Ertesi akşamüstü, İstanbul’un telaşlı havasında, Müge hastalarını bitirmiş, son notlarını toparlıyordu. Asistanı yeni çıkmıştı ki, kapısının yavaşça açıldığını duydu. Başını kaldırdığında kalbi bir an duracak gibi oldu. Kapıda Mert vardı. Omuzlarında bütün ocağın yüküyle, ama yüzünde sıcacık bir gülümsemeyle duruyordu. Bir süre öylece birbirlerine baktılar. Göz göze gelmişlerdi; ne kelimeye ne açıklamaya ihtiyaç vardı. Müge yavaşça yerinden kalktı. Ayak sesleri odada yankılanırken bakışları hiç ayrılmadı. Mert kollarını açtı. Müge, tereddüt etmeden sarıldı. O anda sanki zaman durdu. Mert için Müge’nin omuzları bir evdi; içindeki bütün fırtınalar susmuş, ruhuna beklenmedik bir huzur dolmuştu. Müge içinse Mert’in kolları, en güvenli sığınaktı. Mert, Müge’nin saçlarına yüzünü yasladı, d

