"Çek ellerini üstümden." "Hanımefendi içeriden onay gelmeden giremezsiniz lütfen bekleyin." Kimden onay gelmesi gerekiyordu ki? Sorun Burcuysa ben onu halledecektim zaten. Gözümün önünde canlanan manzaralardan kendim bile korkuyordum yani o derece. Kapıyı açtığım gibi içeri girip Burcu'nun kafasını kapıya duvara vurmaya başlıyordum. Sonuçta hak etmişti. Kafamı silkeleyip kendime geldim hemen. Ay yok elimi kana bulamayacaktım. Hayalimde bile olsa onu öldürmeyecektim yani. Hala kolumu tutan adama baktım sinirle. Laftan da anlamıyordu! Hayal kurmama müsaade edin bari. "Bana bak arkadaşım içeriden onaya ihtiyacım olsa direk söylerdim değil mi elini çek yoksa çantamdaki dikiş iğnelerini vücudunun çeşitli yerlerine monte etmeye başlarım." Ne var çantamda silah olacak hali yoktu ya modacı

