Asya'yı okula bıraktıktan sonra yeni yaşayacağımız eve doğru ilerlerken içimde bir kıpırtı, bir heyecan vardı. Sevdiğim adamla evleniyor olmanın verdiği coşku, yüzümde tatlı bir tebessüm yaratmıştı. Onunla aylardır aynı evde nefes alıp, bir yuvayı paylaşmanın verdiği derin bir bağ hissediyordum. Şimdi ise, onun soyadını alacak, hayatımızı resmi bir şekilde birleştirecektik. Bu düşünce, kalbimi sıcak bir mutlulukla dolduruyordu; sadece beni değil, kızımızı da. Asya'ya bu haberi verdiğimizde, gözlerinin nasıl parladığını unutamıyordum. O minik gözler, sevinçle parlayan iki yıldız gibiydi. Nasıl olmasın ki? Anne ve babasının düğününde gelinlik giyecekti, küçük bir prenses gibi. "Annemle babamın düğünde gelinlik giyip saatlerce oynayacağım," diyordu, sesinde çocuksu bir heyecanla her akşam on

