Akşamki ilaç saati gelince "Nasılsa uyurum." dememe rağmen beni zorla salona çeken Yağmur'un ardından makinayı fişe takarken, çalan kapıyla birlikte içeri giren Derin çarptı gözüme. Onu da tanıyamıştım ilk önce, aynı Yağmur'u tanımadığım gibi. Ama ben hariç kim olsa tanırdı güzeller güzeli Derin Korkmaz'ı. "Kaç gündür geleceğim ama vaktim olmuyor bir türlü. Seni Yağmur'a teslim ederken daha kötü hasta edeceğini bilmem gerekirdi." diyerek yanıma oturup ters ters Yağmur'a baktı. Yağmur'sa avizenin güzelliğini incelemekle meşguldu. Kendi suçu olduğunu az çok biliyordu. Eh... Bu da bir şeydi. "Ben doğuştan astım hastasıyım. Yağmur'un bir suçu yok." deyip gülümsedim. Yağmur'un bir suçu yoktu ki. Onu delicesine sevip, her güldüğünde kendi kendine gelin güvey olan bendim. Onun tek suçu ilk ba

