23.Bölüm

633 Kelimeler
‘‘ Kesin rüyanda beni görüyorsun da o yüzden gülüyorsundur. Hadi söyle bana, çıplak mıyım? ‘‘  diye kulağımın dibinde fısıldayan Savaş'ın sesi ile gözümü açtım. Kafamı başımın hemen dibimdeki yüzüne çevirdim ve ona ters bakışlar fırlattım. Yahu bu çocuk neden böyleydi. Bir öyle bir böyle davranıyordu ki? Elimi yüzüne doğru çevirdim ve avucumu açtım. Derin bir nefes alıp alaycı bir ifade ile konuştum. ‘‘ Avucunu yalarsın; ancak sen rüyalarında böyle müstehcen şeyler görürsün. Seni rüyalarımda görmem için ya şizofren olmam gerekiyor ya da beni delirtip bir hastaneye kapatman. Ama merak etme beni delirtmeye çok yakınsın. ‘‘  dedim biraz da ters bir ses ile birlikte. Elini elimin üzerine koydu ve yüzünün önünden elimi çekti. Dudakları ile elimin üstüne bir öpücük kondurdu ve ‘‘ Benim görmeme gerek yok Kedicik! Hem zaten sen görüyorsun rüyanda. ‘‘  dedi sırıtarak. Elimi hızla geri çektim ve üstümdeki pikeye elimi sildim. Her ne kadar öpücüğe bir şey olmasın diye elimi kesip buzlukta saklamak istesem de. Ahh şu uzaylılar ve onların espri anlayışları. Savaş yine kişilik değiştirmişti ve şimdi çapkın bir serseriydi, tatlı bir serseri. Hastane odasında gözümü açmaya gelince; butikte bayılmışım ve Savaş beni hastaneye getirmiş. Çocuk cidden benden bıktı ya! Doktor, yorgunluktan bayıldığımı söyledi ve serum bitene kadar da çıkmama izin vermedi. Bu arada bayılmak insanı gerçekten dinlendiriyormuş. Tavsiye etmiyorum, evde denemeyin. Savaş yatağın hemen yanındaki koltukta oturuyordu ve televizyonla uğraşıyordu. Karnımdan tuhaf bir ses yükselince acıktığımı anladım. Allah'tan Savaş midemin sesini duymadı. Derin bir nefes aldım ve ‘‘ Savaş, ben acıktım. ‘‘  dedim en sevimli yüz ifadem ile. Savaş kafasını çevirip bana baktı ve ardından kahkaha atmaya başladı. Yüzümü buruştururken ‘‘ Ne var ya! ‘‘  dedim ama cevap vermedi. Bir türlü susmayınca yatakta doğruldum ve başımın altındaki yastıklardan birini ona fırlattım. Yastığı havada tutarken kahkaha atmaya devam ediyordu. Etrafıma bakındım atacak bir şey bulma umudu ile. Gözüme telefonu kestirdiğim sırada kapı açıldı ve içeriye koltuk değnekleri ile Cihan girdi. Gülümseyerek doğruldum ve ‘‘ Cihan, hoş geldin. ‘‘  dedim. Savaş'a baktığımda attığım yastığa sarılmış olduğunu ve kafasını üstüne yasladığını gördüm. Yüzünde onu daha da yakışıklı yapan bir gülümseme ile Cihan'a bakıyordu. Cihan gülümseyerek yanıma doğru geldi ve ‘‘ Doktorla dedikodunu yaptık Dilay. Hastaneye o kadar sık geliyormuşsun ki doktor seni demirbaş listesine alacakmış. ‘‘  dedi yatağımın kenarına dikkatli bir şekilde oturarak. Yüzümü buruşturdum ve ‘‘ Bende seni gördüğüme sevindim Cihan. ‘‘  dedim. Cidden sevinmiştim; hem iki gün öncesine göre çok daha iyi gözüküyordu. ‘‘ Eee? Bu sefer Savaş sana ne yaptı da düştün bu ölüm döşeklerine? ‘‘  dedi melankolik bir şekilde. Hızla role büründüm ve ağız'ımı ( ağız: bölgeler arası konuşma farklılığı ) azıcık değiştirerek ‘‘ Valla; Cihan Bey oğlum, bu sefer Savaş davarı benim peşimden kurtlar saldı; eşek sudan gelinceye dek dövdü; bir öğün yemek üç öğün dayak verdi. ‘‘  dedim. Savaş gözlerini kocaman açmış bana bakıyordu. Yemek deyince midem guruldadı hem de iki kilometre öteden duyulacak frekansta ve ben utançtan yerin dibine girmek istedim. Cihan bile şok olmuştu; tabi olurdu! Mide, mide değil ki mübarek aslan ya! Savaş'a göz ucu ile baktığımda yüzünde daha önce hiç görmediğim bir ifade vardı; şefkat! Birden Savaş kahkaha atmaya başlayınca bende kahkaha attım. Ardından Cihan da bize katıldı ve hastane odasında seslerimiz yankılandı. Gülmekten karnımıza ağrılar girmişti resmen. Birden ciddileştim ve ‘‘  Savaş, sana demiştim acıktım diye. Şimdi doktoru çağırın beni taburcu etsin ve yemek yiyelim. Yoksa Cihan uzanabileceğim bir mesafede ona göre. ‘‘  dediğimde Savaş gülümseyerek ayağa kalktı ve ‘‘ Cihan, Dilay'dan uzak dursan iyi olur. ‘‘  deyip doktoru çağırmaya gitti.                    
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE