Çenesinden yanağına uzanan izi avucumun içine alarak yavaşça okşadım.
Adar yalvarırmış gibi, “Yapma.” dedi.
“Bunu bana yapma.”
Ruhundaki zayıflık gözle görülür düzeydeydi. Bu yüzden dışarıya adamlıklarını asıp keserken, içlerindeki bu yaralı ruhlar itaat etmeyi severdi.
Yüzümü kulağına yaklaştırarak, “Diz çök!” dedim.
Omzundan bastırdığımda dediğimi yaparak önümde diz çöktü. Kararlı halim ve otoriter duruşum, onu bazı şeyler konusunda afallatmış gibiydi.
“Benim kurallarıma göre, kuralsız oynayacağız.” dediğimde, beni anlamaya çalışıyordu.
Omzuna parmak uçlarımla dokunarak etrafında bir tur attım. Sonra da, “Seni bir dakika bekleteceğim. Sakın ayağa kalkma, cezası hoşuna gitmez.” diyerek arkamı döndüm.
Masaya geri dönüp patron koltuğunu itekledim ve ellerimi masaya yaslayarak kameralara baktım. Bu odaya girdiğim andan itibaren her şeyi silerek, bu odanın kamerasını etkisiz hale getirdim.
Adar “Ne yapıyorsun?” diyerek doğrulduğunda, bakışlarımı ona dikerek Adar’ı durdurdum.
Tek kaşım havada bir süre kalıplı bedenini süzdüm. Yakışıklıydı, bu gece 12. olmak için uygundu.
Adar’a ilerlerken masanın önünde durdum ve arkamdaki laptobun kapağını kapatıp ileriye ittirdim.
Adar kaşları çatık şekilde beni merakla izliyordu.
Parmaklarım elbisemin askısına gittiğinde, dudakları şaşkınlıkla aralandı. Önce sağ tarafı sonra ise sol tarafı indirdim. Elbise yavaşça bedenimden sıyrıldı ve ayaklarımın dibine düştü.
Adar’ın an ve an değişen bakışlarını yakalamıştım. Sertçe yutkunarak, tüm bedenimi cinsel açlığı ile süzdü. Her bir noktama baktığında, ayrı bir düş kurduğu belliydi.
Bakışları çıplak memelerimde uzun süre oyalandı. Gözlerim pantolonunda belirginleşen alana kaydığında, zaferle gülümsedim. Böyle bir adamın bu kadar çabuk etkilenmesini beklemiyordum.
Adar’ın diz çöktüğü yerin yanındaki koltuğa ilerledim. Yanından geçerken birkaç saniye tenim tenine değdi. Adar’ın bedeninde yer eden titremeyi çok rahatlıkla fark ettim.
Koltuğa oturduğumda, Adar’a çok az farkla üstten bakıyordum.
O ise yaşadıklarının gerçek mi yoksa rüya mı olduğunu kavrayamıyor gibiydi.
Orta parmaklarımı tangamın iplerine geçirip, popomu havaya kaldırıp tangayı aşağı itekledim. Sonra da bacaklarımdan çıkararak, yanımdaki üçlü koltuğa bıraktım.
“Sana hediyem olsun.”
Adar’ın bakışları önce koltuktaki tangamı, sonra bacaklarımı, sonra da yavaşça iki yana açarak önüne sunduğum vajinamı buldu.
Bakışları o kadar kararmıştı ki, sikinin keyfinden başka bir şeye odaklanamıyordu.
Parmaklarımla sertçe çenesini sıkarak, Adar’ı kendime çektim.
Bu hareketimi hiç beklemediği için şaşkındı. Gözleri büyümüştü.
“Amımı çölde susuz kalmışsın gibi yala!”
Böyle bir mekana ortaksa bu konularda zaten beceriklidir.
Avuç içleri bacaklarımı buldu. Arzuyla kararmış gözleri eşliğinde yavaşça bacaklarımı okşayarak iç bacaklarıma ulaştı.
Baş parmağı klitorisimi bulduğunda, hissettiğim kıvılcımla kısık sesle inledim.
Nazikçe zevk noktamı okşaması üzerine, bedenim gevşedi ve bunu bir süre daha yapmasına izin verdim.
Adar’ın bakışları gözlerimde, dudaklarımda, memelerimde, karnımda ve amcığımda uzun süre gezindi.
Koltuğun önüne iyice yaklaştı ve kafasını iki bacağımın arasına eğdi.
Parmaklarını klitorisimden çekince yerini dudakları aldı. Önce usulca birkaç öpücük kondurdu.
“Bu kadar acemi davranma, sahiplen minik amcığımı.”
Adar’ın bacak aramdan bana attığı şaşkın bakışlar ile yutkundum. Gözleri boynumu, köprücük kemiğimi ve memelerimi yeniden buldu.
Bakışları alev gibi yanmaya başladı. Az önce yaşadığı kararsızlıktan kurtulmuş gibiydi.
Elini belime atarak beni kendisine çekti. Parmaklarının belimdeki baskısı artarken, kafasını yüzüme yaklaştırdı.
“Seni öyle fena becereceğim ki, hayatın boyunca bu geceyi unutamayacaksın.”
Dudaklarım beklenti ile kıvrıldı. “Bunu duyduğuma sevindim..”
Yüzüne biraz daha yaklaşarak, “..Adar.” diyerek cümlemi tamamladım.
Sanki sesimden, söylediklerimden, yakınlığımızdan fazlasıyla etkileniyormuş gibi gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
Aldığı nefesten memnun olmuş olacak ki, dudakları tehlikeli bir hal aldı.
“Kokun..” gözlerini açarak en derinlerime baktı.
“..hiç değişmemiş.”
Kaşlarımı çatarak, “Daha önce tanışmış mıydık?” diye sordum.
Adar’ın yüzünden tuhaf bir ifade geçti. Şaşkınlık ile hayret arasında bir şeydi.
“Sen Hamit Dağdelen’in kızı Venüs değil misin?”
Bunu duymak ağrıma gitmişti. O adamın kızı olmak istemiyordum.
Derin bir nefes alıp “Maalesef.. öyleyim.” diye mırıldandım.
Adar konuşacağı sırada dudaklarımı dudaklarına bastırarak, ellerimi omzuna götürdüm. Oradan da tırnaklarımı ensesine batırarak şu ana odaklanmasını sağladım.
“Beni becer, sonra nutuk çekersin.” Yani beni bulursan…
İki elini de belime sararak beni kendi bedenine kaydırdı. Popom koltuğun ucuna denk gelmişti. Bacaklarımı iyice açarak arasına eğildi.
Az önceki acemi halleri artık yoktu. İşine odaklanmış bir profesyoneldi.
Klitorisimi emmeye başladığında, zaferle güçlü bir kahkaha attım. Bir elinin parmakları tenimde alelade gezinirken, diğer elinin iki parmağını amımdan içeriye soktu.
“Ihmm. Muhteşemsin, devam et!”
Vakumlayıp ağız sıvılarıyla ıslattığı klitorisimi, bu seferde diliyle yalamaya başladı.
İçimde ritimle gezinen parmakları, nefesinin sıcaklığı ve tenimdeki dokunuşlarla zevkin pençesine düşmüştüm. O kadar hızlı sulandım ki, bu adam ağzımın da suyunu akıttı.
“Ah Adar!”
Önceki yattığım 11 erkeğin adlarını bile hatırlamıyordum. Hepsiyle işimi görmüş ve basıp gitmiştim. İçimden bir ses, Adar’ın farklı olduğunu söylüyordu. Adar güçlüydü ve kondisyonu yerindeydi.
Belki bana kim olduğumu bile unutturabilirdi. Bayıltana kadar beni sikmesini istiyordum.
İçime iki parmağını daha sokunca acıyla inledim.
“Ah! Adar.. parmakların çok büyük.”
Acı.. muhteşem bir tutkuydu. Kalbimin deli gibi atmasına neden oluyordu.
Eli hızlandığında terlemeye başladığımı ve kendimden geçtiğimi fark ettim.
Kafasını iki bacağımın arasından çekerek, enseme yapıştı ve beni iki büklüm olacağım şekilde kendisine çekiştirdi.
Sonraki hamlesi ise vahşice dudaklarıma kapanmak oldu. Öyle hızlı dört parmağını içime sokuyordu ki, nefes alamayışımla birleşti ve kıpkırmızı kesildiğime emindim
İçime soktuğu parmaklarını bir anda çekerek, şişen ve kızaran klitorisime zevk sularımla ıslanmış eliyle şaplak attı.
“AHH!!” Boğuk şekilde ağzının içine attığım çığlıkla boşalmaya başladım.
Yaşadığım zevkle bedenim sarsıldı ve kasılarak oluk oluk içimdeki sıvıyı boşalttım.
Adar ise hiç durmadı. Ağzımın içine ne zaman soktuğunu bilmediğim dili, hazine keşfine çıkmış gibiydi. Beni dili ve dudaklarıyla adeta boğmaya başladı.
Tırnaklarımı omzuna geçirdiğimde, o da ağzımdan ayrılarak çenemi emerek ısırdı. Sonra dudakları boynumu buldu.
Tüm hücrelerime sahip olmak istiyormuş gibi, boynumu talan etmeye devam etti.
“Ahh!” Omzuma bıraktığı ısırık, acıyla inlememe neden oldu. Hükmeden olmam gerekiyorken, tüm inisiyatifi Adar’a bırakmıştım. Ve bundan da memnundum.
Şimdiye kadar yaşamadığım türden bir sevişmeydi.
Düşman gibiydik, ama tutkuyu da iliklerime kadar hissettiriyordu. Çok garipti, hem de haddinden fazla.
Ama bunu sevmiştim. Kalbimin hızını artırıyor ve heyecanlanmama neden oluyordu.
Bir eliyle kemerini açmaya çalıştığında, hızlıca Adar’a yardımcı olmaya başladım.
Kemeri çözdüğü gibi kenarından tutarak çekiştirdim ve pantolonundan çıkardım.
Adar bacaklarından aşağıya pantolonunu indirirken, ayağa kalkarak onu üçlü koltuğa itekledim.
Üçlü koltuğa oturduğunda, dizlerinden tutarak pantolonu çıkardım ve tekli koltuğa fırlattım.
Sonra da Adar’ın kucağına oturdum. O hiçbir şey olmamış gibi boynuma gömüldü.