***
“Abla, sence ne konuşuyorlar?” diye sordu Rojin.
“Bilmiyorum ama umarım iyi şeylerdir,” dedim.
“Belki işlerle ilgili bir şeydir,” dedim. “Babam genelde önemli konuları onlarla konuş konuşur."
Bir süre sonra babam ve abilerim odadan çıktılar Hasan'ın yüzünde bir memnuniyetsizlik vardı.
" Babam Ruken bana bir kahve yap:Tamam baba hemen abi sizide yapım mi ?olur güzelim "dedi .Bawer abim mutfağa doğru yol aldım.
Mutfağa girdiğimde annem mutfaktaydi .
"Anneme döndüm anne babangil kahve istiyor sana da yapım mi?"
Olur kızım tamam anne hemen yapıp getiriyorum mutfak dolabından kahve makinesini çıkardım.
Annemle babam şekersiz içiyorlardı iki tane şekersiz yaptıktan sonra abilerime de şekerli yaptıktan sonra tezgahın üstünde tepsiyi alıp kahveleri içine koyup salona doğru yol aldım.
Kahvelerini servis edip, oturdum,babama dün ki misafirler hakkında merak ettiklerimi sormak istedim.Ama yapamadım, terslerse diye.
"Hasan abime bir telefon geldi konuşurken yüzü gülüyordu."
Abim yine bir işler karistiriyordu kesin dün misafirlerin yanındaki sakinliği beni korkutmamis değildi.
Ne yapacağı belli olmazdı.Hic guvenmiyordum Hasan abime ama Bawer abim öyle değildi kendi halinde kimseyi kırmak istemeyen bir yapıya sahipti.
Belki de o yüzden Bawer abimi daha çok kendime yakin buluyordum.
Saat 13.00 olmak üzereydi hemen odama gidip kahverengi tonlarında bir elbise giydim. Saçımı yukardan toplayıp küçük bir topuz yaptım okula geç kalacaktım.
Hafif bir makyaj yapıp çıkiyorum diye evdekilere haber verdim .
"Annem dikkat kızım kendine yolda Allah a emanet ol dedi."
Tm deyip hızlıca çıktım sokakta hızlı hızlı giderken bir yandan çantamda telefonumu arıyordum.Bir anda sert bir şeye çarptığımı anladım.
Uzun boylu iri yapılı kapkara gözlerle bakan yakışıklı bir adamdı.Boyu o kadar uzundu ki göğsüne anca geliyordum.
Onun yanında bedenim mini minnacık kalmıştı.Tepeden bana bakıyordu yüzünde bir tebessümle kahretsin
"Çok yakışıklıydı ve ilk defa böyle olmuştum"
İcimden ne yapıyorsun kendine gel deyip konuşmaya başladım.
"Özür dilerim okula geç kaldım ondan görmedim sizi özür dilemene gerek yok bende de suç var önüme bakmadan yürüyordum.
Benim gitmem gerek geç kaldım deyip yanından ayrıldım.Ama çarpılmış gibi bir halim vardı normal de böyle şeyler benlik değildi.Tam Rojin'likti .Ama neden böyle oldum bilmiyordum.
Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu daha önce hiç görmediğim adını bile bilmediğim bir adam için vücudumun bu halleri normal gelmiyordu.
Rojin’e anlatsam kesin inanmazdı. Anlatmayacaktım zaten, yoksa uzun bir süre dilinden kurtulamazdım.
“Sen ve böyle şeyler? Hadi canım!” derdi
kesinlikle. Ama içimdeki bu karmaşayı ona anlatmak istiyordum, belki de beni anlayabilirdi.
Yabancıydı, buralara giyiminden belliydi. Yürüdükten bir süre sonra, onu tekrar gördüm. Bu sefer daha yakındı ve yüzündeki ifadeyi daha net görebiliyordum.
Meraklı ve biraz da şaşkın görünüyordu. Sanki o da beni fark etmişti. Kalbim daha da hızlı atmaya başladı.
Ne yapacağımı bilemez haldeydim. Ona yaklaşmalı mıydım, yoksa uzaklaşmalı mıydım?
Okula gittim. Üniversitenin son sınıfındaydım ve mimarlık bölümünü kazanmıştım. Derslerim yoğun ve zorluydu ama bu beni motive ediyordu.
Her gün yeni bir şeyler öğrenmek, projeler üzerinde çalışmak beni heyecanlandırıyordu. Ancak o gün, aklım sürekli o yabancı adamdaydı. Onu tekrar görme ihtimali bile beni heyecanlandırıyordu.
Derslerimden birine girerken, koridorda onu tekrar gördüm. Bu sefer daha yakındı ve göz göze geldik. Kalbim hızla çarpmaya başladı.
O an, onun da beni fark ettiğini anladım. Gözlerinde bir sıcaklık vardı, sanki beni tanıyormuş gibi. Bu durum beni daha da heyecanlandırdı.
Ders boyunca aklım hep ondaydı. Profesörün anlattıklarını dinlemekte zorlanıyordum. Dersten sonra, onu tekrar görmek umuduyla kampüste dolaşmaya başladım.
Birkaç saat sonra, kütüphanenin önünde onu tekrar gördüm. Bu sefer cesaretimi topladım ve yanına gittim.
“Merhaba,” dedim, sesim titreyerek. “Sizi daha önce de görmüştüm. Burada yeni misiniz?”
Adam gülümsedi. “Evet, buraya yeni geldim. Adım Rüzgar. Senin adın ne?”
“Benim adım da Ruken,” dedim, kalbim hala hızla çarparken. “Burada mimarlık okuyorum. Siz ne yapıyorsunuz?”
Rüzgar, “Ben de burada bir araştırma projesi için bulunuyorum. Mimarlıkla ilgili bazı çalışmalar yapıyorum,” dedi.
Bu beni daha da heyecanlandırdı. Ortak bir noktamız vardı ve bu, onunla daha fazla konuşmak için bir fırsattı.
“Ne tür projeler üzerinde çalışıyorsunuz?” diye sordum, merakla.
Rüzgar, “Şu anda sürdürülebilir mimari üzerine bir proje yürütüyorum.
Doğal kaynakları daha verimli kullanarak çevre dostu yapılar tasarlamayı hedefliyoruz,” dedi. Bu konu benim de ilgimi çekiyordu ve konuşmamız derinleşti.
Saatlerce konuştuk, projelerden, hayallerimizden ve gelecek planlarımızdan bahsettik. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım bile.
Rüzgar’la konuşmak, sanki yıllardır tanıdığım biriyle sohbet ediyormuşum gibi rahattı.
O günden sonra, Rüzgar’la sık sık görüşmeye başladık. Birlikte çalışmak, projeler üzerinde fikir alışverişinde bulunmak ve kampüste dolaşmak günlük rutinimiz haline geldi.
Onunla geçirdiğim her an, hayatıma yeni bir heyecan katıyordu.
İlk defa böyle mutluydum. Rüzgar bana iyi gelmişti; kendimi çok yakından görüyordum. Onunla birlikte çalışmak ve vakit geçirmek, hayatımda yeni bir sayfa açmıştı. Rüzgar’la geçirdiğim her an, bana kendimi daha iyi ve daha güçlü hissettiriyordu.
Telefonum çaliyordu açtığımda...
Ne oldu Rojin? Neden ağlıyorsun?” dedim. “Abla, çok kötü şeyler oldu. Çabuk eve gel!” Rojin’in sesi kötüydü, korkmuştum. İnşallah ne olmuş olabilirdi? Aceleyle bir taksiye binip konağa doğru yol aldım. Yolda ne kadar düşünsem de ne olduğunu bilemiyordum. İçeri girdiğimde meclis büyükleri bizim evdeydi. Neden toplanmışlardı? Sabah çıkarken her şey normaldi. Şu an ne oluyor burada? Rojin’le annem ağlıyordu, babam kötüydü. Bawer abim de endişeliydi. Hasan abim yoktu, yine kesin bir şey yapmıştı.