10.BÖLÜM

1733 Kelimeler
10.BÖLÜM Çalışma masasından gözlerini ayırdı. Bugün saatlerce çalışmaktan boynu ağrıyordu. Tavandaki yıldızlara göz gezdirirken içinden tüm konuları tekrar etti. Yeşil göz hareleri tavamdaki yıldızlarda dolanırken zihni tamamen ders konularına ve tekrarlarına adapteydi. Sesli olarak mırıldandığında, elleri gelişi güzel hareket ediyordu. Melis’te geçen konuşmadan sonra çalışma saatlerini Ege’nin kendisine önerdiği gibi arttırmıştı. Bir haftadır zor uyum sağlasa da, iki gündür daha az sıkılıyordu. Kendine bazı zaman dilimlerinde aralıklar koymuştu. Hedeflerine ulaşmak için acılı yollardan geçecekti. Dikenli yollardan geçerek güzel güneşli havalara varacaktı. Kendini böyle teselli ediyordu, hatta yatağının duvarına bir fotoğraf çıktısı almıştı. Sisli yolun sonunda güneş görünüyordu. Melis kadar hırslı olamazdı. Çünkü onlardaki imkan darlığı onları daha da çalışmaya itiyordu. Kendileri ise çok aksiydi. Hiçbir başarıya ulaşmak için çok büyük hedefleri yoktu. Genellikle kolay elde ediyorlardı. Kazanamazsa bile üniversite masraflarını karşılayacak kadar serveti vardı. Sadece Alp herkes gibi bir normal hayat geçirmesini istediği için ona destek oluyordu. Alisa’nın işi de yeri de hazırdı. İktisat yada İşletme seçmesi Alp’in işine bile gelebilirdi fakat o farklı şeyler denemek istiyordu. Küçüklüğünden beri hukuka karşı bir ilgisi vardı. Çok açığı olduğunu ve eksiklerini kapatması gerektiğini biliyordu ve yapacaktı. İki gün önce Fulya ve Ceren’le görüşmüştü. Onlarda yıl sonu sınavına harıl harıl çalışıyorlardı. Seslerinin neden çıkmadığını anlamıştı. Haftada bir onlarla da çalışma programı oturtmayı düşünmüşlerdi. Birkaç gün sonra onlarla buluşacaktı. Onların bilgileri ve bakış açıları kendisine farklı bir yön kazandıracağını düşünüyordu. Senelerce görünmez bir hayaletten kaçmak, kaçırılmak gibi mevzulardan ötürü öylesine açığı vardı ki… Sanki Lise’yi tekrardan okuyor gibi hissediyordu. Bilgi seviyesi çok düşüktü. Ege’nin de dediği çok sıkı çalışmalıydı. Çalışırsa başarabileceğini biliyordu. Tıpkı dövüş derslerinde azmederek başardığı gibi… Yeşil göz harelerini tavandan çevirmesine kapının açılma sesi sebep olmuştu. Alp içeri kafasını uzattığında, gelmesi için el işareti yaptı ve masanın üzerindeki defteri uzatarak onu dinlemesini istemişti. Alp sırıtarak defteri aldı ve yatağının üzerine oturduğunda, dikkatini toplayarak iki sayfalık tekrarını ona verdi. On dakika içerisinde Alp defteri yatağa bırakarak, dudaklarını birbirine bastırdı ve hayranlıkla birkaç kere alkışladı. “Dehşet çalışıyorsun Alisa.” Dediğinde tebessüm ederek kardeşine baktı. “Gerçekten öyle.” Dedi hafifçe kaşlarını havaya kaldırırken. “Bu mahallenin sana bu kadar iyi gelebileceğini hiç tahmin edemezdim.” “Bende, abi. Kendimi on sekiz yaşında gibi hissediyorum.” “Çünkü sen on sekiz yaşındasın fıstık.” Dediğinde Alp gülümsemişti. “Hiçbir zaman sıkıntılarım yaşımla eş değer olmadı. Yaşımda yaşamam gereken sıkıntıları yaşadığım ve derslerin arasında boğuştuğum için mutluyum. Hatta bu durumda sıkılmaktan bile mutluyum.” “Senin mutlu olduğunu görmek bana yetiyor Alisa.” Dediğinde Alp yerinden kalkarak kardeşinin yanına gitti ve önüne çömelerek avuçlarının içine öpücük bıraktı. Kardeşinin yanağını okşayarak ayağa kalktığında, alnına da öpücük kondurdu. “İyi geceler, ben yatıyorum.” Dedi Alp. “Bende yatacağım.” Dedi Alisa yeşil gözlerini abisine çevirerek. Masasına dönerek defterlerini topladığında, Alp odasından çıkarak kapısını kapatmıştı. Beyaz oda lambasını söndürerek, baş ucundaki kısık gece lambasını yakmıştı. Odanın içi olabildiğince loştu. Derin bir nefes aldı ve ayağa kalkarak kollarını esnetti. Boynunu ileri geri ve sağa sola esneterek rahatlama hareketleri yaptığında kendini daha iyi hissetmişti. Adımlarını beyaz dolabının yanına taşıdı ve pijamalarını dolaptan çıkartarak üzerindeki kıyafetleri değiştirdi. Camın yanına giderek hafifçe araladığında, arkasını döndü. Odanın içerisi oldukça havasızdı. İçeriyi havalandırmadan uyuyamazdı. Üzerindeki kıyafetleri eline aldı ve ardından götürerek kirli sepetine attığında yüzünü yıkayarak dişlerini fırçaladı. Adımlarını yavaşça odasına taşırken kapısını kapattığında, arkasına dönmesiyle birlikte çığlık atmamak için kendisini zor tuttu. Bir el ağzını kapatmıştı. Yüzünde maske olan adam gözlerini kendisine dikmişti, yavaşça elini kaldırarak susması için işaret yaptığında; elini sertçe savurarak bedenine tekme atmasıyla odasındaki masaya kadar tökezlemişti. “Git buradan.” Dediğinde dışarıdan gelen sesler dikkatini çekti. Hızla yanından geçerek pencerenin camını açtı ve dışarı baktı. Beş tane adam sokağın ortasında koşup duruyorlardı. “Nereye gitti?” dedi kilolu adam. “Şu taraftan gitmişti.” Dedi zayıf olan çocuk. Üçüncü kişi evin aksi istikametinden çıkmıştı. “Uçmadı ya, hiçbir yerde yok.” Dediğinde üçünün bakışları Alisa’ ya çevrildi. “Hey sen, pencereni kapat. Hırsız var.” Dediğinde Alisa duraksayarak sadece onlara baktı. Ardından gözleri odasına çevrildiğinde, maskelinin yere oturarak nefes nefese olduğunu fark etti. Telefonuna mesaj sesi geldiğinde, hızlıca penceresini kapattı. Perdesini kapatarak telefonuna yöneldiğinde, mesajın ondan geldiğine adım gibi emindi. Telefonu eline alarak Direkt Mesaj kısmına girdi. Maskeli: “Beni ele verme.” Yeşil gözlerini öfkeyle ona çevirdiğinde, bacağından yaralı olduğunu fark etti. Alisa hafif sesle mırıldandı. “Seni ele vermemem için bana tek bir neden söyle.” Dedi kaşlarını çatarak. Maskeli telefona dönerek mesaj yazdığında, Alisa sadece onun yüzüne bakmıştı. Oldukça yorgun ve nefes nefese görünüyordu. Telefonuna tekrar bildirim sesi geldiğinde yeşil gözleri ekrana dikkat kesildi. Maskeli: “Gerçekten paraya ihtiyacım var.” Alisa telefonu kenara bırakarak sıkıntılı biçimde nefesini verdi ve yavaşça adımlarını kapıya taşıyarak kilitlediğinde; camın yanına giderek perdeyi düzeltmişti. Odanın içinde gezinerek ayakta dikildiğinde, maskeliye dönerek mırıldandı. “Sırf patenle kayarken bana yardım ettiğin için sana yardım ediyorum. Borç kalmasın.” Dediğinde, sustu ve ekledi. “Bana kim olduğunu söyleyeceksin. Bu mahalleden olduğunu biliyorum.” Dediğinde, Maskeli cüsse gözlerini yere devirerek ellerini başına götürmüştü. Acı çekiyor gibi görünüyordu. Sokaktaki adamın birinin elinde kocaman bir sopa vardı. Ona vurmuş olmalılardı. Yeşil gözlerini ondan çevirerek yatağının üzerine oturduğunda, kapı kulpunun zorlanma sesiyle olduğu yerden sıçradı. “Alisa.” Dedi Alp kapıyı tıklatarak. “Üstümü giyiniyorum.” Dedi gözlerini maskelinin üzerinden ayırmazken. “Hırsız mahallede geziniyormuş, camını açık bırakma.” “Değil abi.” “Nasıl değil? Koridor bile buz gibi olmuş.” “Kapalı abi, üzerimi değiştirip yatıyorum.” Dediğinde Alisa. Oturduğu yerden kalkarak Maskeliyi kolundan tuttuğu gibi yatağın altına girmesini sağladı. Ardından kapıyı açarak abisine baktığında, Alp kaşlarını çattı. “Suratın kireç gibi olmuş.” “Soğuk su çarptım yüzüme, ondandır.” Demesiyle Alp Alisa’nın camının yanına giderek kontrol etti. “Buraya demir parmaklık yaptıralım.” Dedi ve ekledi. “Gerçi senin ihtiyacın yok, hırsızı iki seksen yere serersin. Rekorun on adam.” Dediğinde Alisa öksürdü. “Çok uykum geldi abi, iznini istesem.” “Tamam fıstık.” Dedi Alp alnına öpücük kondurarak. Adımlarını dışarı taşıyarak kapıyı kapattığında, Alisa derin bir nefes aldı. Yatağının üzerine oturduğunda, maskelinin yatağın altından çıkmaya çalıştığını fark etmesiyle ayağıyla ona tepik attı. “Şimdi değil.” Diye mırıldandı. “Orada kal. Abim su içecek daha, sonra lavaboya girecek. Odasına girene kadar buraya uğrayabilir. Bana kim olduğunu da söyleyeceksin. Yoksa buradan çıkışın olmaz. Seni abime teslim ederim.” Telefonuna mesaj sesi gelmesiyle, bakışlarını çevirdi. Maskeli: “Abinin anlattığına göre sen halledebilirmişsin.” Bayan Limonata: “Abartıyor.” Yazmıştı. Tekrar bildirim sesi gelmesiyle ekrandan gözünü ayırmadı. Maskeli: “Kim olduğumu bilmemen, senin için daha iyi olur ufaklık.” Bayan Limonata: “Kim olduğunu söylemezsen, çıkamazsın.” Aradan on dakika kadar geçtiğinde, tekrar mesaj sesi gelmişti. Maskeli: “Abin damacana içiyor herhalde.” Kapı sesinin gelmesiyle birlikte, maskeli hızla yatağın altından çıkarak doğruldu. Telefonunu cebine koyduğunda, çevik adımlarını pencerenin önüne taşıdı. Dışarı göz gezdirdiğinde, adamların hala sokakta olduğunu görmesiyle hızlıca geri çekildi ve duvara yaslanarak yere çömeldi. Burada kapana kısılmıştı. Bu ufaklığa güvenemezdi. Kendisini yarı yolda bırakabilirdi, fakat ona güvenmekten başka çaresi yoktu. Dizlerini havaya dikerek, kollarını koydu ve elindeki eldivenleri çıkarttığında, Alisa’nın ellerini dikkatle incelediğini fark etti. Hızlıca ellerini birbirine bağlayarak görmesini engellediğinde, Alisa mırıldanmıştı. “Gençsin.” Sıkıntı içinde soluklandı. Kendisini bu kıza fazlasıyla açık etmişti. Hızlıca eldivenleri geri giydiğinde, Alisa’nın analizlerinin ne kadar güçlü olduğunu ve dikkatli davrandığını fark etti. Bu kızda emin olamadığı farklı bir şeyler vardı. Abisinin kendisine dediğini hatırladığında telefonu eline alarak mesaj çekti. Maskeli: “Sen kimsin?” “Bahar.” Dedi Alisa düz bir ifadeyle. Maskeli: “Gerçekte kimsin?” Alisa gözlerini kaçırarak etrafa baktığında, sorusunu geçiştirmişti. “Sıradan birisi işte.” Deyiverdi. Ne kadarda sıradan birisi olmak isterdi. Yaşıtları gibi… Ama olamıyordu, bela bu kez de onu burada bulmuştu. Odasında bir hırsızı saklayacak kadar aptaldı. Maskelinin yanına yaklaşarak maskesini açmak için elini uzattığında, elini tutarak önlemişti. “Kimsin sen?” dedi Alisa fısıldayarak. Yeşil gözleri kendisine bakan kahverengi gözlere uzun süre baktığında, adam onu geriye doğru savurmuştu. Telefonuna dönerek mesaj çekmişti. Maskeli: “Sakın bir daha cüret etme.” Yeşil gözlerini telefondan çevirerek, kapıya doğru yöneldi ve bağırdı. “Abi!” dediğinde maskeli hızlıca yatağın altına girerek saklanmıştı. Alp odasından çıkarak Alisa’nın odasına geldiğinde, uykulu görünüyordu. “Ne oldu fıstık?” dediğinde zorla ayakta duruyordu. Telefonuna mesaj sesi geldiğinde, gözlerini telefona devirdi. Maskeli: “Tamam Allah’ın cezası. Çeneni kapalı tut.” “Kusura bakma yattığını bilmiyordum. Annemler seni aradılar bugün diyecektim.” “Konuşurum yarın.” Dedi ve uykulu biçimde Alisa’nın kapısını kapatarak ayrıldığında, Alp’in odasına kadar gitmesini bekledi. “Kim olduğunu söyle. Yoksa buradan çıkışın hastaneye olur.” Dediğinde maskeli hızla yatağın altından çıkarak pencereye yöneldiğinde camı açtı. Tam balkona atlayacağı sırada, Alisa sertçe sırtından tuttu ve kendisini duvara yapıştırmıştı. Boynundan tuttuğunda, Maskeli Alisa’yı sertçe savurdu ve boşluktan yararlanarak cama tekrar yaklaştığında, Alisa kolundan tutarak sertçe kendisine çekti. Eliyle maskesini yakaladığında boğuşuyorlardı. Maskeli adam ellerini yakalayarak maskesini çıkartmasını son anda önlemişti. Ters bir etki yaparak onu kendisine doğru çektiğinde, Alisa’nın dudaklarına yapıştı. Alisa şaşkınlık içinde debelenmeyi bıraktığında, boşluğundan faydalanarak camdan dışarı balkona atlayacağı sırada bacağında duran bıçağı eline sertçe fırlatmıştı. Acılar içinde inlemesiyle tökezleyerek balkona düştü ve zorlukla kalktı. Ardından bahçeye atlayarak uzaklaştığında, Alisa olduğu yerde kala kalmıştı. İnanamıyordu. Resmen bilmediği bir adam onu dudaklarından öpmüştü. Titreyen elini pencereye götürerek sertçe kapattı. Onu elinden yaralamıştı. Artık bulması daha kolay olacaktı. Nasılsa mahalleden birisiydi. Bunu biliyordu. Alisa Derin’den kaçmak bu kadar kolay değildi. Hele de onu öperek faydalanıp kaçmak… Öfkeden deliye döndü. Bunu ona ödetecekti. Hesabını kendi elleriyle kesecekti. Yatağına dönerek hırla yattığında telefonu eline aldı ve mesaj çekti. Bayan Limonata: “Bunu sana ödeteceğim. Pişman olacaksın.” Aradan yarım saat geçti. Uyuyamıyordu gözleri tavana dikilmişti. Sinirle parmaklarına götürerek sertçe sildi. Nasıl olurda onu öperdi? Ne bekliyordu? Hırsızın birisiydi. Elinden kurtulmak için her türlü dolabı çevirirdi. Mesaj sesi geldiğinde öfkeyle ekrana baktı. Maskeli: “Gerçekten kimsen sen ufaklık?” Yazısını okuduğunda, sinirle telefona basarak yazmıştı. Bayan Limonata: “Kim olduğunu sana göstereceğim. Senin işin bitti. Seni bulup teslim edeceğim. Andım olsun ki, beni öptüğüne seni pişman edeceğim. Göreceksin kim olduğumu…” yazarak attığında. Hızla kendisine cevap atmıştı. Maskeli: “Seni öpmek istemezdim. Bana başka çare bırakmadın. Durumları çok zorladın.” Bayan Limonata: “Seni bulacağım. Tüm mahallenin peşinde olmasından korkma, ama benden kork.” Yazdığında telefonunu komedinin üzerine koyarak sol tarafına döndü ve bakışlarını duvara dikmişti. Uzun süre derin nefes alıp vererek gözlerini kapattı ve kendisini uykunun okşayıcı kollarına bıraktı. Yemin etmişti, onu bulacaktı. Kim olduğu umurunda bile değildi. Ama artık kendi ayağına sıkmıştı. Bir hafta içinde mahalleyi tek tek dolaşacak ve elindeki yara izinden onu bulacaktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE