bc

Leila

book_age18+
56
TAKİP ET
1K
OKU
revenge
dark
one-night stand
escape while being pregnant
age gap
forced
opposites attract
second chance
friends to lovers
heir/heiress
sweet
mythology
magical world
another world
lies
secrets
superpower
love at the first sight
friends with benefits
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

‘’Bana ne istediğini söyle.’’ deyip, bacağımdaki elini güçlü bir şekilde sıktı.

Aklımı kaybedecektim!

Soluk soluğa ‘’Seni.’’ dedim.

‘’Bu yeterince açıklayıcı değil…’’ diye kulağıma fısıldadıktan sonra bacağımdaki elini karnımın üstünde gezdirmeye başladı. ‘’Benim neyimi istiyorsun? Yalnızca ellerimi mi?’’ Karnımdaki eli göğsüme geldiğinde memelerimden birini parmaklarının arasına alıp sıktı.

Bacaklarımın arasındaki ıslaklık şiddetini artırırken çaresizce inledim. Konuşmaya devam etti. ‘’Yoksa dudaklarımı mı?’’ Boynuma ıslak bir öpücük kondurdu. ‘’Yoksa dilimi mi?’’ Öptüğü yeri yaladı.

Bedenim bana vereceği zevki çok iyi biliyordu ve artık kucağında benim kontrolüm dışında kıvranmaya başlamıştı.

‘’Bunları istiyor musun?’’ Kulağıma değen nefesiyle alev almaya yalnızca birkaç adım uzaktaydım.

Kafamı sallamaya çalıştım. ‘’İstiyorum.’’

‘’Başka? Bana başka ne istediğini söyle.’’

Saçlarımdaki parmaklarını gevşetip boynumu serbest bıraktı. Eli yavaşça sırtıma inerken omurgamın titremesine engel olamadım. Tanrım! Bana böyle hissettirirken, onun her yerini istemekten başka çarem var mıydı?

‘’Hepsini…’’ Bu, onun istediği kadar açık değildi. Çenemi öne kaldırıp onunla yüz yüze geldim. Düzensiz nefeslerim onunkiyle birleşirken, beni mahveden gözlerinde sonsuz bir karanlık gördüm. Adeta beni kendi cehennemine davet ediyordu.

‘’Yalnızca ellerimi, dudaklarımı ve dilimi…’’ Sesi ikinci bir şansa yer bırakmayacak kadar sabırsızdı. Tek kaşını sorar gibi havaya kaldırdı. Bunlardan daha fazlasını istediğimi biliyordu…

Nefeslerimi düzenlemeye çalışarak ‘’Penisini de…’’ dedim.

Gülümsemesi son derece tehlike vadediyordu. Hem de kelimenin tam anlamıyla…

Sırtımda duran parmakları elbisemin fermuarını bulup yavaşça aşağı kaydırdı. Sıkışan göğüs kafesime tam da ihtiyacım olan özgürlüğü sağladı. Bunu biraz daha yapmasaydı şuracıkta düşüp bayılacaktım.

Elbisem belimden aşağı kaydığında, yakıcı bakışları da elbisemle birlikte aşağı kaydı. Parmaklarıyla çıplak karnımın üzerine daireler çizerken aç gözleri de memelerimle kendine ziyafet çekiyordu.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Elmalı Turta
Öğrenci işlerine girdiğimde odanın boş olması beni hem şaşırttı hem de çok sevindirdi. İşlerimi hızlıca halledip Natalie’nin yanına gitmek için sabırsızlanıyordum. Bilgisayara hipnoz olmuşçasına bakan memurun yanına heyecanla gittim. ‘’Merhaba, mezuniyetim için gerekli belgeleri imzalamaya geldim.’’ Kadın önündeki bilgisayardan gözlerini ayırmadan otomatik bir cevap verdi. ‘’Hoşgeldiniz, isminiz ve bölümünüz nedir?’’ ‘’Leila Maris, Psikiyatri bölümü.’’ 8 yıllık bu maratonun sonuna geldiğim için mutluydum, heyecanlıydım ve biraz da korkuyordum. Yaklaşık 3 ay sonra görev yerim belli olacaktı bu düşünce içimde tarif edemediğim duyguların kıpırdanmasına sebep oluyordu. Memur kadın tıpkı bir robotmuşçasına birkaç saniye içinde evrakları yazıcıdan çıkartıp bana uzattı. Masanın üzerinde duran kalemi alıp doldurmaya başladım. Westlight Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığına… Müfredatımda yer alan tüm dersleri başarıyla vermiş ve gerekli hükümleri yerine getirmiş bulunmaktayım… Doldurduğum belgeye kısaca göz atıp imzaladıktan sonra belgeleri kadına uzattım. Kadın başıyla kısa bir onay verdi. ‘’1 hafta içerisinde mezuniyetiniz onaylanmış olur. Tekrar fakülteye gelmenize gerek yok..’’ gelip bizi boşuna meşgul etmeyin ‘’en geç iki hafta içerisinde Ulusal Bilgi Sistemine düşer. Yaz sonunda görev yeriniz belli olduğunda da UBS’den öğrenebilirsiniz.’’ Normalde görev yerimin neresi olacağıyla ilgili diğer herkes gibi heyecanlı olmam gerekirdi ama ben muhtemel görev yerimi çoktan bildiğim için hiç heyecanlı değildim. Eğer biraz babamı tanıyorsam yüce Christian Reliant bunu aylar öncesinden ayarlamıştır ve görev yerim sürpriz! bir şekilde Westlight eyaletinin siyasi işlerinin yürütüldüğü Snakemountain’e çıkacaktır. Yani doğup büyüdüğüm yer, üniversiteyi okuduğum yer, evlendiğimde yaşayacağım yer, her geçen gün kendim olmaktan biraz daha uzaklaşacağım yer… Kafamdan susturamadığım birçok düşünce geçerken memura kısaca teşekkür edip odadan çıktım ve Natalie ile buluşacağımız yere doğru yürümeye başladım. Yürürken kafamdaki sesler beni boğmaya devam ediyordu. Hayatım boyunca saçma bulduğum fakat sonra bir şekilde mantık çerçevesine oturttuğum pek çok şey olmuştu. Ama soyadımın ve nüfus bilgilerimin öz babam, annem ve ağabeyimden farklı olmasına dair herhangi bir mantık geliştiremiyordum. Babam eyalet siyasetinde önde gelen bir muhafazakardı, çok uzun bir süre belki de bir kız çocuğuna sahip olmasının siyasi gücünü zayıflatabileceği için böyle bir yola başvurduğunu düşündüm. Yine de mantıksızdı çünkü siyasetteki birçok politikacının da kız çocuğu vardı. Ya da belki de ben gerçekte onun öz kızı değildim, fakat bu durumda da bana karşı bu kadar korumacı ve baskıcı olması akla yatmıyordu. Buna mantıklı açıklamalar getirmeye çalıştığım çocukluk yıllarımın ardından artık düşünmeyi bırakıp belki de yalnızca benden utandığını kabul etmiştim. Ağabeyim Paul, her zaman onun gözdesi olmuştu. Her yere onunla gidiyor, basın açıklamalarında veliaht olduğunu belli edercesine onun yanında duruyordu. Ben ise toplum içinde Christian Reliant’ın babam olduğunu bile söyleyemiyor, evimizde çalışan yaşlı bakıcım Sophie’nin torunu rolünü oynuyordum. Evde çalışan herkes işe alınmadan önce çok ciddi gizlilik sözleşmeleri imzalıyor ve bu durum sayesinde benim kim olduğum evin dışındaki kimse tarafından bilinmiyordu. Bu durumun bana hissettirdiği aşağılanmayı bastırmak için hayatım boyunca kendimi kanıtlamaya çalıştım, okul hayatım boyunca hep dereceler elde ettim ve babamın bana biçtiği tüm rolleri koşulsuz kabul ettim. Giydiğim kıyafetler, gittiğim yerler, eğitim gördüğüm okul ve hatta nişanlım Elliot Mikeson bile babamın seçimiydi. İki yıl önce bir akşam yemeğinde artık 25 yaşıma geldiğimi ve her kadın gibi mantıklı bir eş seçimi yapmam gerektiğini söylediği an itiraf etmek gerekirse bu seçimi bana bıraktığını sanmıştım. Ne kadar aptaldım ki babamın benim yerime evleneceğim kişiyi bulduğu aklıma bile gelmemişti. Konuşmanın devamında en yakın arkadaşının oğlu olan Elliot Mikeson ile ilgili bana bilmem gerekenleri sıralamış ve yarın onunla tanışacağımı söylemiş, benim onayımı alma zahmetine bile girmemişti. Avukat, 32 yaşında, muhafazakâr, hiç evlenmemiş, oldukça zengin… Neyse ki Elliot o gece rüyalarıma kabus olan cinsten biri değildi. Kibar, eğitimli ve hoş biriydi. Aynı zamanda da oldukça mesafeli ve dindar biriydi. Tam babamın hayallerini süsleyen damat! Yine de ona zaman içerisinde ısındığımı kabul etmem gerekiyor. Olaylara iyi yanından bakarsak 2 ay sonra evleneceğim adam bunların tam tersi biri de olabilirdi. Caddeden karşıya geçerken gözlerim kafenin içinde içinde beni bekleyen Natalie’yle buluştu. Onu görmem bile kafamdaki düşünceleri kovmaya yeterli gelmişti. Bu kız gerçekten bu hayatta sahip olduğum en iyi şeydi. Bana aile sıcaklığının ne olduğunu öğretmişti. Kafenin kapısını açınca dışarıdaki bunaltıcı havadan kurtulmanın rahatlığıyla Natalie’ye doğru ilerledim. Masadan kalkıp bana kocaman sarıldı. ‘’Hey, taze doktor. Beni gördüğüne mutlu olmadın mı?’’ sanki az önceki düşüncelerimi okumuş gibi sıcak bir gülümsemeyle gözlerini yüzümde gezdirdi. ‘’Hava o kadar sıcak ki buraya gelirken bayılacağım sandım. Buz gibi bir kahve içmeden kendime gelebileceğimi sanmıyorum.’’ Otururken gülümsemesine en içten şekilde karşılık verdim. Gözlerini üzerinde gezdirdi. ‘’Eh bende 90 yaşında kemikleri donmuş bir nine gibi giyinseydim bu hava benim içinde çok bunaltıcı olurdu.’’ Onu çok iyi tanımasaydım sesindeki iğnelemeyi fark edemezdim. Benim her zaman giydiğim kapalı giysilerin aksine o hiçbir zaman vücudunun güzelliğini ortaya sermekten rahatsız olmazdı. Hızlıca üzerimdeki çiçekli, yarım kollu maxi boydaki elbiseye baktım. Tarzım gerçekten de oldukça sıkıcıydı. Oysa karşımdaki kadın ince askılı minik kırmızı elbisesiyle tüm bakışları üzerine topluyordu. Bronz teni sağlıkla ışıldıyor, sarı saçları dalgalar halinde omuzlarına dökülüyordu. Hızlıca siparişimi verip dikkatimi ona verdim. ‘’Natalie, seninle tarzımı bir kez daha konuşmayacağım. Biliyorsun benim ailem oldukça muhafazakar ve bizim için senin giydiğin elbiseler uyurken bile fazla cüretkar kalır.’’ Onun yanında rahat konuşabiliyordum. Çalışanlarımız dışında küçük sırrımızı bilen tek kişi Natalie’ydi. Sonuçta babam bana bir gizlilik sözleşmesi imzalatmamıştı. ‘’Hmmm..’’ sahte bir kızgınlıkla bana bakıp ‘’Şimdi sen bana şıllık mı demek istiyorsun?’’ sigarasını yaktı ve kahkaha attı ‘’Eğer demek istediğin buysa beni gerçekten iyi tanıyorsun kızım.’’ Kahkahası bulaşıcıymış gibi beni de sardı. ‘’Rahatlığına bayılıyorum Nat. Senin gibi olmak için neler vermezdim.’’ ‘’Bekaretinle başlayabilirsin güzelim.’’ İçtiğim kahvenin yudumu boğazımda kaldı. ‘’Nat.. öhöö öhö.. alie, sesini biraz alçaltır mısın? birileri duyacak. Hem ayrıca 2 ay sonra evleniyorum yani istemesem bile o dediğin olmuş olacak.’’ Söylediği şey karşısında yanaklarımın kızarmasına engel olamadım. 3 yaşında bir çocuk siniriyle karşımdaki sarışın kadına baktığımda çok eğleniyormuş gibi görünüyordu. ‘’Ben bekaretimi kaybettiğimde üniversitenin ilk haftasıydı. Gözüme hoş gelen ilk erkeği tutup yurt odasına sürüklemiştim. Senin bunun için 27 yaşını beklemiş olman bile çok üzücü. Kendini nelerden mahrum bıraktığını anlayınca kaçan yıllarına üzüleceksin. Ayrıca Elliot’unda hayatın boyunca senin tek alternatifin olacağını düşünmekte beni kahrediyor.’’ Elinin tersini abartılı bir şekilde alnına koyup gözlerini devirdi ‘’O adamın seks yaparken bile takım elbisesini çıkardığını düşünmüyorum. Bence o kadar sıkıcı biri ki tek bir pozisyonda tüm ömrünü heba edeceksin.’’ Kahverengi gözlerinde utanmaz bir sinir bozuculuk parlıyordu ama o eğleniyormuş gibi görünüyordu. Benim aksime. ‘’Bana bak küçük solucan’’ parmağımı ona doğru salladım ‘’senin iflah olmaz seks hayatın beni hiç ilgilendirmiyor. Bu hikâyenin tüm versiyonlarını binbeşyüz kez dinlemiş olmam önüme gelen ilk erkekle yatacağım anlamına gelmiyor. Hem bana hiç hayal etme fırsatı bile bırakmıyorsun.’’ Çatık kaşlarımla gözlerimi ona diktim, onun bu utanmazlığı bana bir gün kalp krizi geçirtecekti. Gözleri ani parlamayla aydınlandı ‘’Sevgili Leila! Canım arkadaşım! Bende sana işte bunu diyorum. Hayal et! ya Elliot’un penisi tıpkı bir küçük solucan gibiyse, onunla hiç seks yapmadan evlenmiş olman seni üzmeyecek mi?’’ Bu kız gerçekten aklını kaçırmış olmalıydı. ‘’Şu konuyu kapatabilir miyiz artık? Natalie benim bunu deneyimleme şansım yok bunu en iyi sen biliyorsun. Daha önce Elliot’la defalarca yakınlaşmaya çalıştım ama evlenmeden yakınlaşamayacağımızı bana sessiz bir şekilde belli etti. Bu bence çok erdemli bir davranış. Seksten daha önemli şeyler var mesela kişisel sınırların korunması ve sadakat. Bence Elliot bu ikisine de fazlasıyla sahip.’’ Kısa bir sessizlikten sonra ekledim ‘’İşlerini hallettin mi?’’ ‘’Peki istediğin gibi olsun… Tüm eşyalarımı topladım ve nakliye şirketine verdim. Birkaç saate Goldriver’a yola çıkmış olacağım.’’ Gözlerinden anlık bir hüzün dalgası geçti. Benimse boğazıma tarif edemediğim bir yumru oturmuştu. En sevdiğim kişiyle yollarımız artık ayrılıyordu. Her gün birbirimizi göremeyecek, sahte kimliğimle barlara girip babamın duymasından endişe edemeyecek, hayatın yoğun koşuşturmacasında türlü saçmalıklara ayıracak vaktimiz olmayacaktı. Masanın üzerinden ellerini tuttum. ‘’Seni özleyeceğim. Natalie sen bu hayatta ailem olduğunu düşündüğüm insanlardan daha fazla ailemdin. Bununla nasıl başa çıkacağım bilmiyorum.’’ Gözlerimde biriken yaşlar görüşümü bulanıklaştırıyordu. ‘’Belki görev yerlerimiz düşündüğümüzden daha yakın olur. Haftasonlarını birlikte geçirmek için planlar yaparız.’’ Bu söylediklerine onun da inanmadığını biliyordum. O kesinlikle Westlight’ta kalmak istemiyordu. Goldriver’da görev yapmak istediğini belirten bir dilekçe bile vermişti. Fakat ben buradan ayrılamazdım. Bunun sebebi yalnızca babamın işinin burada olması ya da burada evlenecek olmam değildi. Goldriver insanların ve Niskhasian’ların birlikte yaşadığı bir coğrafyaydı. Bu sihirli dünya Natalie için çok kolay olsa da benim için çok gerçekdışı ve bir o kadar da imkansızdı. Babamın meclisteki rolü doğaüstü gücü olan Niskhasian’ları Goldriver’dan ait oldukları Eastfire topraklarına sürülme idealiydi. Muhafazakarlar bu konuda Goldriver liberallerini topa tutuyorlardı. Bu durumda da evlenmeyecek olsam bile orada görev almam imkansızdı. Natalie benim Elliot’la evlenmekten vazgeçeceğime dair hala bir umut besliyordu. Bunu gözlerinden anlıyordum. ‘’Biliyorsun Natalie, evlenmeyecek olsam bile babam asla orada görev almama izin vermez. Hem ayrıca orası benim için çok başka bir dünya. Hayatım boyunca Westlight’tan çıkmadım ve tek bir Niskhasian’la bile karşılaşmadım. Bunu yapmak için yeterli cesaretim olmadığını söylememe gerek bile yok.’’ Bu sözlerimden sonra gözlerinin içine bakacak cesaretim kalmamıştı, ayakkabılarımı incelemeye başladım. Eli sıcacık bir güvenle parmaklarıma dokundu. ‘’27 yaşındasın babanın her söylediğini yapmak için biraz fazla büyük sayılırsın. Hem Niskhasian’lar da senin benim gibi birer insan. Yaratılışlarından gelen birazcık doğaüstü güç onları kötü varlıklar haline getirmiyor Leila. Doğduğum mahallede birçok komşumuz Niskhasian’dı, ben büyürken bir çoğunun yaşlanmaması ve bazen parti verdikleri zaman pencerelerinden sızan sihirli ışıklar dışında diğer insanlardan farklı gelen tek bir yanlarını dahi görmedim.’’ Sesi bana cesaret vermeye çalışıyormuş gibi yumuşacıktı. ‘’Sen iyi bir dostsun, belki bir gün senin yanına gelmek için buna cesaret edebilirim.’’ Diyerek konuyu kapatmaya çalıştım. Konuyu kapatmaya çalıştığımı anlamış gibi saatine baktı ve göz kırptı. ‘’Şimdi gitmem gerek, biliyorsun yarın büyük gün. Akşam eve gidince devasa bir tatil valizi hazırlamam lazım.’’ Tüm dişlerini gözler önüne seren bir gülümsemeyle yüzüme baktı. ‘’Ahh bilmez miyim, Robert’la iyi eğlenceler. Bütün bir ay boyunca benim içinde bol bol güneşlen ve denizin tadını çıkar. Çünkü ben bu sürede düğün için son hazırlıkları tamamlamaya, eğer tanrı yardımcım olursa kafayı yememeye çalışacağım. Ayrıca belirtmek isterim ki en yakın arkadaşım düğünümden en az 3 gün önce yanımda olmazsa onu parçalarım’’ ‘’Bu işte tek başınasın kızım.’’ Burnunun üstünü kırıştırarak bana acımasız bir gülümseme attı. Ama yine de benim için ne olursa olsun erken geleceğimi biliyordum. Onu kollarımla sardım yanağına samimi bir öpücük kondurdum. ‘’Seni seviyorum Nat, iyi eğlenceler.’’ ‘’Görüşürüz Leila, seni seviyorum.’’ Ben hesabı ödemek için kasaya giderken o çoktan arabasına doğru yürümeye başlamıştı. Hesabı öderken gözüm camlı dolabın içindeki elmalı turtaya kaydı. Elliot’un en sevdiği tatlıydı. Telefonumun ekranını açıp saate baktığımda saatin 13.18 olduğunu gördüm. Elliot öğle molasında olmalıydı ve ofisi de buraya 5 dakika mesafedeydi. Parmağımla dolabı işaret ettim. ‘’Şuradaki elmalı turtadan da ekleyebilir misiniz?’’ Görevli elmalı turtayı karton bir kutuya koyarken hesabı ödedim. Öğle sıcağında şehrin en işlek caddelerinden birinde hızla adımlamaya başladım. İçimden bir ses haber vermeden gitmenin kabalık sayılabileceğini söylese de o sesi bastırmaya çalıştım. Sonuçta Elliot benim nişanlımdı ve iki ay sonra düğünümüz vardı. Yani bu tarz bir sürpriz abes olmazdı. Hem nişanlandığımızdan beri çok fazla baş başa vakit geçirememiştik son iki ayda birbirimizi biraz daha yakından tanımanın faydalı olacağını düşünüyordum. Rezidansa girdiğimde danışmadaki görevli beni karşıladı. ‘’Merhaba Bayan Maris, Bay Mikeson’a geldiğinizi haber vereyim.’’ Eli tam telefona gittiğinde ‘’Şey… aslında haber vermeseniz iyi olur. Çünkü ona bir sürpriz yapmak istiyorum.’’ Deyip elimdeki karton kutuyu kaldırdım. Yüzü anlayışla neşelendi, ‘’Tabi efendim, nasıl isterseniz.’’ Deyip başıyla asansörü işaret etti. Asansöre bindiğimde 9. Katı tuşladım. Elliot’un ofisinin olduğu rezidans çok lükstü. Genellikle önemli siyasetçilerin, avukatların ve finansçıların ofisleri burada olurdu. Şehrin en popüler iş merkezlerinden birisiydi. Asansörün kapısının açılmasıyla ferah koridorun sonundaki üzerinde ‘’Elliot Mikeson’’ yazan gösterişli kapıya doğru yürümeye başladım. Ofisin kapısı kapalıydı, içeriden yavaş bir müzik sesi geliyordu. Kapının tokmağını birkaç kez vurdum fakat açan olmadı. Elliot öğle yemeğini yedikten sonra ofisindeki koltukta dinlenirken uyumuş olmalıydı. Tam arkamı dönüp gideceğim sırada aklıma çantamdaki yedek anahtar geldi. Elliot birkaç ay önce iş gezisine giderken çiçeklerinin bakımını yapmam için anahtarı bana vermişti. Son dakika sekreteri ayağını kırıp işe gelemeyeceğini bildirince bende seve seve kabul etmiştim. Anahtarı çantamdan çıkarıp delikte çevirdim. Kapı sessiz bir şekilde açıldı. Müzik dışarıdan duyulduğundan çok daha yüksek sesteydi. Yavaş adımlarla Elliot’un kapısına yaklaştığımda garip bir gıcırtı ve iki kişinin kesik kesik nefeslerini duymaya başladım. Ne olduğunu anlamak için biraz daha yaklaştım, kalbim güm güm atıyordu. İçerideki sesleri duymaya çalışarak nefesimi tuttum. ‘’Devam et… İşte böyle. Ah, çok iyi...’’ ‘’Seni küçük fahişe, sikimin içinde olmasını çok seviyorsun değil mi?’’ ‘’Elliot daha fazlasına ihtiyacım var.’’ Ne olduğunu anladığım an beynimin içinde ince bir siren çalmaya başladı. Zihnim savaş ve kaç tepkisinin arasında sıkışmıştı. Ya odaya girip yaptıkları şeye gözlerimle tanık olacaktım ya da yüzleşmeye korkan bir çocuk gibi kaçıp buna hiç tanık olmamış gibi yaşamaya devam edecektim. Dizlerim güçsüzlükle titremeye başlarken derin bir nefes aldım, gözlerimden aşağı süzülen yaşları avucumun içiyle sildim. Tüm gücümü toplayıp kapıyı sert bir şekilde ardına kadar açtım. Kapının duvara vurma sesiyle iki çift göz bana doğru döndü. Elliot Mikeson, Sarah Miller’ı ofis masasının üzerine yatırmış üzerindeki gömleğin tüm düğmelerini açmış eteğini ise beline kadar sıyırmıştı. Sarah’nın çıplak göğüsleri Elliot’un beyaz gömleğine değiyor, elleri ise nişanlımın saçlarını kavrıyordu. Beni görünce donakaldılar. Nişanlım sekreterinin içinden dahi çıkamadı. Kapıyı açmadan önce göreceğim sahneyi adım gibi biliyor olsam da görmek ve bilmek tamamen farklı şeylerdi. Vücudum kontrolünü kaybetti, avuç içlerim terlemeye başladı. O ana kadar hala elmalı turta kutusunu tuttuğumu bile fark etmemiştim. Zihnimin içinde tehlike çanları çalmaya başlamış artık gitmem gerektiğini söylüyordu. ‘’Leila… sen nasıl girdin içeri?’’ Elliot şok olmuş bir ifadeyle yüzüme bakıyordu, bir yandan da dizlerine kadar indirdiği takım elbisenin pantolonunu toplamaya çalışıyordu. Nihayet işi bittiğinde paniklemiş bir halde karşımda dikildi. Elleriyle sarı saçlarını düzeltiyor, kızarmış yüzünü ovalıyordu. Sorusuna karşılık çantamdan bana verdiği anahtarı çıkarıp yüzüne fırlattım. ‘’Bu anahtarlarla girdim.’’ Gözlerimdeki yaşlar yerini çelik gibi sert bakışlara bırakmıştı. ‘’Ama sence de soruları benim sormam gerekmiyor mu?’’ Nişanlım paniklemiş halde bana doğru bir adım attı. ‘’Lütfen Leila, gördüğün şeyin nasıl anlaşıldığını biliyorum ama sadece beni biraz dinle.’’ Dalga mı geçiyordu? Seni aldattım ama yanlışlıkla oldu falan demeyecekti herhalde. Bir adım geri atarak aramızdaki mesafeyi açtım. Masadan kalkıp gömleğinin düğmelerini iliklemeye çalışan Sarah’yı göstererek ‘’Neyi anlatacaksın? Küçük fahişenin içinde olmanı nasıl sevdiğini mi?’’ Az önce onları dinlediğimi açıkça belirtmiştim. Gözlerim nefretle ikisinin arasında mekik dokuyordu. Sorum karşısında hazırlıksız yakalanmıştı. ‘’Leila, ben…’’ ne diyeceğini tartıyormuş gibi birkaç saniye düşündü. ‘’Ben bir erkeğim. Bazı ihtiyaçlarım var. Bunu senin anlamanı beklemiyorum..’’ gözleri odadan kaçarcasına çıkan Sarah’ya kaydı, bana tekrar baktığında konuşmaya devam etti. ‘’Onun benim için hiçbir anlamı yok. Benim evleneceğim kadın sensin.’’ Öfke vücudum üzerindeki etkisini artırıyordu. Elliot konuşmaya devam ettikçe dişlerimi daha da sıkmaya başlıyordum. ‘’Ben senin nişanlınım göt herif. İki ay sonra evlenecektik. Seni ofisinde sekreterini becerirken görüyorum ve senin söylediğin şey bu mu?’’ Sesimin tonu her kelimede daha yüksek çıkıyordu. ‘’Bir kadın olarak benim de ihtiyaçlarım var ama ben her hoşuma giden erkeğe bacaklarımı açmıyorum.’’ Son cümlemden sonra gözlerinde bir öfke gördüğüme yemin edebilirim. Uzun bir adımla aramızdaki mesafeyi kapattı. Eliyle kolumu kavrayıp beni sertçe sarstı. ‘’Sen ne söylediğinin farkında mısın? Bir kadın için bekaret kutsaldır, bir kadının her şeyidir. Bir daha benimle konuşurken ne söyleyeceğini iki kere düşünmeni öneririm. Eğer bakire olmasaydın Sarah’ya yaptıklarımı çoktan senin üzerinde denemiştim ama bunun için düğün gecemizi bekliyorum. Çünkü seninle eğlenmiyorum, seninle evleneceğim.’’ Öfkeli nefesini yüzümde hissettim. Konuştukça daha da batıyordu. Benim 2 yıldır tanıdığımı sandığım adamla şu an bu sözleri sarf eden adam aynı kişi olamazdı. Gerçi benim tanıdığımı sandığım adam sekreterini masasına da yatırmazdı. ‘’Sen sekreterini ofisinde masana yatırınca sorun olmuyor ama benim tek bir lafım bile cezalandırılması gereken bir şey oluyor öyle mi?’’ Sinirden kahkaha atmaya başladım. ‘’Ben paketinin açılmasını bekleyen bir hediye değilim Elliot.’’ Kahkaham sonunda susmuş sözlerim buz gibi bir havaya bürünmüştü. Bakışlarımı artık iğrendiğim gözlerine kilitledim ve devam ettim. ‘’Ayrıca artık seninle evlenmek istemiyorum. Kendine başka bir kutsal bakire bulsan iyi edersin.’’ Kolumu ellerinin arasından kurtarıp arkamı döndüm ve çıkışa doğru yürümeye devam ederken arkamdan öfkeli seslenişini duyabiliyordum. ‘’Bizim evliliğimizin feshi senin verebileceğin bir karar değil. Şanslısın ki bu konuyu babana açmayacağım, senin hatanı fark edip beni aramanı bekleyeceğim.’’ Siktiğimin egoisti. Yürürken ona orta parmağımı kaldırıp ofisin kapısını çarparak kapattım. Siktir, Natalie bu hareketimi görse benimle gurur duyardı… — — — — — — — — — Merhaba sevgili okuyucu… 🥰 Leila’yla yaptığımız bu soluksuz yolculukta bizi yalnız bırakmadığın için teşekkür ederiz. ♥️ Umarım hikayeyi sever, keyifle okursun. ⭐️

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

AFET-İ DEVRAN (+18)

read
30.1K
bc

Mafyaya tutsak

read
15.7K
bc

Askerin Zeynosu [+18]

read
684.7K
bc

Vincent Raphael +18

read
15.0K
bc

ZÂLİM: KÖTÜ ADAM +18

read
87.2K
bc

TÖREYLE YAZILAN +18

read
17.3K
bc

Berdel Kanunu

read
191.3K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook