Ertesi gün öğleden sonra Müge, babasının evine uğramıştı. Mutfağa girip alışveriş torbalarını tezgâha bıraktı, babası koltuğunda gazetesini okurken gözlüğünün üzerinden kıza baktı. — Kızım, bu telaş ne? Yine birini mi doyuracaksın? Müge hafif gülümseyip çekinerek: — Evet baba… bu sefer seni. Hem… bir misafirim olacak bu akşam. Babası kaşlarını kaldırdı, gözlüğünü indirip gazetesini katladı. — Misafir ha? Erkek sesi seziyorum ben bunda. Müge’nin yüzü kızardı, dudaklarını ısırarak mırıldandı: — Baba… Mert gelecek. Seninle tanışsın istedim. Albay hafifçe öksürdü, sonra ayağa kalktı. Sanki birliğinde teftişe çıkıyormuş gibi dimdik durdu. — İyi etmişsin. Madem öyle, gelsin bakalım. Bizim soframız herkese açıktır. Ama şunu bil… kızıma göz diken adam önce benim soframda terler. Müge hem

