İki gün sonra... Bowen atların küçük göletten su içmelerini izlerken, bacaklarını öne doğru uzatarak sırtını arkasında duran ağaca yasladı. Saraydan ayrılalı iki gün olmuştu. Neredeyse... Hava kararmadan kaleye ulaşacaklarını hesap ederken, bakışları uzak bir köşede oturan iki kadına kaydı. Tanrı biliyor ya, onları sarayda bırakmak için elinden ne geliyorsa yapardı. Özellikle de Lilly'i. Yol boyunca çok şikayet etmiş, sürekli yiyecek bir şeyler istemiş, lanet çenesi bir türlü susmamıştı. Hayatında gördüğü en çirkin kadındı Lilly. Yolda önlerine haydutlar çıksa, bu kadını görünce kendilerine acırlar, hiç bir şey istemeden çekip giderlerdi. Hatta onlara Lilly'i seve seve verirdi. Nasıl bir kadın bu kadar iştahlı ve düşük çeneli olabiliyordu? Üstelik Lilly kendinin farkında bile değildi.

