Yaman, sert adımlarla odasına geçti ve kapıyı arkasından kapatarak birikmiş işlerinin başına oturdu. Efsun ise dışarıdaki masasına yerleşti. Artık her şey farklıydı; o eski çaresiz kız gitmiş, yerine intikam dolu bir hırs gelmişti. Masanın üzerindeki dosyaları büyük bir titizlikle düzenlemeye, Yaman'ın çalışma temposuna uyum sağlamaya başladı. Ancak huzuru çok sürmedi. Topuklu ayakkabıların mermerde çıkardığı o keskin ses, fırtınanın yaklaştığının habercisiydi. Melis, öfkeden kudurmuş bir halde Efsun’un masasının önünde bitti. Efsun başını kaldırmadan dosyalarla ilgilenmeye devam edince, Melis elini masanın üzerine sertçe vurdu. "Bana bak!" dedi Melis, sesi nefret doluydu. "Yaman'ın az önce yaptığı o şov seni cesaretlendirmesin. Sen kim olduğunu sanıyorsun? O davete senin gibi birini

