Sonunda şu deli oğlanın koynuna helal bir kız bulduk. Hoş, bana kalsa kapıdan geçirmezdim ama kız işini biliyor. Deli divane etmiş koskoca ağayı. Boran’ımın bakışlarını görmeseydim oracıkta yok ederdim kızı. Ama benim oğlanda iş yok. O kadar ağa kızının içinde gitmiş bulmuş bunu. Allah var iyi saf bir kıza benziyor.
“Semra, sesleri geliyor mu? Napıyorlar?”
“Aman hanımım, dinlemedim. Ne haddime?”
“Boran senin kucağına doğdu Semra Hanım, analık ettin ona. Ne demek ne haddine.”
“Hanımım saat geç oldu, çarşafı aldık gerisi Boran ağama kalsın. Yatın uyuyun saat geçtir.”
“Haklısın Semra, gidip yatayım ben.”
Merdivenleri usul usul çıkarken bir patırtı geldi yukardan. O kat Boran a tahsis edildi, yine de çıkıp bir bakayım nedir ne değildir. Tam merdivenden çıktım ki odalarından kahkaha seslerini duydum. Boran bu kızla ne kadar mutlu. İyi iyi, ayıptır gideyim. Böyle kırıp döktüklerine göre yakında torunum kucağımda olacak inşallah.
Kızda güzel maşallah. Yeşil gözleri inşallah torunlarıma da geçer ama huyu suyu oğlum olsun.
Odama çıktığımda Ökkeş ağa beni bekliyordu. Yatağın ucuna oturmuş “nerede kaldın hanım?”
“anca toparlndı ortalık, sen niye uyumadın?”
“Seni bekledim konuşmak için hatun.”
“Hiç başlama gece gece. İyi oldu o şapşal oğlana. Yıllardır o olmaz bu olmaz diyor nice ağa kızlarını yok saydı. Hazır sevdiğim var deyince biran düşündüm; bu kızı ortadan kaldırsam oğlum daha da kimseyle evlenmezdi.”
“O ne demek hanım, gönderirdin giderdi. Ortadan kaldırmak nedir?”
“Sen daha uyu Ökkeş ağa. Bugün oğlanı Midyat’taki evde bastım. Gece gelmeyince Alaz’a sordum. İlk başta eveleyip geveledi ama biraz üzerine gidince Boran ağa Midyat’taki evde, yanında bir kızla sabahı bulacak dedi. Sabah aradım telefonu suratıma kapattı. Bende oraya gittim, başta eve almadı beni. Zorla içeri girdiğimde Zümrüt yatak odasının köşesinde tir tir titriyor bir yandan da ağlıyordu. Korkmuş kızcağız belli. Sonra yatağa gözüm takıldı. Çarşafı görünce kan beynime sıçradı okkalı bir tokat geçirdim suratına. Sonra seviyorum falan dedi bende hazırlığını yap dedim ve evden çıktım. Anlayacağın Ökkeş ağa senin oğlan durdu durdu turnayı gözünden vurdu. Nikahtan önce oğlumun yatağına girmiş suçlu ama benim oğlanda az değil. Kim bilir nasıl girdi kızın kanına da yatağına aldı. Kız edepli, saygılı birine benziyor. Bugün onun notunu nikaha hazırlanırken verdim ben. Bu kız Boran ağaya iyi bir kadın olacak. Hem güzel hem edepli. Gevşek bir tip değil. Daha ne olsun.”
“Boran ağaya bak hele. Evlenmem diye diretirken ne işler karıştırmış.”
“Hadi yat uyu Ökkeş ağa, yarın uzun olacak. Kızın anası babası gelecek.”
Sabah olduğunda erkenden kalkıp, büyük bir kahvaltı sofrası hazırlattım. Bizim burada adettir. Düğün sabahı iki aile toplanır, nikahta takılan takılar sayılır, geline ve damada teslim edilir.
Daha resmi nikah işlerini halledecekler. Gün uzun Zarafet Hanım. Konağın kapısı açıldığında dünürlerimiz içeri arabayla girdiler. Neyse ki öyle edepsiz tipler değildi. Babası mülayim anasıda ağır başlı bir kadındı. Kız kardeşi de vardı ama ona hiç dikkat etmedim. Eminim oda güzeldir. Hazır gelmişken onu da Alaz ağaya mı istesek acaba? Diye kendi kendime güldüm.
Selamlaşma faslı bittikten sonra. Masaya geçtik. Boran ve zümrüt daha masaya gelmemişti. Adettir, onlar odayı açana kadar rahatsız edilmez.