Bölüm 8: Çocuk Bir Gazoza Bakar

1415 Kelimeler
Saçlarımı ensemde toplayıp postama gelen mailleri temizlerken elinde iki bardakla odaya giren Yasemin bardağın birini bana uzatıp masasına otururken gözlüklerinin üzerinden bana baktı. Gözlükleri Selena'daki müdür Fitnat gibi ipli ve boncukluydu. "Ee Betül!" diye seslendi. Başımı ona doğru çevirdiğim esnada ise beni kaçırmak istemez gibi konuştu. "Ev arkadaşın nasıl biri? Bahsetsene biraz!" Didem'de aniden bana doğru döndü ve atıldı. "Ah, evet! Nasıl, anlaşabildiniz mi?" Elim klavyemin üstünde kalakaldığım da basılı tuttuğum A harfi uzun bir sıra oluşturdu, son anda fark edip elimi kaldırdım. Tüm harfleri silene kadar sessiz kaldım ve işim bitince onlara döndüm. Kahvemden bir yudum alıp bir süre düşündüm. "Dün taşındı ama eskiden tanışık olduğumuzdan bence sorun olmayacak." dedim düşünceli bir şekilde. "Daha önceden hiç bir evi paylaştınız mı?" Başımı iki yana salladım. Didem'in sorusuna bir anlam veremezken usulca oturduğum sandalyede kıpırdandım. "Hayır, neden?" Yasemin derin bir nefes aldı. "Üniversitede çok sevdiğim bir arkadaşım vardı, sonra aynı eve çıktık ve düşman olduk. Bir dönem dayanabildik birbirimize, ertesi dönem çekti gitti evden. Bir daha da hiç görüşmedik." "Böyle bir sorun yaşamamak için kurallar belirledik birlikte." dedim. Açıkçası o kuralların çoğu uyulmalık da değildi ama sırf birbirimize inat olsun diye yapmıştık bir kere. "Ya bende mi bir ev arkadaşı bulsam?" dedi Didem usulca. "Güzele benziyor..." Yeniden bilgisayar ekranına dönerken "Ben fakir olduğum için ev arkadaşı buldum Didem. Fakir değilsen neden ev arkadaşı istersin ki?" dedim. "Ya insan evde bir ses, bir nefes arıyor ama bir süre sonra Betül. Deme öyle!" Yasemin hafifçe güldü. "Senin o evde aradığın bir ses, bir nefes işini zaten sevgililerin hallediyordur bebeğim! Dert ettiğin şeye bak!" Dayanamayıp bende güldüm. "Ne yapayım hala doğru insanı bulamadıysam?" dedi sitemle. "Nerede hata yapıyorum, bir türlü anlamıyorum." "Bence..." dedi Yasemin. Usulca sandalyesini Didem'den uzaklaştırdığını fark ettim. Bu tırpan yiyecek bir şey söyleyeceği anlamına geliyordu ki öyle de oldu. "Hatayı, biriyle tanıştıktan iki saat sonra yatak odasına geçmekle yapıyorsun." Didem tam da beklediğim gibi ona doğru dönüp sandalyesiyle birlikte kayınca dayanamayıp kahkaha attım. Elimdeki bardak hafifçe sallandı. Didem, Yasemin'i yakalamaya çalışırken sandalyeden kalkmayı akıl edemeyen ikili kaya kaya yanıma kadar gelmeyi başardılar. "Tabii senin tuzun kuru! Üniversite bulmuşsun adamı, mezun olunca da basmışsın nikahı. Temiz iş! Hayatının aşkını üniversitede bulamayan biz garipler ne yapalım?" "Aramayalım!" dedim Didem'e hitaben. "Bebeğim biz çok aradık, yorulduk. Bence bırakalım bu işleri, o bizi bulsun artık." Yasemin hafifçe gülerken "Kocasızlığa üzüleni de ilk defa görüyorum!" dedi. Didem, Yasemin'i dövmekten vazgeçip derin bir nefes aldı. "Yaşım otuz oldu Yasemin, bırak üzüleyim artık." Didem'in en büyüğümüz olduğunu söylemiş miydim? Başımı ağır ağır salladım. "Bende bir çocuğum olsun istiyorum. Evlenirsem sonunda bu yüzden evleneceğim." Yasemin ikimizin de kolunu okşadı. "Bu gidişle ikiniz de 'kariyer kadın' olup çıkacaksınız." Kahvemden bir yudum aldım. "Hadi Didem neyse de benim eve artık birini atma ihtimalim de kalmadı." "Neden?" İki meraklı kadından aynı anda dökülen bu soru ile bardağı masaya koyup onlara döndüm. "Çünkü Taner'le öyle karar verdik." "Taner kim?" Aniden duraksadım ve cümlenin içinde isim verdiğimi o an fark ettim. Açıkçası ev arkadaşımın cinsiyeti hakkında pek bir şey söylememiştim yine de ikisi gözlerini dikmiş bana bakarken biraz çekindiğimi hissettim. Ben inatla söylemeyince Didem "Yoksa..." dedi. "Ev arkadaşın erkek mi?" Yasemin'de bana döndü ve aniden "Ne?" dedi. "Şu an bu ilişkiden çok büyük bir spoiler yemiş gibiyim." dedi Didem bir kez daha. "Geleceği görebiliyorum!" Yasemin'de ona katıldı. "Birkaç aya kadar şirketin w******p grubuna atılacak o elektronik düğün davetiyesini hayal edebiliyorum." İkisine de kınar bakışlar atarak "Ama ayıp şu yaptığınız!" dedim. "Ben evimin derdindeyim, atlattım o mevzuları ya!" "Ay ben daha atlatamadım!" dedi Didem sırıtarak. Ardından masaya doğru eğildi. "Fotoğrafı falan varsa bi' göstersene!" "Kızım aha adam, aha ev yani..." diyen Yasemin'de Didem gibi eğildi ve fısıldadı. "Çocuğun nasıl yapıldığını da mı ben anlatayım şimdi sana." "Bak bir gazazona bakar bu mevzu!" diyen Didem havada tuttuğu hayali gazoz şişesinin içine hapı atıp damağını şıklattığında Yasemin'de sırıtarak bana bakıyordu. "Halledersin o mevzuyu! Güveniyorum ben sana!" Tabii canım! Çocuk da bir gazoza bakıyordu! Yüzüm buruştu. "Siz çok pislikmişsiniz." dedim. "Bence sadece şirkette kalsın bu arkadaşlığımız, şirketten çıkarsa boku yermişim gibi geliyor." Yasemin boğazını temizledi. Sandalyesini iterek bizden uzaklaşırken "Zaten benim kocam var evde yolumu gözleyen, şirketten taşamaz o ilişki!" dediğinde başımı iki yana salladım. Kocası olduğu için hava atanı da ilk defa gerçek ve canlı kanlı olarak görüyorum. Yoksa sosyal medyalardan bağışıklığım var. "Kocan batsın!" dedi Didem ve yeniden bana döndü. "Bende bugün sana mı gelsem? Hani senin gözün yoksa, ben bi' bakayım adama!" Başımı iki yana sallayıp sandalyesini ittim. "Git başka yerde ara!" dedim. "Zar zor buldum bir ev arkadaşı, onu da sana kaptıramam." "Aman iyi!" dedi hemen. "Belli ki senin gözün var." Göz devirdim. Didem bir kere erkek kokusu aldı ya, yiyene kadar rahat etmezdi şimdi. Gözüm bu defa boş masaya takıldı. Gözümle orayı işaret edip "Bizimki nerede ya?" diye sordum. Didem "Fatih mi?" diye sordu. Ardından "Sabah bizim gruba mesaj atmış. Sonunda bağırsakları için hastaneye gitmeye karar vermiş beyefendi!" dedi. Yasemin hafifçe güldü. "Tuvalette yaşıyordu zaten son birkaç gündür." Yüzüm istemsizce buruştu. "Aman aman hatırlatma, zor günler atlattık hepimiz!" Yeniden bilgisayara döndüğüm esnada onlar da kendi aralarında başka bir şey konuşmaya başlamıştı. Gözüm ekranda birkaç dakika daha uğraştım ve sonunda işim bitince kahve bardağını temizlemek için ayağa kalktım. Bize ait olan ofisten çıktıktan sonra mutfağa geçtim ve bardağı yıkayıp kenara bıraktım. Sebilden bir bardak su içtikten sonra yeniden ofise dönmüştüm ki kızların hazırlanmaya başladığını fark ettim. Bileğimdeki saate kısa bir an bakınca öğle arasına on dakika kaldığını fark ettim. Yasemin bana döndü. "Yemeğe gidiyoruz, geliyor musun?" Başımı iki yana salladım. "Yok, siz gidin." "Gelsen şaşardım! Harika bir dönerci keşfettik." Tebessüm ettim. "Bu yüzüncü söyleyişim falan olacak ama ben vejetaryenim Didem." Didem derin bir nefes aldı. "Hala mı?" Kaşlarım havalandı. Herhalde vejetaryenliği oruçla falan karıştırıyordu bu! "Evet, hala!" "İstikrarlı." dedi Yasemin usulca. "Ben de üniversitede çok popülerken denemiştim ama bir hafta sonra kendimi döner yerken bulmuştum." Bu konu hakkında bir şey demedim. Onun yerine "Size afiyet olsun!" dedim. "Sana da canım!" dedikten sonra odadan çıktıklarında bende ağır ağır toparlandım ve montumu giyip, çantamı da omzuma taktım. Asansörü bekleyen kalabalığın arkasında beklerken bu defa hiç acele edesim yoktu. Kahve içtiğimden olsa gerek tok gibi hissediyordum. Ama derinlerde hep açım ben! Açtım! Beklerken yanıma geldiğini fark etmediğim Şahin, boğazını temizlediğinde başımı kaldırıp ona baktım. Şahin benimle birlikte staj yaparken tanıştığım bir çocuktu. Uzun zamandır tanıyor olsam da bazen, bazı insanlarla ne olursa olsun kimyanızın tutmadığını hissedersiniz ya, tıpkı bu his gibi bir şeyden dolayı ısınamamıştım ona. "Yalnız mı yemeğe çıkıyorsun?" diye sorduğunda başımı salladım. "Kendi kendimi yemeğe çıkarayım dedim!" Tebessüm etti. "İstersen bizimle gelebilirsin. Sadık'la Esra var." Başımı iki yana salladım. "Yok, sonrasında bir arkadaşımla buluşacağım. Siz gidin!" "Sen bilirsin." dediğinde gelen asansöre bir dolu insanla beraber bindiler. Çok kalabalık olduğundan bu defa Türk damarım tutmadı. Köşede kaderime razı gelip yeniden gelecek öteki asansörü beklemeye koyuldum ki çok beklemeden ikinci asansör de katta durdu. Geri kalanımız bindiğinde köşeye çekildim ve kulaklığımın karışık olmasına aldırmadan kulağıma taktım. Sosyal medyada 'Şu kulaklığı bir ben bir de Yargı Ceylin kullanıyoruz' gibi tweetler görüyorum, hayır, yalnız değilsiniz! Bende varım. Annemin attığı sesli mesajı dinlemek için ses seviyesini ayarladığım sırada asansör durdu ve herkes birer birer inmeye başladı. O kalabalık arasında bende indim ve kısa bir an durup ses dosyasını açtım. Birkaç hışırtıdan sonra annemin sesi doldu kulaklarıma. "Geçen gün Michael seni mi aradı benim telefonumdan bebeğim? Arama kaydını silmeyi unutmuş." Aferin Michael amcacığım! Madem bir iş yapacaksın tam yapsana, neden beni annemle muhatap ediyorsun? Mikrofonun üstüne basılı tutup "Evet, yanlışlıkla aramış. Arayınca da kısaca sohbet ettik. Benim max İngilizce seviyesiyle işte!" dedim ve elimi ekrandan çektim. Telefonu kapatıp kulaklığımı çıkardığım sırada biri coşkuyla adımı seslendi. "Betül!" Başımı çevirdiğimde bekleme koltuğundan fırlayan biricik arkadaşım Funda, üstüme doğru alabildiğince hızlı koşarken kısa bir an korkup kenara çekilmek geldi içimden ama Allah'tan yaklaşınca hızını azaltıp öyle sarıldı. "Ah, çok özlemişim ama ben seni!" dediğinde tebessüm ettim ve bende ona sıkı sıkı sarıldım. "Sen mi ben mi?" dedim sitemle. "Bir gittin, gelemedin Adana'dan!" "Ay onları da özlemişim ama ne yapayım?" diyerek geri çekildi ve ellerimi tuttu. "Seni yakalayacağım diye canım çıktı! Yemek yemeye gidelim mi?" Sırıttım. "Ayıp ediyorsun!" dedim ve koluna girdim. "Sorman hata! Hadi gidelim!" "Anlatacağım bir sürü şey var." dedi hızla. "Duysan inanamazsın bak, diyorum sana!" "Yemek yerken anlatırsın." dediğimde başını salladı. "Tanerciğim nasıl?" "Arayıp Tanerciğine sor." dedim ona bakıp. "Sabah erkenden çıktım, görmedim onu." Dudaklarını büzdü. "Sana geçince görürüm o zaman onu da." Başımı iki yana salladım. Derdi ben değildim ki zaten! Geldiği gibi benden daha fazla besti olan Taner'di. Arkadaş dedik bağrımıza bastık, olana bakın! "Görürsün!" dedim sadece. Önce yemek yemem gerekiyordu. Yemek yemeden zihnim açılmayacaktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE