Elleri cebinde durmuş dışarıyı izliyordu Behram. Yıllardır cesaret edemediği şeye mecbur kalmıştı bugün. Tam dört senedir kaçtığı memleketine kendi isteğiyle gidiyordu. Behram Koroğlu Serwan’ın oğlu Yağız’ın sünnet düğünü için Mardin’e gidecekti. Aslında çok özlemişti memleketini. Sadece memleket değildi özlediği ama öfkesi o kadar büyüktü ki yenemiyordu öfkesini. Uğradığı haksızlık canını öyle çok yakmıştı ki her şeyi, herkesi arkasında bırakıp Hollanda’ya yerleşmişti. 4 yıl önce Sabah olmak üzereydi. Behram şirketten çıkarken bir anda karşısında gördüğü kadınla şaşırmıştı. “Hayırdır Ela?” demeye kalmadan kollarını Behram’ın boynuna dolayıp dudaklarına yapıştı bir anda. Ne olduğunu anlamaya fırsatı bile olmamıştı genç adamın. O sırada Behram’la konuşmak için şirkete giden Dilda şahit

