Aradan haftalar geçti. Hastane günlerinin acısı geride kaldı. Baran Ağa iyileşmiş, yavaş adımlarla da olsa tekrar konağa dönmüştü. Yüzünde yorgunluk, gözlerinde derin çizgiler vardı; ama nefes alışını görmek bile herkese güç veriyordu. Mert, şirketin dağınıklığını toparlamak için gece gündüz çalıştı. Müge’yi ise çok geçmeden İstanbul’a yolladı. — Sen orda bekle, ben her işi yoluna koyup geleceğim, dedi. Müge bir şey demedi, ama gözlerinden taşan özlem dolu bakışlar Mert’in içine işledi. Günler birbirini kovaladı. Görünürde her şey yoluna girmişti. Konağın avlusu yine kalabalıktı, sofralar kuruluyor, hizmetliler çalışıyordu. Ama bir sessizlik çökmüştü taş duvarlara. Sanki biri konuşsa, biri yüksek sesle gülecek olsa taş taş üstünde kalmayacak, her şey yeniden dağılacak gibiydi. O sabah

