"Nasıl öpeceğim seni?" dediğinde yanağıma oturan utançla sessiz kaldım. "Geliyorum." dedim kısık sesimle. Alp, karşı taraftan kıkırdayarak "Gel." deyince hemen kapattım. İki dakikada ateşimi başıma çıkarmıştı. Alnımı sertçe ovuşturarak Soner'i es geçerek arka kapıya yürüdüm. "Nazlı!" Soner, arkamdan bağırdı. Durdum ama dönmedim. "Sana dediğimi unutma, onu sevmek senin sonun olur." kapıyı açtım ve ona bakmadan kapattım. Sırtımı yaslayarak derin bir soluk aldım. Neden böyle konuşmuştu bilmiyordum, bir bilmeceyi çözmemde yardımcı olmuştu belki ama yeni bir bilmeceyi kafama sokmuştu. Tekrardan tuvalete girerek elimi yüzümü yıkadım ve aynada kendime gülücük kondurdum. Kendimi belli etmemeliydim. İçeriye girdim. Eylül ve Barış'ta yeni oturuyordu. "Bir bira alabilir miyim?" diye sordum barist

