1.Bölüm
Selinden
Sabah kalktığımda saat 8:30'du. Bugün toplantılarım vardı. Yeni ortaklar gelecekti. Bu yüzden sıcak yatağımdan kalkıp kendimi güzel bir duş attım. Bugün rahat olmam gerekiyordu bu yüzden bordo renk kare straplez yaka uzun kollu üstümü giyindim.
Koyu gri bol paça kumaş pantolonumu da giydiğim de siyah kemeri de taktım. Bu aralar tempodan dolayı zayıflamış olmalıyım ki pantolonlarım belimden düşüyordu.
Saçlarımda ki ıslak havluyu çıkarıp saçlarımı kuruttum. Ardından da düzleştirdim. Yüzüme renk vermek için de makyaj yaptıktan sonra odamı toparladım. Çizimlerimin bulunduğu siyah büyük çantamı ve normal kol çantamı da alıp aşağıya indim. Ama daha kimse kalkmamıştı bende çok ses yapmadan evden çıktım.
Hemen evin önünde ki park ettiğim arabama ilerledim. Çizim çantamı arka koltuğa atıp sürücü koltuğuna geçip kemerimi bağladım. Ardından arabayı çalıştırıp evin bahçesinden çıktım.
Şirkete geldiğim de kapıdaki görevliye arabayı teslim edip oyalanmadan odama geçtim. çantamı ve ceketimi asarken kapı açıldı. İçeri Tülay asistanım girdi. ''Günaydın Selin hanım''
''Günaydın Tülay'' Ona gülümseyip sandalyeme oturdum. ''Hemen ben size günlük raporları vereyim. Bugün saat 11.30 'a toplantınız var. Saat 13.30'da Ahmet bey ve eşi çizimleri görmek için gelecekler ve son olarak babanızın ortaklarıyla toplantınız var.''
''Geldiler mi?''
" Şu anlık bir bilgim yok ama gelince hemen haber veririm efendim.''"
''Teşekkür ederim Tülay şimdilik bu kadar herhalde senden sadece bir tane kahve istiyorum.''
''Tamam hemen getiriyorum Selin hanım.'' Dedikten sonra Tülay odadan çıktı. Bende çantamdan telefonumu çıkartıp anneme mesaj attım.
Annem?
Anne ben şirketteyim işlerim olduğu için evden erken çıktık merak etme.
Annemde mesaj gönderdikten sonra saat 11.30 da ki toplantı için son kez çizimleri gözden geçirdim. O arda Tülay da kahvemi getirmişti. O çıkacakken arkasından gelen babam ile şaşırdım. ''Baba?''
''Günaydın kızım.''
"Erkencisin babacım. Hangi rüzgar attı seni?''
''Biliyorsun misafirlerimiz gelecekti. Hem benim de ir kaç işim vardı öyle geldim işte de sen ne yapıyorsun?''
''Toplantım var o yüzden son kez çizimlerimi kontrol ediyorum.'' Babam eline çenesine atıp kaşıdı. ''Çok uzun sürer mi?''
''Pek sanmam da bir işimiz mi var.''
"Yok sadece toplantıya geleceksin dimi?''
''Geleceğim ama benim o toplantıyla ne alakam var.''
"Bunu öğrenmen için bu toplantıya gelmem gerek kızım.''
''Baba!''
''Hadi kızım ben se-'' Derken Tülay geldi. "Selin hanım özür dilerim Ama toplantı yapacağınız Selim Beyler erken geldi efendim. Sizi toplantı odasında bekliyorlar.''
"Tamam geliyorum ben.'' Babama döndüğümde başını salladı.
''Kızım hadi toplantına geç kalma ben buralardayım zaten."
"Tamam babacım ben kaçtım.'' Yanından geçip gidecekken durup geri döndüm. Babamın yanağından öptüm. ''Şans öpücüğüm.'' Dedikten sonra toplantı odasına geçtim.
Uzun ve başarılı bir toplantının ardından odama geçmiştim. Ahmet bey ve eşi gelince de onlarla birlikte çizimlerin üstünden geçtik.
''Selin hanım gerçekten bayıldım ellerinize sağlık."
''Gerçekten bayıldım Selin hanım ellerinize sağlık çok güzel olmuş.''
"Güzel iltifatlarınız için teşekkür ederim beğenmeniz beni çok mutlu etti." Onlarla biraz daha sohbet ettikten sonra gitmişlerdi bende sabah kahvaltı yapmadığım için aşağıdaki kafelerden birine gidecektim.
"Tülay ben kahvaltı yapmak için gidiyorum bir şey olursa ararsın."
''Tamam Selin Hanım.
'' Şirketin hemen yanında ki kafeye gidip aceleyle güzel bir kahvaltı yaptım. Bir süre sonra telefonum çaldı arayan Tülay'dı. ''Efendim.''
''Selin hanım ortaklar yarım saate geleceklermiş babanız çağırdı efendim"
"Tamam geliyorum.'' Hesabı ödeyip şirkete gittim. Asansöre yürürken kapı tam kapanıyordu ki
''Kapıyı tutar mısınız!!'' diye bağırdım. Adam beni fark edince hemen kapıya kolunu koydu.
''Teşekkür ederim.''
''Rica ederim.'' deyip ellerini ceplerine koydu. Gerçekten yakışıklı biriydi. Gözlerim istemsiz üzerinde geziyordu. Boyu uzun ve dar gömleğinden kasları belli oluyordu. Hem de baya yani... Başımı ona çevirince beni süzdüğünü gördüm. Gözlerimiz birbirine değdiğinde gülümseyip önüme döndüm.
Sonra ne olduysa o an oldu asansör bir anda durdu. Benim klostrofobim vardı yani kapalı alanda kalma korkum vardı sonra ışıklarda gidince iyice korktum. Korkudan geriye doğru giderken sert bir bedene çarptım. "İyi misiniz."
"Benim klostrofobim var ben burada duramam.'' Dedikten sonra nefes alışverişlerim hızlanmıştı. ''Tamam sakin olun.'' Dedikten sonra asansörün alarm düğmesine bastım.
"Birazdan gelirler sen sakin ol tamam mı?'' Dedi bende sadece kafamı salladım. Ama ayakta duracak halim yoktu bir anda sarsıldım ve düşecek gibi oldum o sırada belime ellerini sardı ve beni tuttu.
''İsterseniz yere oturalım.'' Dedi ve beni yere oturttu. Hala elleri belimdeydi. Biraz sakinleme yardımcı olmuştu. ''Benim adım Baran'' Dedi ama tepki bile vermedim yavaş yavaş gözlerim kararıyordu bilincim yerinde değildi. Asansörün ışıkları yanmıştı. Hareket etmeye başlamıştı. Ama ben kendimi çoktan karanlığa
bıraktım.
BARANDAN
İstanbul'a gelmiştik. Uzun yolun sonunda. "Ay abi çok yoruldum ya.''
''Ne yaptınız da yoruldunuz acaba hanımefendi arabamı kullandınız. 12 saat boyunca yattın yol boyunca bir de gelmiş bana yoruldum diyor.''
"Tamam abi bir şey demedik ya ama ben acıktım bir şey yiyelim."
"Tamam hadi annemlerin yanına gidelim. İlerde ki arabanın yanında ki babamların yanına ilerledik. "Baba acıktık kahvaltı yapalım mı?"
"Yapalım oğlum sonra Mustafa amcanın yanına gideriz."
"Tamam baba'' Güzelce ailecek kahvaltı yaptıktan sonra annemle Nazı otele bırakıp Mustafa amcaların şirketine gittik. Babamı kapının önünde bırakıp.
''Baba gitsen ben arabayı park edip geleyim.''
''Tamam oğlum.'' Otoparka inip arabayı park ettim. Şirkete girdiğim de giriştekilere selam verip asansöre doğru ilerledim.
''Kapıyı tutar mısınız!!'' Diye ses gelince kapının arasına kolumu koydum.
''Teşekkür ederim." deyip yanımda durdu.
''Rica ederim.'' Dedikten sonra baştan aşağıya süzdüm güzel bir kadındı. Sonra kafasını bana çevirdi göz göze gelince gülümseyip önüne döndü. Sarı saçları ve mavi gözleri çok güzeldi bir anda asansör durdu. Ve ışıkları gitti. Bedenime bir şey çarpınca kafamı eğip baktım .
''İyi misiniz?''
''Benim klostrofobim var ben burada duramam.'' Bende hemen alarm düğmesine bastım.
"Birazdan gelirler sen sakin ol tamam mı?'' Dedim oda kafasını salladı. Ama ayakta duracak hali yoktu bir anda sarsıldı. Ve düşecek gibi oldu. Bende hemen ellerimi beline sarıp tuttum.
''İsterseniz yere oturalım.'' Dedim ve yavaşça yere oturttum hala ellerim belindeydi. ''Benim adım Baran'' Dedim ama tepki bile vermedi. Asansör hareket etti. Işıkları yandı ona kurtulduk diyecekken bir anda kucağıma bayıldı.
Kapılar açılınca karşımda babam, Mustafa amca ve çalışanlar vardı. Bende hemen onu kucağıma alıp dışarı çıkardım. "Selin kızım o iyi mi?''
''Bilmiyorum klostrofobisi varmış sonra daha fazla dayanmadı bayıldı.''
"Tamam hastaneye götürelim.'' Deyince hemen kucağıma aldım. Mustafa amcanın arabasının arka koltuğuna yatırdım. Babam ve bende benim arabama binip hastaneye gittik.
SELİNDEN
Gözlerimi açtığımda hastane odasındaydım başım çatlıyordu. Odada kimse yoktu en son neler olduğunu hatırlamaya başladığımda en son asansörde o adamla kalmıştık ismi bora mıydı yok ya barandı evet barandı sonra kendimi karanlığa bırakmıştım. Odanın kapısı açıldı gelen Elifti.
''Abla iyi misin?"
"İyiyim başım ağrıyor sadece annem ve Babam da burada mı?'' Etrafta gözlerimi dolaştırdım. "Evet buradalar babam doktorla konuşuyor annemde dışarda."
"Başka birisi var mı peki?"
"Nasıl yani?"
''Beni buraya kim getirdi Elif?''
''Bilmiyorum abla babam Selin bayıldı dedi bizde hemen geldik ama şimdiden kucakta hastaneye geldiğin için tüm manşetleri boyladın şok şok Selin kaya yakışıklı bir adamın kucağında hastaneye geldi.''
''Ya ben sana ne diyorum.''
"Of ablaya çok safsın sen."
"Şimdi nerde?''
"Kim nerde ablacım''
"Elif bak beni sinirlendirme!"
"Tamam ya seni hastaneye getirdi sonra babasıyla doktorun yanına gidip senin durumunu öğrendi babamdan müsaade isteyip gittiler." dedi.
"İyi tamam''
"Ne oldu bir üzüldün sanki"
''Ne üzüleceğim ya'' Deyip annem ve babamı bekledik. Ara sıra elif bana kaçamak bakışlar atıp gülüyordu. Babam ve annemde odaya gelince üstümü giyinip hastaneden çıktık. Hastane kapısında kameralar vardı
''Hızlı gidelim ne sorarlarsa cevap vermeyin ve arabaya binin.'' Deyince biz de hızla hastane kapısından çıktık. Kameramanlar hemen etrafımız sarıp soru sormaya başladı.
''Baran beyle ne alakanız var Selin hanım''
"Sevgili misiniz?"
"Bayıldığınız gerçek mi?'' Gibi saçma sorular vardı hiçbirini cevaplanmadan arabaya binip eve gittik.
Bölüm Sonu...