Mirkan, yavaş adımlarla yemek odasına doğru ilerledi. Hatice Teyze’nin söyledikleri, zihninde yankılanıyordu. Bu evin yükü artık onun omuzlarındaydı, ama bu yükün altında ezilmek istemiyordu. Kapıya yaklaştığında içeriden gelen sohbet ve arada yükselen kahkahalar duyuldu. Ancak Mirkan, bu sıcak havanın kendisiyle hiçbir ilgisi olmadığını biliyordu. Derin bir nefes alarak kapıyı açtı ve içeri girdi. Masada, dedesi Halil Ağa baş köşede oturuyordu. Yanında babası Tahir Hanzade, amcası Mehmet ve amcasının karısı Serap vardı. Serap’ın yüzündeki memnuniyetsiz ifade hemen dikkatini çekti. Serap, Mirkan’ın dönüşünden rahatsız olmuştu; onun oğlu Ahrat’ın aşiretin başına geçmesi gerektiğine inanıyordu. Mirkan odaya girince, masadaki konuşmalar azaldı ve dikkatler ona çevrildi. Babası, başını kaldı

