezgi ne yap et kendi dünyana dönmek için bir şeyler bul!" "Nereden başlayacağım bilmiyorum Cevher ama içimden bir ses sana güvenmem gerektiğini söylüyor." "Çünkü sen benden bir şey taşıyorsun Sezgi" yine bilmece gibi konuşmaya başlamıştı. "Bu ne demek?" "Çünkü bende bir insanım Sezgi" Neee işte bunu hiç beklemiyordum.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE