Aylin, hastanenin koridorunda sessizce yürürken, içinde taşıdığı korku ve öfke yüzünden elleri titriyordu. Günlerdir süren endişe ve suçluluk, onu adeta nefessiz bırakıyordu. Civan'ın odasına yaklaştığında, içeriden kimsenin olmadığını gördü. Ailesi muhtemelen biraz dinlenmek ya da bir şeyler yemek için ayrılmıştı. Civan yalnızdı. Kapıyı yavaşça açtı ve içeri adımını attı. Civan, yatakta yorgun ama farkında bir haldeydi. Gözleri tavana sabitlenmiş, düşüncelere dalmıştı. Aylin’in içeri girdiğini fark edince, bakışlarını ona çevirdi. Ancak Aylin'in yüzündeki kederi ve kızgınlığı gördüğünde, yutkundu. Aylin, bir anda odanın kapısını kapattı ve sert adımlarla Civan’ın yanına ilerledi. Gözleri dolmuş, nefesi sıklaşmıştı. Civan’ı yüzüne düşen ışıkta daha iyi görebiliyordu; solgun ve yorgundu.

