Birkaç takırtı sesiyle yerimden sıçradım. Yattığım koltuğun karşısındaki şömine yandığı için hala çatırtılar çıkartmaya devam ederken içeriden gelmeye devam eden sesle kaşlarımı çattım. Gözlerimi sertçe ovuşturup ayakları sarkıttım ve yavaş adımlarla sesin geldiği yere doğru yürüdüm. "Alp?" diye seslendim onun olabileceğini düşünerek. Benim seslenmemle beraber ortam bir anda ölüm sessizliğine kavuşunca "Alp?" diye sordum yeniden. "Sen misin?" diyerek gözlerimi kıstım karanlığa doğru. Ellerimi duvarda gezdirerek ışığı bulmaya çalışırken derin ve genizden gelen bir nefes sesiyle duraksadım. "Sen kimsin?" diye sordum korkuyla. Alp olmadığı kesindi. "Kimsin?" diye sesimi yükselttim ve elimin altına ilk gelen şeyi avcumun içine aldım. Odanın içini nefes sesleri doldururken kuruyan dudaklarımı

