3.BÖLÜM [TEHDİT]

971 Kelimeler
Keyifli okumalar Sabah saat 8'de kalkmış ve üstümüzü giyinmiştik. Telefonuma gelen mesajla okulun bugün değil yarın açılacağını öğrenmiştim. Ardından Evan'dan bir mesaj gelmiş ve akşam yemeğine değil de kahvaltıya gelmem istenmişti. Elbisemi giymiş ayakkabı olarak siyah bir topuklu ayakkabı tercih etmiştim. Nova ise 'zaten elbisenin altından gözükmez' diyerek beyaz spor ayakkabılarını giymişti. Aşağı indiğimizde askerler bizi bekliyordu. Kapıda bizi bekleyen hizmetlilerden birinin elindeki siyah pelerinimi aldım ve üzerime geçirdim Nova'da pelerininin iplerini bağlıyordu. Siyah üniformalı askerlerimin hemen gerisinde duran, kırmızı üniformalı Ignis askerlerine baktım. Beni gören askerlerden biri öne çıktı sağ elini yumruk yapıp sertçe kalbine vurdu ve kafasını aşağı eğerek bakışlarını yere sabitledi. Diğer üç asker de aynısını yaptı. Elimi hafifçe yukarı kaldırmamla başlarını kaldırdılar. "Prenses Dora Celestia, Kral Josh Ignis bizi, size eşlik etmemiz için görevlendirdi." dedikten sonra askerlerimden biri portal açtı. Nova'yla beraber portaldan geçtik. Biz etrafı incelerken arkamızdan askerler de geldi ve portal kapandı. Ignis Krallığı gayet normal gözüküyordu beklediğimin aksine. Yani etrafta alevden şelaler yanardağlar falan yoktu. Sarayın bahçe kapısının önündeydik. Az sonra büyük kapı açıldı ve biz içeri girdik. Saray devasa bir büyüklükteydi. Bahçesi de büyüktü. Ignis Krallığının Saray ve şehir merkezinden başka hiçbir yeri önemsemediğini biliyordum. Köylerindeki insanlar sefalet içindeydi. Celestia'nın Sarayı asla köylerinden ve şehir merkezinden daha görkemli olmamıştı hiçbir zaman. Halkımız her şeyden önce gelirdi. Büyük bahçeyi geçip saray kapısına yaklaştığımızda ileride üç kişinin bizi beklediğini gördüm. Kevin, Evan ve yanlarında bir kız. Kızın kim olduğunu bilmiyordum. En fazla on altı yaşında olmalıydı. İri mavi gözleri ve beyaza yakın sarı saçları vardı. Üzerinde mor, kabarık, uzun bir elbise vardı. Elbisenin kolları tüldendi ve dirseklerine kadar geliyordu. Yürümeye devam ederken Nova'ya döndüm ve fısıldayarak konuşmaya başladım. "Şu kız kim sence?" Nova bana sırıtarak baktı ve "Kıskandın mı?" diye sordu. "Saçmalama küçücük kızdan mı kıskanacağım. Kim olduğunu sordum sadece." Gülerek bana baktı. Bir süre kızı izledikten sonra, "Kardeşi Isabella muhtemelen. Evan'ın yani. Kraliçe Rose'u küçükken görmüştüm. Tıpkı ona benziyor." dedi. Kraliçe Rose iki yıl önceki saldırıda ailemle beraber ölmüştü. Nasıl ve kim tarafından saldırıya uğradıklarını hiçbir zaman öğrenememiştik. Yanlarına vardığımızda Isabella hızla yanımıza geldi. Kafasını öne eğerek bizi selamladı. Biz de onu selamladığımızda heyecanla konuşmaya başladı. "Prenses Dora merhaba. Ben Isabella." "Merhaba Isabella." Gülümseyerek konuşmaya başladı "Buyrun içeri geçelim. Kral Josh sizi bekliyor." Babasından bu şekilde bahsetmesini garipsesem de bir şey demeden yanında ilerlemeye başladım. Evan'a kısaca bakarak önünden geçtim. Kevin'la göz göze geldiğimizde gülümseyerek göz kırptı. Ona öpücük attım ve gülümsedim. Kevin şüphesiz en sevdiğim elementumdu. Merdivenlerden çıkarken Isabella konuştu. "Sizinle bu sabah okulda tanışacağımı düşünüyordum. Ama bu şekilde olması daha güzel oldu. Beraber kahvaltı yaparken sohbet edebiliriz. Değil mi?" Hevesle yüzüme bakıyordu. "Tabii ki. Ama bana ismimle hitap et lütfen." Gülümsedi ve başıyla onayladı. Sarayın içi de dışı kadar büyük ve görkemliydi. Merdivenleri çıkıp biraz yürüdük ve büyük bir kapının önünde durduk. İki asker kapıyı açtı ve büyük salona girdik. Ortada uzun büyük bir masa ve etrafında sayamadığım kadar sandalye vardı. Masanın tam ortasına denk gelen büyük bir avize asılıydı tavanda. Her şey altındandı. Duvarlar, sandayeler,kapı.. Bu görüntü kusma isteği yaratmıştı bende. Kral en baştaki sandalyede oturuyordu. Bizi görünce gülümsedi ve ayağa kalktı. "Hoşgeldiniz Prenses. Davetimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim." Elini uzattı ve tutmamı bekledi. Tamamen yapmacık bir şekilde gülümsedim ve uzattığı elini sıktım. "Rica ederim Kral Josh. Burada olmaktan çok memnunum." Yalan. Birkaç hizmetli ellerindeki yiyeceklerle zaten üzerinde yer kalmayan masayı donatmaya devam ederken iki hizmetli de gelip pelerinlerimizi aldılar. Kral Josh masanın başına otururken sağ tarafına ben, soluna yani hemen karşıma ise Evan oturmuştu. Nova yanımdaki sandalyeye oturacağı sırada Isabella hızla gelmiş ve yanıma oturmuştu. Gülerek Nova'ya baktığımda gözlerini devirdi ve Evan'ın yanında oturan Kevin'ın yanına geçti. Kahvaltıya başladığımızda Kral Josh konuşmaya başladı. "Bizim yanımızda gözükmen gerçekten çok önemli bizim için Dora. Quod Krallığı köylerimize ve şehir merkezine saldıyor. Senin yanımızda olduğunu görürlerse korkacaklardır." Elimdeki çatalı tabağımın kenarına bıraktım ve Kral'a dönerek konuşmaya başladım. "Barış ortamının bozulması çok üzücü. Köylerdeki tahribat için yardım göndermek isterim. Hasar fazla mı?" Kral sorum karşısında duraksadı ve yüzüme bakmaya başladı. Boğazını temizledi ve uzanıp suyundan bir yudum içti. Hala cevap vermemesi garipti. Bakışlarımı Evan'a çevirdiğimde kaşlarını çatmış babasına bakıyordu. "Cevap vermeyecek misiniz Kralım." Kralım mı? Nasıl bir ilişkisi vardı bu adamın çocuklarıyla. "Ah sen endişelenme Dora biz ilgileniyoruz bu konuyla." Samimiyetsizce gülümsedi ve önüne döndü. Nova'ya baktığımda o da garip bakışlarla bana bakıyordu. Bu adamda bir gariplik vardı. "Bu adamda bir şeyler var. Demedi deme Dora." Kafamın içinde Nova'nın sesini duyduğumda kaşlarımı çattım. İkimiz de bu şekilde düşünüyorsak gerçekten bir gariplik olmalıydı. Kral az sonra ayağa kalktı, Evan, Isabella, Nova ve Kevin da onunla beraber ayaklandı. Nova gözlerini irileştirerek bana baktığında ben de ayağa kalktım. "Siz devam edin lütfen benim biraz işim var." dedi ve salondan çıktı. Tekrar yerlerimize oturduk. Evan'a baktığımda huzursuz olduğunu görmüştüm. Isabella heyecanla bir şeyler anlatırken hepimiz onu dinliyorduk. Evan ise gittikçe huzursuzlaşıyordu. Bana attığı kaçamak bakışları farkediyordum ama neden huzursuz olduğunu anlamamıştım. Benden mi rahatsız olmuştu? Bu düşünce canımı acıttığında hızla kafamı iki yana salladım. Neden benden rahatsız olsundu ki? "Değil mi Dora?" Isabella'nın sorusuyla ona döndüm. "Efendim?" "Diyorum ki-" Isabella'nın sözü dışarıdan gelen gürültü ve çığlıklarla kesildiğinde hepimiz korkuyla ayaklandık. Isabella korku dolu bakışlarla koluma dokundu. "N'oluyor. Dora?" Evan hızlıca geldi ve ona sarıldı. Daha sonra Kevin'a döndü. "Kevin İsabella'yı koru burada bekleyin ben ne olduğuna bakıp geleceğim." "Ben de geliyorum." Bana baktı ve başını salladı. "Tamam gidelim." Doraya döndüm ve yanına ilerledim. Kolundan tutup hızlıca konuştum. "Sen de Kevin ile kal Nova. Sakın ayrılma buradan." "Saçmalama seni asla yalnız bırakmam. Ben de geliyorum." "Nova lütfen. Dışarıda ne oluyor bilmiyoruz. Aklım sende kalmasın burada bekle." Yine itiraz edeceği sırada kapının dışında bekleyen Evan'ın yanına doğru koştum. Arkamı döndüm, Nova'nın geldiğini görmemle ellerimi kaldırıp kapıya doğrultmam bir oldu. Gözlerimi kapatıp fısıldadım, "Claus". Sertçe çarpan kapının sesiyle gözlerimi araladım. Nova kapıya vurup açmam için bağırıyordu. Evan'la merdivenlerden indik ve sarayın bahçesine çıktık. Yorum yapmayı unutmayın.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE