Elif Yılmaz Sabah gözümü açtığımda ilk hissettiğim şey... huzurdu. Alışık olmadığım bir duygu ama hoşuma gidiyor. Kalbimin içinde çiçekler açıyor sanki. Göz kapaklarım hala ağırdı ama gülümsememi bastıramıyordum. Telefonuma uzanıp ekranı açar açmaz, önce Savaş’la olan mesajlaşmalarımıza göz attım. Sonra birden içim kıpır kıpır oldu. Dayanamadım. O iki deliyle konuşmam lazımdı. Merve ve Ceren. Hemen görüntülü aramayı başlattım. Birkaç saniye sonra ikisinin de uykulu suratları ekranda belirdi. “Ne var Elif ya sabah sabah?!” dedi Merve, gözlerini ovuştururken. Ceren esnedi. “Saat kaç biliyor musun?” Sırıttım, sanki içimde patlamaya hazır bir havai fişek taşıyordum. “Hazır mısınız bomba bir haber vereceğim!” Merve’nin gözleri bir anda büyüdü. “Hamile falan değilsin, değil mi?!” “YA Bİ

