İKİ RUH TEK BEDEN

3511 Kelimeler
Bazen insanın içi farklı, dışı farklı olurdu. Biz insanlar buna iki yüzlü derdik peki yapacak olacağım şey beni iki yüzlü mü yapardı? Ama malesef ki bu evrende evime dönmek için yapamayacağım hiçbir şey yoktu karakterimden ödün vermek zorundaydım umarım pişman olmazdım. Ayaklarım geri geri gidiyordu arkamda Ayaz'ın bana baktığını hissediyordum güçlü durmak adına omuzlarımı dikleştirdim, bakışlarımı sertleştirdim bir kaç adım sonra kapıyı çalacaktım içim farklı konuşurken dışım çok daha farklı olacaktı yavaş adımlarla kapının önüne geldim ve sertçe kapıya vurdum. neredeyse yarım saniye sonra kapı yavaşça açılmaya başladı kafamda pelerinim vardı ve yüzüm görünmüyordu kapı tam açılmadan onun sesini duydum kafam eğik olduğu için yüzünü göremiyordum. "Kimsin?" Yavaşça kafamı kaldırdım evet karşımdaki Cevherdi. Barzah, ondan bahsetmişti sarışın, mavi gözlü, yapılı ve uzun boyluydu ve tam karşımda o profilde birisi vardı yüzüne baktığımda ağzı açık bir şekilde bana bakıyordu. "Farah sen sen nasıl..." kafamı yana yatırdım sert bakışlar ve sinsi bir gülüşle yüzüne bakıyordum. "Daha fazla kapıda bekletmeyeceksin beni değil mi Cevher?" Kafasını uzatıp etrafa baktı ve tekrar yüzüme baktı sanırım tek gelip gelmediğimi anlamaya çalışıyordu. "Merak etme tek başıma geldim seni bulmak çok zor olmadı şimdi çekil" Omzundan itip içeriye doğru geçtim elimdeki valizi kapının yanına bıraktım ve etrafı incelemeye başladım. Yanan bir şömine, etrafında eski koltuklar, duvarlarda mumlar vardı küçük bir yerdi ve çok döküntülüydü duvarların boyası çıkmış, yer yer örümcek ağları vardı. Gösterişli şatodan buraya gelince garipsememiş değildim. "Açıkcası senden daha zengin bir yer beklerdim." Yüzümü ekşiterek etrafa bakıyordum daha doğrusu karşımdaki adamı eziyordum ne kadar nefret ettiğim bir hareket olsa da malesef ki Farah böyle bir kadındı. "Sen ölmemiş miydin?" Hala yüzünde şok ifadesi vardı baştan aşağı beni inceliyordu soğuk kanlı olmam gerekiyordu. Nasıl başarıcaktım bilmiyorum ama bende Sezgiysem eğer bu işin içinden çıkacaktım. "Hayır gördüğün gibi canlı kanlı karşındayım artık şu şaşkın halinden çıksan iyi edersin çünkü yapacaklarımız var" "Nasıl gizlendin?" Şüphe dolu yüzüme bakıyordu şatoda bana söylemem gereken yalanları neyse ki öğretmişlerdi "Ayazın şatosundaydım." "Ayaz seni nasıl barındırdı orda?" "Barındırmadı tutsak etti." Yüzümü ekşiterek söylemiştim zaten Ayazdan da yalan olsa bile ekstra bir şey beklenemezdi. "Şimdi nasıl kaçtın ya peşine düştülerse?" Tedirgin bir şekilde yüzüme bakıyordu. "İsteseydim kaçardım ben istemedim kaçmayı" "Nasıl yani şimdi niye kaçtın peki? " Yüzümü en sinirli hale soktum gözlerimden ateşler çıktığına emindim. "Ayaz aşık oldu çünkü o kadını öldürmem lazım." Şatodakilerin ortaya attığı yalan çok iyi olmuştu bu yalanı Alya ve Özgü bulmuştu umarım inanmıştır. "Peki bana niye geldin?" "Eski arkadaşımı özlemiş olamaz mıyım?" yüzüne sinsice bakıyordum benim, Farah olduğumu anlayabilmesi için çıkarsız bir şey yapmayacağımı biliyor olmalıydı. "Bu kadar zaman durup benimle iletişime geçmeninin sebebi ne Farah? Benden ne gibi çıkarın var? Bence buradan başlayalım." Yüzüne sinsice bakıyordum şimdilik ona amacımı söylemeyecektim. "Bunları şimdi konuşmayalım." ayakta durmaktan yorulduğum için şöminenin karşısında duran koltuğa oturup ayak ayak üstüne attım. Kendisi de çaprazımdaki yere oturdu beni inceliyordu ama yüzünde hiçbir duygu belirtisi yoktu anlaşılan duygularını çok iyi gizleyebilen bir adamdı. "Demek hala Ayaz'a aşıksın" şüpheyle gözlerime bakıyordu ama anlamak istediği tek amacımın Ayazı elde etmek olmadığıydı. "Ona olan aşkım hiçbir zaman bitmedi Cevher bunu en iyi sen biliyorsun ve onu elde edene kadar elimden ne geliyorsa yapacağımı da biliyorsun." Kararlı gözlerimle ona bakıyordum oda gözlerini bile ayırmadan bana bakıyordu. "Bunun için öncelikle iyi bir insan olmayı denemen gerekmez mi? Ayazı elde etmenin tek yolu ruhunu kötülükten arındırmaktır Farah" Bu adam şaka mı yapıyordu? Şaşkınlığımı yüzüme yansıtmamam lazımdı. Bu adam bunu söylediğine göre iyilikten anlıyor muydu yani? İyice kafam karışmıştı. Kahkaha atmaya başladım resmen evin içinde en kötü kahkahamı atıyordum cadı gibi göründüğüme emindim. Sonra bir anda kahkahayı kesip yüzüne nefretle baktım bu da kızlardan öğrendiğim, Faraha ait bir davranış biçimiydi. "Sence iyi birisi olmak için çok geç kalmadım mı Cevher? Ki bütün diyar beni kötülüğümle nam salmış birisi olarak tanıyor şimdi, bir anda iyi olmam için en başta laneti kaldırmam lazım ama maalesef bu diyar onu bile haketmiyor." Yüzümü ekşiterek söylediğim sözleri en ince ayrıntısına kadar dinliyordu sonra kendisini geriye doğru attı. "Sen ayaz için, bende intikam için yaptık bunu Farah, geri dönüşü olmadığını sende biliyorsun." İşte şimdi zamanıydı ilk önce onu bu laneti kaldırabileceğimize ikna etmem lazımdı bu sayede belki bir şeyler öğrenebilirdim. "Peki ya sence mümkünse" bir anda duruşunu dikleştirdi. Yüzüme umutla bakıyordu nasıl yani o da mı bu lanetten kurtulmak istiyordu kafam çok karışmıştı. "Sen ciddi misin laneti kaldırabileceğimizden mi söz ediyorsun?" "Evet belki bu sayede Ayazı elde etme şansım olabilir. Bu laneti Ayazdan intikam almak için yaptım şimdi belki onu geri kazanmak için şansım olabilir o kadınla daha fazla yakınlaşmadan bunu engellemem gerekiyor." "Bu laneti bir daha kaldırmak çok zor Farah bu sen söylemiştin." "Biliyorum söyledim ama her şeyin bir yolu vardır ve o yolu bulmamız gerekiyor. Belki iyi insan olamam ama Ayaz beni severse içimdeki aşk beni iyileştirebilir." Yüzümü yine sinsi bir hale getirdim o da bana sen iflah olmazsın der gibi bakıyordu. "Sen hastasın Farah seninle iş birliği yaptığım için hala çok pişmanım sakın bana güvenme!" "Sana zaten güvenmiyorum Cevher ama yaptığımız bu şeyi kendimiz temizleyebiliriz ben Ayaz için, sen de kendi içindeki vicdanını temizlemek için bu son şansımız olabilir." Gözlerinin içine baktığımda pişmanlığını çok net görmüştüm. Acaba bu laneti yapmaktaki sebebi neydi çok merak ediyordum. "Birbirimizin arkasından çok vurduk ama şunu söylemeliyim ki ölmediğine sevindim. Çünkü bu işin içinden tek başıma çıkabilmem çok zor" Yine sinsi bir şekilde güldüm. "Evet birbirimizin arkasından çok vurduk ama bunu unutmuş olmaman gerek benim, bu diyarda Ayaz için yapamayacağım hiçbir şey yok!" "Bilmez miyim ama hala anlamadığım şey Ayaz hiçbir zaman sana ait olmadı Farah ve olmayacakta nasıl bu kadar emin olabiliyorsun onun seninle olacağından?" Ayaz'ın benim olup olmaması, benim için hiç önemli değildi ama inandırabilmem için yüzümü en sert halime çevirdim. "Ayaz sadece beni sevecek ve bana ait olcak bunun başka bir yolu yok!" Kararlı bakışlarımla yüzüne bakmaya devam ettim inandırabilmem için gözlerimdeki kararlılığı, hırsı ve öfkeyi görmesi gerekti ve bakışlarına bakılırsa ben şu anda bunu çok rahat gösterebilmiştim. "Onu severken bile başkalarıyla olabilen bir kadınsın sen!" Ne işte bunu bilmiyordum ama yüz ifademi sabit tutmam gerekiyordu. Bu çok utanç vericiydi. "Buna ben bile dahil Farah" Ruhumdan bir elektrik dalgası geçti nasıl ya anlamıyordum bu adamla da mı birlikte olmuştu ve ben resmen o kadın yerine utanıyordum. Nasıl bir insan, başkasını severken diğerleriyle olabiliyordu aklım almıyordu. Sonra yine konuşmaya devam etti artık utancımdan ölecektim ama belli etmemem gerekiyordu. "Sen hem kendi kocanı, hem de beni kullandın Farah!" Sakin olmam ve açık vermemem gerekiyordu. Acaba aralarında neler yaşanmıştı çok merak ediyordum. Fakat şu anda belli etmemem gerekiyordu boğazımı temizledim ve konuştum. "Bu sadece beni ilgilendirir seninle yaşadıklarımı, sana yaşattıklarımı inkar etmiyorum Cevher, ama ben sadece Ayazı seviyorum ve o benim olana kadar yapabileceklerimin hiçbir sonu yok bunu sende gördün onu kazanmanın yolu iyi bir insan olmaksa bunu da yapacağım. Artık Ayazdan başka kaybedecek hiçbir şeyim yok!" "Sen istesende iyi bir insan olmazsın Farah, senin ruhunda kötülük var Ayaz bunu önceden anlamış ki seninle olmak istememiş ama sen bunu göremeyecek kadar takıntılı bir ruh hastasısın!" Evet beni delirtmeye çalışıyordu. Kızlar neyse ki bu durumda nasıl tepki vermem gerektiğini öğretmişlerdi. Farah onu sinir etmeye çalışan insanlara en sakin haliyle karşılık verir ve karşıdaki insanı bam telinden vurup, daha çok öfkelenmesine sebep olan birisiydi. Kendimi arkama doğru yasladım ve en rahat halimle meydan okuyarak gözlerine baktım onu çileden çıkarmam lazımdı. "Bunu bana benimle iş birliği yapıp benimle yatan adam mı söylüyor?" Meydan okuyan gözlerle bakmaya devam ettim. "Gözlerinden ateşler çıktığına yemin edebilirdim zaten geldiğimden beridir varlığımdan rahatsız olduğunu gözlerinden anlayabiliyordum. "Sen gerçekten çok tehlikeli bir kadınsın yapabileceklerinin hiçbir sınırı yok!" "Bunu yeni mi anlıyorsun Cevher?" Daha fazla konuşmayı sürdürmek istemiyordum. Yüzsüzlük yapıp bir şeyler yemem lazımdı yoksa, birazdan açlıktan ve uykusuzluktan bayılacaktım. "Ben acıktım." Hiçbir şey demeden koltuktan kalktı ve adımlarımı bilmediğim bir yere çevirdi arkasından baktığımda gerçekten de yapılı uzun boylu ve omuzları geniş bir adamdı. Sonra, bir yere girdi. Muhtemelen mutfağa gitmişti. Bundan sonrası için ne olacağını bilmiyordum. Cevher'i şimdilik inandırmayı başarmıştım. Açıkcası bu adam içinde üzülmedim değildi kim bilir bu kadın yüzünden neler yaşamıştı ama, bu onunla iş birliği yapıp bu diyarı kötülüğe mahkum etmesinin tabiki bir açıklaması yoktu. Neredeyse beş dakika sonra elinde tepsiyle geldi. "Al ye bunları bende odanı hazırlayım uyu, yarın uyandıktan sonra neler yapacağımızı konuşuruz." Üstten bakışlar attım. "Teşekkürler Cevher bu iyiliğin karşılıksız kalmayacak emin olabilirsin." dedikten sonra göz kırptım bana resmen iğrenerek bakıyordu. "Senden hiçbir şey istemiyorum hayatımdan defolup gitmeni istiyorum sadece!" "Benden kurtuluşun yok Cevher hala bunu anlamamış olmana inanamıyorum." Hiçbir şey demeden çaprazımdaki kanepeye tekrar oturdu. Bende hemen önümdeki yemeklerden yemeye başladım. Pilav, çorba ve meyve vardı. Hissediyordum beni izliyordu ben tabiki duruşumdan ödün vermeden kibar bir şekilde yemeğimi yemeye devam ettim. Normal Sezgi olsaydı bu yemekleri kibar yemezdi ama şimdilik, Farah olmak için böyle olmak zorundaydım. "Sen neler yaptın benim yokluğumda? Bir ara yakalandığındandan haberim var sonra bir şekilde kaçmayı başarmışssın." "Evet yakalandım o Ayaz denilen ruh okuyucu beni buldu ardından iki ay beni barzah'ın şatosunda tutsak ettiler konuşturmaya çalıştılar çeşitli işkenceler yaptılar ama bir şey bilmediğimi söyledim onlara" Anlatırken bile sesi titremişti kim bilir ne işkencelere maruz kalmıştı. Bir kez daha ne kadar ilkel bir evrende olduğumu anlamıştım tabi tavrımdan da ödün vermeden, bir yüzüne bakıyor bir de yemeğimi yemeye devam ediyordum fazlasıyla umursamaz gözüktüğüme emindim. Sezgi kızım sen oyuncu olmalıymışsın "Sahi Farah laneti nasıl yaptın? " Neee yemeğimi yemeyi kesip duyduğum şeyi idrak etmeye çalışıyordum. Ne yani bu adam Farah'a yardım etmemiş miydi? Yoksa Farah olduğuma inanmadı mı şu an ne yapmalıydım ne tepki vermeliydim bilmiyordum. Bu adam beni deniyor emindim. Ne kadar öyle kaldım bilmiyordum. Düşüncelerimden sıyrılmama neden olan sesin sahibine baktım Farah diye bana sesleniyordu. Tekrar gözümün içine bakarak aynı soruyu sordu. "Sana soru sordum laneti nasıl yaptın!" Sakin olmam gerekiyordu resmen kumar oynuyordum ama başka çarem de yoktu. "Sana güvenmeden bunu söylemeyeceğim Cevher eğer beni arkamdan vurmayacağına inanırsam işte o zaman laneti beraber kaldıracağız." "Sen ne dediğinin farkında mısın? Beni alet ederek bir işe kalkıştın. Senin yüzünden türlü işkenceler çektim hemde nasıl yaptığını bilmediğim bir lanet yüzünden!" Öfkeyle söylediği sözleri kafamda oturtmaya çalıştım. Ona baktığımda gerçeten de doğruyu söylüyordu. İşte şimdi başladığımız yere geri dönmüştük peki ya ne yapacaktım bundan sonra işte bunu bilmiyordum bütün çabalar, her şey boşa gitmişti. Bir anda gözüm karardı ve kendimi karanlık bir boşluğa bıraktım. Aradan ne kadar zaman geçti ne olduğunu hatırlamakta zorlanıyordum başım felaket ağrıyordu. Gözlerimi açtığımda kendimi bilmediğim bir odada buldum ayağa kalktım, etrafa baktım ama kimse yoktu üzerime baktığımda dünki giydiğim kıyafet vardı ama ayakkabılarım yatağın hemen yanındaydı onu ayağıma geçirdim ve kendimi dışarı attım. Etrafa baktığımda dün geldiğim, Cevher'in evindeydim ve salona doğru yürüdüm. Cevher elinde kitapla salonda oturuyordu bana baktı ve baştan aşağı beni süzdü. "Günaydın berbat görünüyorsun." "Dün ne oldu bana?" "Gelirken çok yoruldun sanırım bayıldın bende seni odaya götürdüm." "Evet dün yorulmuştum sen ne yapıyorsun burada?" "Araştırıyorum zaten altı senedir tek yaptığım şey araştırmak." Hiçbir şey demeden sadece yüzüne bakıyordum neyi araştırdığını çok iyi biliyordum dün yaşadığım şoktan dolayı bayılmıştım. Bugün ne yapıp edip Ayaz'ı görmem lazımdı o bana mutlaka bir yol gösterirdi ama ondan öncesinde hala Farah olmam lazımdı çünkü karşımdaki adamı tanımadan bana zarar vermeyeceğine inanmadan ona kendi kimliğimi söyleyemezdim. "Boşuna araştırma yaptığım laneti hiçbir kitapla çözemezsin!" Nefretle yüzüme bakıyordu elinden gelse beni öldüreceğine emindim. Hiçbir şey demeden tekrar okuduğu kitaba gömüldü bir yandan da okurken konuştu. "Mutfakta bir şeyler hazır ye!" Bir şekilde dışarı çıkmam lazımdı en iyisi akşamı beklemekti daha fazla bir şey demeden mutfağa doğru yürüdüm. Girdiğimde eski dolaplar, paslanmış bir musluk ve tavanlarda örümcek ağları doluydu gerçekten çok kötü bir yerde yaşıyordu. Masanın üzerine baktığımda benim için hazırlanmış olan kahvaltıya oturdum birazcık bir şeyler yesem iyi olurdu güçsüz düşmek istemiyordum. Bu adamın gerçekten bir şey bilip bilmediğinden emin olamıyordum ama gözleri gerçekten de lanetin nasıl yapıldığını bilmediğini haykırıyordu ama inanmadan tabiki bir şey yapmamalıydım önceliğim Ayazla konuşmaktı onlardan bağımsız hareket etmek istemiyordum. Daha fazla oyalanmadan kahvaltımı yaptım ve bulaşıkları yıkadım ardından içeriye geçtim. Topuklu ayakkabım zeminde tok sesler çıkarıyordu mutfaktan çıktım ve yanına doğru yürüdüm. Hala kitapta bir şeylere bakıyordu onunla nasıl iletişim kurulur bilmiyordum ama sormam gereken soruyu sordum. "Sen gerçekten neden lanetin kaldırılmasını istiyorsun Cevher?" Kitaptan kafasını kaldırdı ve yüzüme baktı. "Bazen yapılan hataların bedeli çok ağır olur Farah insanın içine mıh gibi batar kaçmak istersin kaçamazsın, kaçsan bile yaptıklarını da kendinle beraber alır götürüsün senin anlayamayacağın şeyler bunlar. İlk bu yolda bu diyardan intikam almak istedim bana bunu yaşatan diyar da acı çeksin istedim ama görüyorum ki buradakiler gibi benimde canım yandı. Bu hayatta sadece başkaları için yaşadım bu saatten sonra sadece kendim için bu diyar için bir şeyler yapmak istiyorum." Yüzümde mimik dahi oynamadan bakıyordum ama içimde şaşkınkık nidaları kopuyordu bu adam gerçekten de söylediklerinde samimiydi. Hiçbir şey demeden ayağa kalktım bir an önce Ayazla buluşmam gerekiyordu. "Ben dışarı çıkıyorum geldiğimde neler yapacağımızı konuşuruz." O da ayağı kalktı ve ben arkamı döndüğüm an kolumdan tuttu. "Bir kere Farah sadece hayatında bir kere kendin için değil başkaları için bir şeyler yap bu söylediklerimi iyice düşün tamam mı" Hiçbir şey demeden arkamı döndüm ve odaya yürüdüm aklım almıyordu ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Buraya geldiğimden beridir çabalıyordum ama her şey boşa çıkmıştı. Lanetin nasıl yapıldığını bulmak şimdi neredeyse imkansızdı. Resmen çıkmaza doğru sürükleniyordum artık güçlü durmaktan da, Farah gibi olmaktan da çok yorulmuştum. Buradan bir an önce gitmem lazımdı madem lanetin nasıl yapıldığını bulamıyorduk bende buradan çekip gidecektim daha fazla oyalanmadan aynanın karşısına geçtim yüzüm berbat haldeydi Faraha ait olan kıyafetlerle dolu valizi açtım ve içinden koyu mavi, yine taşlı, dantel örmeli elbiseyi üzerime giydim. Makyajımı sildim saçlarımı taradım ve tokalarla yine topuz şeklini verdim ve ardından yine koyu tonlarda makyajımı yaptım aynadaki görüntüme son kez baktığımda Farah gibi olmuştum ve bu durumdan şimdiden sıkılmıştım içimden az kaldı Sezgi sabır diyordum çok fazla oyalanmadan topuklu botlarımı giydim ve pelerinimi de alıp odadan çıktım salona baktığımda Cevher pencereden dışarı bakıyordu ve oldukça düşünceliydi. "Ben çıkıyorum Cevher gelirken istediğin bir şey var mı?" "Seni bir daha görmemek mesela" Farah rolüne tekrar büründüm. "Benden o kadar çabuk kurtulamazsın Cevher" diyerek göz kırptım ve pelerinimin şapkasını geçirdim ardından da dışarı çıktım. Neyse ki ev köy içerisinde değildi ve etrafta hiçbir insan yoktu rengarek çiçekler açmış ağaçların etrafında geziniyordum bir yandan da Ayaz'ın adını içimden zikrediyordum belki hisseder ve gelir diye ama neredeyse bir saat olmuştu ve hala ondan bir iz yoktu etrafta kuş cıvıltıları vardı onları dinlemek, çimlerin kokusunu ve toprağın kokusunu almak benim için bir hazdı bir anda bir çıtırtı duydum etrafıma baktığımda kimse yoktu ama içimde bir korku oluştu daha fazla burda kalmamam gerektiğini anladım ve geldiğim yoldan geri döndüm. Geri dönerken bir el ağzıma yapıştı. Çığlık atmaya çalışıyordum ama el çok güçlüydü beni biraz daha sürükledi ve bir ağaca yasladı bir anda önüme döndüğümde karşımda Ayaz'ı beklemiyordum nefesim onun yüzüne çarpıyordu çok korkmuştum gözlerinden yine ateşler çıkıyordu açıkcası bu kadar yakın olmak kalbimin atışını daha çok artırmıştı. Ellerimi kaldırdım ve omuzlarından ittim. "Sen ne yaptığını sanıyorsun öyle sinsi sinsi arkamdan yaklaşmak nedir? bir ses verseydin duyardım!" "Sen burada tek başına ne yapıyorsun ne kadar tehlikeli farkında değil misin birisi görürse ne olacak!" "Seninle konuşmam gerekiyordu ama sana nasıl ulaşacağımı bilmediğim için kendimi ormana attım ne yapabilirim." Uzunca yüzümü inceledi gözleri çok derin bakıyordu ama o gözlerde ne anlatmak istediğini bir türlü anlayamıyordum sonra konuşmaya başladı. "Ne oldu bir şeyler öğrenebildin mi ruhunda hiç şüphe kokusu almadım adamı nasıl korkuttuysan ruhundan tedirginlik kokusu alıyorum daha çok ne yapacağını bilemez bir halde gibi" "Çok şey öğrendim Ayaz Cevher hiçbir şey bilmiyor." "Ne demek bir şey bilmiyor Farah'ın bir numaralı ortağı nasıl bir şey bilmez!" "Bilmiyor işte bana laneti nasıl yaptığımı sordu. Ya bu adam çok iyi profesyonel bir yalancı ya da gerçekten bir şey bilmiyor aslında ruhunda tedirginlik kokusu aldıysan bu adam gerçekten de doğruyı söylüyor olabilir." Ayaz düşünceli bir şekilde yüzüme bakıyordu. "Yalan söyleyip söylemediğime emin olmak istiyorsun anlıyorum ruhumdan yalan kokusu alıyor musun Ayaz!" "Hayır Sezgi almıyorum ama anlamaya çalışıyorum bu kadın bu laneti tek başına nasıl yapabildi aklım almıyor" "İnan bilmiyorum Ayaz ama elimden geleni yaptım. Biliyorsun bütün çabam bir an önce bu durumdan kurtulmak ve evime dönmek ama başladığımız yere geri döndük şimdi ne olacak?" "Şimdilik bir şey belli etmemeye çalış biraz daha onunla kal" "Nasıl kalabilirim hiçbir şey bilmiyor onu da rahat bırakalım Ayaz belli ki çok ağır şeyler yaşamış Farah onun da canını yakmış olabilir bırakalım hayatına devam etsin." "Sezgi bu kadar yaklaşmışken bırakamayız atladığımız şeyler olmalı ondan Farah hakkında daha çok şeyler öğrenmeye çalış." Yüzüne anlamsızca baktım. "Kendimi ona mı sorayım Ayaz?" "Her şeye de verecek bir cevabın var" Baştan aşağıya beni süzdü. "Ama sen yapabilirsin inanıyorum." Diyerek göz kırptı bu adam beni çileden çıkarmak için yaratılmış olmalıydı. "Bu duruma sizin yüzünüzden düştüm bana yardımcı olmak yerine şu yaptığına bak üzerimde iğrenç kıyafetler, yüzümde bir ton makyajla gezmek nasıl biliyor musun sen ayağımdaki toplulukları saymıyorum bile ama dur en önemlisi içim farklı konuşurken dışım resmen iğrenç bir kadın! ve ben bu adamı kırmak, üzmek istemiyorum!" Bir anda gözü nefrete büründü. "Hayrola bakıyorum da çok hoşlandın sanırım ondan" yüzüne sert bir tokat attım. Bana hakaret etmeye hakkı yoktu Daha çok öfkeyke baktı. Bal sarısı gözlerinden adeta ateşler çıkıyordu. Benimde gözlerimden ateşler çıktığına emindim yüzüne iğrenerek baktım. "Sen tanıdığım en iğrenç adamsın ben, gördüğüm anda bir adama kendimi kaptıracak kadar basit bir kadın mıyım beni o nefret ettiğin Farahla karıştırma Ayaz yoksa emin ol onun kıyamadığı Ayazı ben yok ederim bunu yapmaktan da çekinmem!" Dedim ve omzuna vurarak ondan uzaklaştım ilk defa bir erkek tarafından canım yanmıştı, kalbim kırılmıştı ne kadar yürüdüm bilmiyordum karşımda Cevher'in evini gördüm ve adımlarımı oraya doğru çevirdim kapıya vuracakken omuzlarımı dikleştirdim ne kadar bu durum böyle devam edecekti bilmiyordum açıkcası içerdeki adamı daha fazla kandırmak da istemiyordum ama Ayaz bi nevi haklı da sayılırdı Cevherden ne kadar şey öğrenirsem kardı acaba kendi kimliğimi açıklasam anlatır mıydı bilmiyordum. Belki beni öldüredebilirdi hayatımla ilgili kumar oynamak istemiyordum o yüzden bir kaç gün daha Farah olmaktan zarar gelmezdi. Kapıya sertçe vurmaya başladım bir yandan da etrafa bakıyordum birisinin beni görme riskini alamazdım ve yavaşça kapı açıldı. "Hoş geldin" "Hoş buldum Cevher" "Nerelerdeydin?" Gelirken kafamda kurduğum yalanı söyledim. "O kadını izledim." Kafasını onaylamaz şekilde salladı. "Senin bu saplantılı halin çok tehlikeli olmaya başladı." "Daha yapabileceklerimi görmedin Cevher o yüzden bana nutuk çekme!" Kendimi aynı oturduğum koltuğa attım. "Okuduğun kitaplardan bana da versene" "Hayırdır daha ne kadar lanet yaparım diye mi araştıracaksın." "Neden olmasın" diye göz kırptım bana nefretle bakıyordu hiçbir şey yapmadan kendisini koltuğa attı bende ayağa kalktım ve kitaplıktaki kitaplardan bir kaç tanesini elime aldım ve okumaya başladım okumayı nerden öğrendin diye sorarsanız tabiki Özgü bana bir büyü yaparak kolayca öğrenmemi sağlamıştı zaten Farah olmayı kolay öğrenmem de bu büyü sayesinde olmuştu. Kitaplardan bir tanesini elime alıp okumaya başladım. Burada çeşitli büyülerle ilgili açıklamalar, nasıl yapıldığı ve ne gibi sonuçları olduğuyla alakalı şeyler yazıyordu ama büyüyü tabiki buradaki herkes yapamazdı. Büyü yapmak sadece yöneticiler ve ailesine verilen bir özellikti. Kendiliğinden geçen bir şeydi belki buradan bir kaç bir şey öğrenir, Özgüye yaptırırdım ama şimdi bunu düşünmeden bir kaç şey öğrenmek adına okumaya başladım. Aradan neredeyse iki saat geçmişti ve ben hala hiçbir şey bulamıyordum Cevhere baktığımda oda kitaba gömülmüş bir şeyler arıyordu artık sıkıntıdan patlayacaktım. Onu izlediğimin bile farkında değildim bir anda kitaptan kafasını kaldırıp düşünceli bir şekilde yüzüme baktı. "Neden bana bakıyorsun?" "Düşünüyorum sadece neden beni evinden kovmuyorsun benden nefret ettiğini biliyorum." "Senin gibi ruh hastasını yanımdan ayırmamam gerektiğini hissediyorum." Yandan güldüm. "Mesela yapabileceklerim hakkında ne gibi bilgin var? Beraber çok şey yaptık beni bu kadar iyi tanıyor olman yapabileceklerimi de bildiğin anlamına gelir." Evet ağzını aramak için böyle bir şey demiştim içimden dualar ediyordum attığım yemi yutması için... "Sen, karşılığı olmayan ve gerçekten değmeyen bir adam için hayatını adayan bir psikopatsın! Ayaz olmadığında ne hale geleceğini düşünmek bile istemiyorum." Ne Ayazmış arkadaş bu kadın gerçekten Ayaz'a kafayı takmış ne vardı bu adamda anlamıyordum. "O olmazsa bende yokum Cevher ya beraber ölürüz ya da beraber mutlu bir hayat yaşarız" "Sen ve mutluluk ikisini aynı kelime içinde kullanmak bile yanlış" "Bir gün sen de aşık olursan hatırlatırım sana" göz kırptım. Kimse büyük konuşmamalıydı sonuçta ne söylersek başımıza gelme gibi bir karma içerisinde dolanıyorduk. "Ne zaman söyleyeceksin laneti nasıl yaptığını sana yardımcı olmamı istiyorsan nasıl yaptığını söylemek zorundasın Farah" Şu an ne diyeceğimi bilemiyordum bağırıp çağırıp ben Farah değilim demek istiyordum. Artık karşımdaki adamla savaşacak gücüm de yoktu gerçekten de bir şey bilmiyordu. "Neden öyle bakıyorsun sen!" Nasıl baktığımın farkında bile değildim. "Nasıl bakıyorum?" "Değişik bakıyorsun Farah" Bir anda yüz ifadesi değişti anlamaya çalışıyor gibi bakıyordu şu an ne yapmam lazımdı bilmiyordum oyuna devam etmem lazımdı ama içimdeki ses beni durduruyordu hızlı bir şekilde ayağa kalktı ve üzerime doğru geldi. Gözlerime bakıyordu. Mavi gözleri anlamaya çalışıyor gibi bakıyordu sonra yüzünde şok dalgası geçti. Omuzlarımdan tuttu. "Sen farah değilsin sen kimsin" İşte şimdi ne yapacaktım bilmiyordum ama gerçekleri gizlemenin artık anlamı yoktu bunu ben istemiştim. "Evet ben Farah değilim adım Sezgi Farah'ın emsaliyim buraya da laneti nasıl yaptığınızla ilgili bir şeyler öğrenmek için geldim ama sen de bir şey bilmiyormuşsun" "Ama bu nasıl mümkün olabilir nereden geldin peki?" "Ben dünyadan geldim sizin gibi ölümsüz değilim insanım" Bunu söyler söylemez gözlerinde anlamını bilmediğim, çözemediğim duygular gördüm. Artık bundan sonrası için için ne olacaktı bilmiyordum ama Cevher'in bir şey bilmediğine çok emin oldum ve bu adamda çözmem gereken daha çok şey vardı bunu şimdiden hissetmiştim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE