Müge’nin kalbi hızlandı. Yıllardır kurduğu duvarlar bir anda paramparça olacakmış gibi hissediyordu. İçinden “kaçsam mı, kalsam mı?” sorusu geçti. Ama Mert’in bakışlarında acele yoktu; sadece bekleyen, anlayan bir adam vardı. Müge derin bir nefes aldı, yavaşça elini Mert’in elinin üzerine koydu. Parmaklarının titrediğini saklayamadı. — Biliyorum… geçmişim bazen bana ağır geliyor. Ama senin yanında… korkmuyorum, dedi fısıltıyla. Mert, elini kavradı ama daha ileri gitmedi. Sanki bütün sabrını o ana saklamıştı. — Seninle acelem yok. Ama bilmeni isterim ki… bu gece sadece sana sarılmak bile bana yeter, diye karşılık verdi. Müge’nin gözleri doldu. İçindeki kırık parçalar, Mert’in bu sözleriyle yavaşça birleşir gibi oldu. Dudaklarında utangaç bir gülümseme belirdi. Başını Mert’in omzuna yas

