1. BÖLÜM
Kasım ayının başlarıydı. Arkadaşlarının yanından akşam saat beş gibi geldi. Daha eve girmeden içerideki kalabalığı duyabiliyordu. Yedek anahtarı ile kapıyı yavaşça açtı. Gamze zaten yorulmuştu ve arkadaşlarıyla yaptığı saatlerce muhabbetten sonra mahalledeki teyzelerin konuşmasına katlanmak istemiyordu. İçeri girdiği sırada koridorun karşısında ona dik dik bakan Aysel hanımı gördü. Beyazları görünmesin diye her ay saçını düzenli sarıya boyayan ve dedikodudan başka hiçbir şey ile ilgisi olmayan bir kadındı.
"Gamze kızım!"
Gamze bir an için gözlerini kapattı. Çoktan görülmüştü ve içerideki teyzelerle yapması gereken gereksiz muhabbeti çoktan aklında canlandırmaya başlamıştı bile. "Aysel teyze hoş geldin!" dedi yalan bir tebessüm ile. "Üstümü değiştirip geliyorum hemen!" Hızlıca odasına gitti. Kıyafetlerini değiştirdikten sonra odasından çıktı. Oturma odasına doğru giderken mutfakta annesini gördü. Eşini kaybetmesinin ardından tek başına büyütmüştü kızı Gamzeyi, evin tek gülüydü onun için, vazgeçilmez bir evlattı. Kızıyla her zaman gurur duydu, eşinin vefatından sonra kızının bir hemşire olup tıpkı babası gibi diğer insanların hayatlarını kurtaracağını bilmek onun için yeterliydi. Gamzeyi ne zaman görse tüm acılarını unuturdu, tıpkı o gün Gamzenin mutafağa girdiği anda unuttuğu gibi. Gamze mutfağa girdikten sonra direkt annesine sarıldı, sıkı sıkı sarılıp bir süre bırakmadı. Annesinin kokusunu içine çektikten sonra taze pişmiş yaprak sarmalarını ikişer üçer tane attı ağzına. "Kızım misafirler yesin önce!" sesinde her zaman bir mutluluk vardı. "Taze gördüm mü kaçırmam, ilk ben yerim." Gamze birkaç tane yedikten sonra küçük tabaklara beşer tane yaprak sarması ve yanına da iki kaşık kısır koydu. Eline alabildiği kadar tabağı alarak içerideki misafirlere götürdü, ardından da annesi elinde çay tepsisi ile içeri girdi.
Her zaman olduğu gibi Aysel hanım lafa tuttu Gamze'yi. Sorularına "Nasılsın kızım?" ile başladı.
"İyiyim Aysel teyzecim sen nasılsın?"
"Hamdolsun, annen çağırdı bugün, arkadaşlarla haberleştik topluca geldik."
"İyi yapmışsınız."
Aralarındaki muhabbet devam ettikçe konularda derinleşmeye başlamıştı. Ve sonunda konu evlilikten işe geldi.
"Atanmayı mı bekliyorsun hala?"
"Evet Aysel teyze."
"Ee.. Nasıl oluyor peki bu işler? Böyle hemen mezun olunca giremiyor musun bir işe?"
"Yok. Bizim meslekte olmuyor, anca özel hastaneye falan gireceksen şart değil ama onu da ben istemiyorum. En yoğun vakalar genelde devlet hastanelerinde oluyor. O yüzden bekliyorum."
"Zor be Gamze. Bakmıyor musun iş falan. Bak annen yaşlı insan, yoruluyor artık."
"Bakıyorum bakmasına da bana göre bir iş bulamıyorum."
"Bakıcılık falan düşünmüyor musun?"
"Aslında olur ama onun için çok gencim daha."
"Vallahi bu devirde kimse hemşirelikten mezun bir bakıcıyı kaçırmaz ben sana söyleyeyim."
Gamzenin yüzü yavaş yavaş buruşmaya başladı. Aysel hanımın konuşmaları ona hiç hitap etmiyordu. Annesi durumu anladığında hemen araya başka bir muhabbet sıkıştırmaya çalıştı. Fakat Aysel hanımın iş muhabbetini açmasının ardında başka bir sebep vardı. Yakın zamanda kendisinin başvurup giremediği bir bakıcılık işi vardı. İşveren bakıcılığı yapılacak kadın için kalifiye eleman talep ediyordu ve maaşı da dolgundu.
"Geçen hafta gazetede bir ilan gördüm."
"Gazete mi okuyorsun hala?"
"Telefondan beceremiyorum bir türlü ne yapayım ayol!"
"Ne ilanı gördün?"
"Bakıcılık ilanı gördüm bir tane. Yaşlı bir kadın için bakıcı arıyorlarmış bende aradım hemen ama biz sizi ararız dediler."
"Anladım, sen o yüzden bana bakıcı falan diyorsun."
"Öyle deme kızım maaşı çok iyi, hem kadın yaşlıdır, senin de elin alışkın yaşlı insanlara, yemek yapmayacaksın bir şey yapmayacaksın, bir tek ilaçlarını verirsin o kadar!"
"Nereden biliyorsun ki yemek yaptırmayacaklarını."
"Zenginler çünkü kızım, koskoca şirketi aradım ben kesin birisinin annesidir."
Gamze birkaç saniye düşündü, daha sonra annesine daha sonra tekrar Aysel hanıma baktı. "Neyse aysel teyze konuşuruz sonra ben biraz uyuyayım, bugün çok yoruldum dinleneyim. Sakın kusura bakmayın olur mu?" Aysel hanım biraz bozulsada belli etmedi, odadaki diğer insanlar içinde Gamze'nin o an dinlenecek olması bir sorun teşkil edemezdi. Gamze kalktı ve odasına gitti. Birkaç saat kestirmek için yatağına yattığında annesine nasıl destek olabileceğini düşünüp durdu, sonrada daha anlamadan uykuya daldı.
Gamze için birkaç saniye geçti, kapı sakince açıldı. Gelen annesiydi. Kızının saçlarını yavaşça yüzünden çektikten sonra sakince ona seslendi. "Gamze hadi kalk kızım bir şeyler ye atarsın tekrar." Gamze yatakta geçirdiği birkaç dakikanın ardından kalktı, elini yüzünü yıkadı ve sofraya oturdu. Uyanır uyanmaz annesine destek olması gerektiği tekrar aklına gelmişti, elini yüzünü yıkarkan de yemeğini yerken de aklındaydı. Annesi Gamze'nin sakin bakışlarını yakaladı.
"Neyin var kızım?"
"Yok bir şey anne, öyle dalmışım."
"Kızım sen öyle dalmazsın ki, neyin var söyle."
Gamze kaşığı yemeğin içinde gezdirdi.
"Babam öldüğünden beri bana baktın, evi temizledin, çamaşırlarımı yıkadın, el işi yaptın kira verdin, karnımızı doyurdun. Bende hep yük oldum sana."
Gamze'nin gözleri doldu ve birden ağlamaya başladı. Elindeki kaşıktan yemek damlarken bir yandan da göz yaşlarını silmeye çalıştığında kaşıktaki yemek üstüne damladı. Annesi hemen kalkarak peçete ile damlayan yemeği sildi.